Block title
Block content
Hata 48: Risale-i Nur’un tokadı olarak vasıflandırmaktadır.

Cevap: Bunu müdafaatımda pek zâhir bir hatâ olduğunu ispat ettiğimiz gibi; Risale-i Nur’un tokadıdır denilmemiş; belki “Risale-i Nur sadaka-i makbule gibi belâların def’ine vesile olmasından, o gizlendiği ve müsadere edildiği zamanda bazı belâlar fırsat bulup başımıza gelir” denilmiş. Bu ise adalet-i İlâhiyenin bir tokadıdır.

Hata 49: Muhtelif yerlerde olan zelzeleler ve seylâplar, Risale-i Nur’un şiddetli birer tokadı olarak vuku bulmuştur.

Cevap: Cevabı mükerrer verilmiş bir hatâyı tekrar etmek garazkârâne bir yanlıştır.

Hata 50-51: Bu seylâp ve zelzelelerden Risale-i Nur’un ve binnetice kendisinin kerametiyle kurtulmuşlardır. Ve mâsumlar ve çocuklar o belâlardan zarar görmüşler. Said bunu izah etmemiş ve edememiştir.

Cevap: Risale-i Nur’un mükerrer yerlerinde yazılmış ki, zâlimlere gelen musibetlerde mâsumların telef olan malları sadaka ve vefat edenler de şehid hükmünde olduğunu beyan, bu yanlışını ve sathîliğini gösterir.

Hata 52: Hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu inkâr yoluna sapmak gibi bir tezada düşmüştür.

Cevap: Risale-i Nur’dan Kader Risalesi olan Yirmi Altıncı Sözün sırr-ı kaderi emsalsiz bir surette beyanı ve imanın erkânlarını Risale-i Nur’un harika bir tarzda ispatı meydanda iken, böyle bir iftira garazkârlıktan başka birşey değildir.

Hata 53: Nur şakirtlerinin bazıları ona bir mehdîlik de tevcih etmişlerdir.

Cevap: İtiraznamemde kat’î hüccetlerle onun bu hatâsı reddedilmiş. Hem hiçbir vakit, değil böyle büyük makamları, belki küçük medih ve hüsn-ü zan ile nefs-i emmâresine bir benlik vermemek için reddettiği mahkemelerde de görülmüştür.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet-i İlâhiye : Allah’ın adaleti
belâ : büyük sıkıntı
beyan : açıklama, anlatım
binnetice : neticede, netice olarak
def’ : ortadan kaldırma, mâni olma
emsalsiz : benzersiz, eşsiz
erkân : esaslar, temel unsurlar
garazkârâne : garaz edercesine, kin güderek
garazkârlık : kötü niyetlilik, kin gütme
hayır ve şer : iyilik ve kötülük
hüccet : güçlü delil, kanıt
hüsn-ü zan : güzel düşünce
iftira : yalan yere birisini suçlama, suç atma
inkâr : inanmama, kabul etmeme
işaret-i gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaret
itirazname : itiraz dilekçesi
izah etme : açıklama
kat’î : kesin
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, Onun sevgili kullarında görünen olağanüstü hâller
mâsum : günahsız, suçsuz
medih : övgü
muhtelif : çeşitli
musibet : belâ, büyük sıkıntı
müdafaat : savunmalar
mükerrer : tekrar tekrar, tekrarla
müsâdere : yasak edilen bir şeyin kanuna göre elden alınması
nefs-i emmâre : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu
reddedilme : geri çevrilme, kabul edilmeme
sadaka-i makbule : kabul edilir, makbul sadaka
sathîlik : yüzeysellik
seylâp : su taşkını, sel
sırr-ı kader : kader sırrı
suret : biçim, şekil
şakirt : öğrenci, talebe
şehid : Allah yolunda canını feda eden Müslüman
tefahur : yaptıklarıyla övünme, böbürlenme
telef : yok olma, zâyi olma
tevcih : yöneltme
tezad : zıtlık
vasıflandırma : nitelendirme
vesîle : sebep, vasıta
vuku bulmak : gerçekleşmek, meydana gelmek
zâhir : açık
zelzele : deprem
Yükleniyor...