Block title
Block content
Hem âyâtın mânâ-yı işârî-i küllîsinde her asırda efradı bulunduğu gibi, bir ferdi bu zamanda ve bu asırda Risale-i Nur ve bazı şakirtleri de bulunduğuna eskiden beri ulema mâbeyninde makbul bir riyazî düsturu olan ebced ve cifir hesabıyla bir tevafuk göstermek, elbette hiçbir cihetle âyâtı şahsî fikirlere âlet ediyor denilmez. Ve böyle diyen büyük bir hatâ eder. Ve dekaik-i ilmiyeye ihanet eder.

Hata 75: Ehl-i Sünnete göre, İmam-ı Mahfî ve İmam-ı Muntazır akîdesi bâtıldır.

Cevap: Mehdî hakkında Şiîlerin “On iki imamdan birisi hayatta iken gizlenmiş, âhirzamanda çıkacak” demelerine mukàbil, Ehl-i Sünnetin bir kısmı “İmam-ı Muntazır akîdesi bâtıldır” demişler. Az bir kısım Hanefî ulema da 1 لاَمَهْدِىَّ اِلاَّ عِيسٰى demişler. Bunda hem Denizli’deki ehl-i vukufun bir kısmı, hem makam-ı iddia yanlış mânâ vermişler. Her asırda mehdî mânâsına ümmetin fıtrî bir ihtiyacına binaen beklemişler. Ve birkaç vecihte, rivayetlerin delâletiyle birkaç mehdi, belki her asırda bir nevi mehdî sâdât-ı Ehl-i Beytten geleceği ümmetçe kabul edilmiş. Buna hatâ diyen bir kaç cihette yanlış eder.

Hata 76: Bir kitapta Mehdîye dair hadîslerin kâffesi zayıftır denilmiş.

Cevap: Hangi mesele var ki, bazı kitaplarda ona ilişilmesin? Hattâ İbn-i Cevzî gibi büyük bir muhaddis bazı sahih ehâdîsi mevzu dediğini, ulemalar taaccüple nakletmişler. Hem her zayıf veya mevzu hadîsin mânâsı yanlıştır demek değildir. Belki an’aneli sened ile hadîsiyeti kat’î değildir demektir. Yoksa mânâsı hak ve hakikat olabilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “İsa’dan (a.s.) başka mehdi yoktur.” el-Berzenci, el-İşâa’ fi Eşrâti’s-Sâa’: s.112.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
akide : inanç
an’aneli sened : hadis rivayetinde (aktarmasında) Peygamber Efendimize (a.s.m.) varıncaya kadar “filandan, o da filandan” şeklinde oluşan isim listesi
asır : yüzyıl
âyât : âyetler
bâtıl : hurafe, doğru olmayan
binaen : -dayanarak
cifrî : ebced hesabının bir çeşidi olan cifir, harflere sayılar yüklenerek, bazı şifreli ifâdeleri çıkarma usûlü
cihet : yön, taraf
dekaik-i ilmiye : ilmin incelikleri
delâlet : delil olma, işaret etme
düstur : kural, prensip
efrad : fertler, Kur’ân’ın işaretlerle ifade ettiği mânâların herbiri
ehl-i vukuf : bilirkişi
ferd : birey
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hadîs : Peygamberimize ait olan veya onun onayladığı söz, emir veya davranışlar
hadîsiyet : hadîs oluşu
hakikat : asıl, gerçek, doğru
Hanefî uleması : Hanefî mezhebi âlimleri
ihanet : haksız yere tahkir etme; hıyanet, hainlik
kâffe : bütün, tamamı
mâbeyn : ara
makam-ı iddia : iddia makamı, savcılık
makbul : kabul gören, geçerli
mâlûm : bilinen
mânâ-yı işârî-i küllî : Kur’ân’ın işaretlerle ifade ettiği mânâların tümü
mevzu (hadis) : uydurma hadîs; hadis olmadığı halde Peygamber Efendimize (a.s.m.) dayandırılan uydurma söz
muhaddis : hadîs ilmiyle uğraşan âlimler
mukàbil : karşılık
nevi : çeşit, tür
rivayet : duyulan şeylerin nakledilmesi
riyazî : matematikle ilgili
sâdât-ı Ehl-i Beyt : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) soyundan gelen seyyidler
saded : asıl mevzu, asıl bahsedilen şey
sahih ehâdis : sahih hadisler; Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak bilinen ve doğru sened ve güçlü râvîlerle aktarılan hadisler
şakirt : öğrenci, talebe
taaccüp : şaşma, hayret etme
tevafuk : denk gelme, uygunluk
ulema : âlimler, bilgi sahipleri
ümmet : millet, topluluk
vecih : şekil, tarz
Yükleniyor...