Block title
Block content
Hata 14: Zülfikar ve Asâ-yı Mûsâ’nın gizli satılmasına.

Cevap: Doğrudan doğruya Diyanet Riyasetine berâ-yı malûmat bu mecmuaların gönderilmesi, hem alenen İstanbul’da ciltlenmesi ve İstanbul’daki mühim zâtlara, hattâ bazı kitapçılara—ki, Hindistan’a kadar gönderilmek için—gönderilmesi, gizli satılmadığını, belki ilânatla, teşhir edilmekle satıldığı bu hatasını gösteriyor.

Hata 15: “Yüz kırk sûre Kur’ân” demesine.

Cevap: Kur’ân yüz on dört sûre olduğunu, Kur’ân’ı okuyan herkes bildiği halde, sathîliği ve aceleliği bu acip yanlışa sevketmiş.

Hata 16: Kur’ân-ı Kerîme âdetâ bir nazîre.

Cevap: Bin defa hâşâ! Risale-i Nur Kur’ân’ın bu asırda bir mu’cize-i mâneviyesinin bir âyinesi ve ondan tereşşuh etmiş bir tefsiri olduğuna bütün Nurcuların ve Risale-i Nur’daki yazıları görenlerin kanaatleri, bu yanlışı tekzip ediyor.

Hata 17: Risale-i Nur yüz kırk parçadan ibaret olan.

Cevap: Müdafaatımda belki pek çok defalar lüzumu için yüz otuz parça diye tekrarımız bu yanlışını gösteriyor.

Hata 18: Risale-i Nur’un telifi yirmi üç senede tamamlandığı bildirilen.

Cevap: İmam-ı Ali’nin (r.a.) ve Gavs-ı Âzam’ın (k.s.) işârât-ı gaybiyeleriyle ve mânâ-yı işarîsiyle, bir vakit yirmi dört senede Risale-i Nur tamam olacak denilmesi, o yanlışı tashih eder.

Hata 19: Üç kitapta toplanan Nur Risalelerinin.

Cevap: Belki, yalnız Yirmi Yedinci Mektup, lâhikasıyla beraber o üç mecmua kadar büyük olduğu gibi, onlardaki Nurun risaleleri o üç mecmuada ancak beşten birisi olması, dikkatsizlikten gelen bu yanlışını gösteriyor.

Hata 20: Perakende halinde bulunan Nur Risaleleri.

Cevap: Şimdi, Nurları yazan kalemlerin yüz binler ve güzel, itina ile, tevafukla yazan yüzler kâtibin aşk-ı imanî ve ilmî ile yazdıkları Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar namı verilmesi zâhir bir yanlıştır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acayip, şaşırtıcı
âdetâ : sanki, tıpkı
alenen : gizli olmayarak, açıktan
âlim : ilim sahibi, bilgili olan
asır : yüzyıl
aşk-ı imanî ve ilmî : imandan ve ilimden gelen öğrenme aşkı
berâ-yı malûmat : bilgi ve malumat için, bilgi vermek için
Diyanet Riyaseti : Diyanet İşleri Başkanlığı
hâşâ : asla öyle değil
ilânat : ilânlar, duyurular
ilzam eden : susturan
işârât-ı gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaretler
itina : özel dikkat, özen gösterme
kanaat : görüş, fikir
kâtib : yazan, yazıcı
lâhika : ek, ilâve
mânâ-yı işarî : işaret ettiği mânâ
mecmua : kitap
mevzu : konu, bahis
mu’cize-i mâneviye : mânevî mu’cize
müdafaat : savunmalar
mühim : önemli
nam : ad
nazîre : benzer, misil, denk
Nur Risaleleri : Risale-i Nur’un konuları, parçaları
sathî : yüzeysel
sevk etmek : göndermek
sûre : Kur’ân-ı Kerimin ayrıldığı 114 bölümden herbiri
tashih etmek : düzeltmek
tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
tekzip : yalanlama
telif : yazma
tereşşuh : sızıntı
teşhir etme : sergileme
tevafuk : denk gelme, uygunluk
zahir : açık
Zülfikar : Üstad Bediüzzaman’ın Kur’ân’a ve Peygamberimizin (a.s.m.) mu’cizelerine dair olan bir eseri
Yükleniyor...