Block title
Block content
Fakat bu Filistin meselesinde; hubb-u hayat ve dünyaperestlik hissi değil, belki enbiya-yı Benî İsrailiyenin mezaristanı olan Filistin, o eski peygamberlerin kendi milliyetlerinden bulunması cihetiyle, bir cihette bir ehemmiyetli hiss-i millî ve dinî olmasından, çabuk tokat yemiyorlar. Yoksa, koca Arabistan’da az bir zümre hiç dayanamayacaktı, çabuk meskenete girecekti.
Said Nursî
• • •
Sual: Küre-i arzın kürevî olduğuna dair bir âyet var mı ve hangi sûrededir? Müstevî veya kürevî olduğundan tereddüdüm vardır. Her hükûmetin bulunduğu arazi deniz ortasındadır. Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var? Lütfen beyanını rica eder, ellerinizden öperim.
Emirdağlı Ali Hoca

Risale-i Nur bu çeşit mesâili halletmiş. Küreviyet-i arz, ulema-i İslâmca kabul edilmiş; dine muhalefeti yok. Âyetteki satıh demesi, kürevî olmadığına delâlet etmiyor. Müçtehidlerce, “istikbâl-i kıble” namazda şart olması ve şart ise bütün erkânda bulunması sırrıyla, secde ve rükûda istikbal-i kıble lâzım geliyor. Bu ise, yerin, zeminin küreviyetiyle ve şer’an kıble Kâbe-i Mükerremenin üstü tâ Arşa kadar ve altı ferşe kadar bir amûd-u nuranî olması, küreviyetle istikbal-i erkânda bulunabilir.
Said Nursî
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

amûd-u nûrânî : nurdan sütun
Arş : en yüksek gök tabakası; Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecellî ettiği yer
beyan : açıklama, izah
cihet : şekil, yön
delâlet : delil olma, işaret etme
ehemmiyetli : önemli
erkân : rükünler, şartlar
ferş : yer
hiss-i millî ve dinî : dinî ve millî his
istikbâl-i erkân : rükünlere yönelmek, şartları yerine getirmek
istikbâl-i kıble : kıbleye, Kâbe’ye yönelmek
küre-i arz : yerküre, dünya
kürevî : küre şeklinde, yuvarlak
küreviyet : yuvarlaklık, küre şeklinde olma
küreviyet-i arz : dünyanın yuvarlaklığı
mesâil : meseleler
meskenet : miskinlik, yoksulluk
muhafazakâr : koruyucu
muhalefet : zıt ve aykırı davranma
müçtehid : âyet ve hadîsler başta olmak üzere diğer dinî delillerden hüküm çıkarma bilgi ve kàbiliyetine sahip olan
müstevî : düz
rükû : namazda eğilmek
satıh : yüzey
secde : namazda alın üzeri yere kapanmak
şer’an : şeriat hükmünce, şeriata göre
tereddüt : şüphe
ulema-i İslâm : İslâm âlimleri
zemin : yer, dünya
zümre : grup, sınıf, topluluk
Yükleniyor...