Block title
Block content
Sizi aldatıp tehir edilmesin. Artık yeter, aynı mesele için on beş senede üç defa bu eşedd-i zulüm ve bahaneler ve emsalsiz işkencelere karşı son müdafaamız olsun. Madem kanunen kendimizi müdafaa etmek için sabık mahkemelerde makineyi bize vermişler; burada o hakkımızı bizden hiç bir kanunla men edemezler. Eğer resmen çare bulmadınızsa, hariçten bizim avukat herşeyden evvel bunun makine ile beş nüshasını çıkarsın; hem sıhhatine çok dikkat edilsin.
Said Nursî
• • •
Aziz yeni kardeşlerim ve eski mahpuslar; Benim kat’î kanaatim gelmiş ki, buraya girmemizin inâyet-i İlâhiye cihetinde bir ehemmiyetli sebebi sizsiniz. Yani sizi, Nurlar tesellileriyle ve imanın hakikatleriyle sizi bu hapis musibetinin sıkıntılarından ve dünyevî çok zararlarından ve boşu boşuna gam ve hüzünle giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-ı hevâ zayi olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi âhiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir teselli size vermektir.

Madem hakikat budur; elbette siz dahi Denizli mahpusları ve Nur talebeleri gibi birbirinize karşı kardeş olmanız lâzımdır. Görüyorsunuz ki, bir bıçak içinize girmemek ve birbirinize tecavüz etmemek için, dışarıdan gelen bütün eşyanız ve yemek ve ekmeğinizi ve çorbanızı karıştırıyorlar. Size sadakatle hizmet eden gardiyanlar çok zahmet çekiyorlar. Hem siz beraber teneffüse çıkmıyorsunuz. Güya canavar ve vahşî gibi birbirinize saldıracaksınız!

İşte, şimdi sizin gibi fıtrî kahramanlık damarını taşıyan yeni arkadaşlar, bu zamanda mânevî büyük bir kahramanlıkla heyet-i idareye deyiniz ki: “Değil elimize bıçak, belki mavzer ve rovelver verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. Eskide yüz düşmanlık ve adavetimiz dahi olsa da, onları helâl edip hatırlarını kırmamaya çalışacağımıza Kur’ân’ın ve imanın ve uhuvvet-i İslâmiyenin ve maslahatımızın emriyle ve irşadıyla karar verdik” diyerek bu hapsi bir mübarek dershaneye çeviriniz.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adavet : düşmanlık
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
bâd-ı hevâ : boşu boşuna, faydasız
bahane : bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep
bîçare : çaresiz, zavallı
cihet : şekil, yön
emsalsiz : benzersiz
eşedd-i zulüm : zulmün en şiddetlisi
evvel : önce
fıtrî : yaratılıştan gelen
gam : sıkıntı, üzüntü
hariçten : dışarıdan
heyet-i idare : idare heyeti, yönetim kurulu
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inayeti, yardımı
irşad : doğru yolu gösterme
kanaati gelme : razı olma, inanma
kanunen : kanunlara göre, kanun yolu ile
kat’î : kesin bir şekilde
mahpus : hapsedilmiş, tutuklu
makamat : makamlar, konuyla ilgili resmî daireler
maslahat : fayda, yarar
mavzer : orduda kullanılan bir cins tüfek
men’ etme : mâni olma; yasaklama
musibet : belâ, dert, felâket
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
nüsha : kopya
rovelver : tabanca, küçük silâh
sabık : geçen, önceki
sadâkat : bağlılık, doğruluk
sıhhat : sağlamlık, doğruluk
tecavüz etme : saldırma
tehir edilme : ertelenme
uhuvvet-i İslâmiye : İslâm kardeşliği
vahşî : medenî olmayan, kaba
zahmet : sıkıntı, eziyet
zayi : kayıp, ziyan
Yükleniyor...