Block title
Block content
2 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَاۤئِمًا 3
Aziz, sıddık kardeşlerim; Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenâb-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Leyle-i Kadrini umumunuza bin aydan hayırlı eylesin, âmin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbul hükmünde hakkınızda kabul eylesin, âmin.

Saniyen: Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatim var. Şimdi tahliye olsaydık, bu medrese-i Yusufiyedeki hayırlardan mahrum kaldığımız gibi, sırf uhrevî olan Ramazan-ı Şerifi, dünya meşgaleleriyle huzur-u mânevîmizi haleldar edecekti. 4 اَلْخَيْرُ فِيمَا اخْتَارَهُ اللهُ sırrıyla, inşaallah bunda da hayırlı büyük sevinçler olacak.

Mahkemede siz de anladınız ki, hattâ kanunlarıyla da hiçbir cihetle bizi mahkûm edemediklerinden, ehemmiyetsiz, sinek kanadı kadar kanunla teması olmayan cüz’î mektupların cüz’î hususiyatı gibi cüz’î şeyleri medâr-ı bahis edip büyük ve küllî mesâil-i Nuriyeye ilişmeye çare bulamadılar. Hem gayet küllî ve geniş Nur talebeleri ve Risale-i Nur’un bedeline yalnız şahsımı çürütmek ve ehemmiyetten iskat etmek bizim için büyük bir maslahattır ki, Risale-i Nur ve talebelerine kader-i İlâhî iliştirmiyor. Yalnız benim şahsımla meşgul eder. Ben de size, bütün dostlarıma beyan ediyorum ki, bütün ruh u canımla hattâ nefs-i emmâremle beraber Risale-i Nur’un ve sizlerin selâmetine, şahsıma gelen bütün zahmetleri mânevî sevinç ve memnuniyetle kabul ediyorum. Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem de lüzumsuz değil. Dünya ve zahmetleri fâni ve çabuk geçici olduğu gibi, bize gizli düşmanlarımızdan gelen zulüm ve mahkeme-i kübrâda ve kısmen de dünyada yüz derece ziyade intikamımız alınacağından, hiddet yerinde onlara teessüf ediyoruz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
2 : “Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
3 : Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima ebede kadar üzerinize olsun.
4 : Gerçek hayır, Allah’ın seçtiği şeydedir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
beyan : açıklama, izah
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : şekil, yön
cüz’î : küçük, ferdî
fâni : gelip geçici
gayet : çok
hakikat : bir şeyin gerçek yönü, aslı, esası
haleldar : bozma, bozulma
hiddet : öfke, kızgınlık
hususiyat : özellikler
huzur-u mânevî : mânevî huzur
ihtiyat : önlem alma, tedbirli hareket etme
inşaallah : Allah’ın izniyle
iskat etmek : düşürmek
kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek olayları olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
kanaat : görüş, fikir
kemâl-i sabır ve şükür : tam ve mükemmel sabır ve şükür
küllî : genel, kapsamlı
Leyle-i Kadr : Kadir Gecesi; Kur’ân’ın dünya semâsına indirildiği bir Ramazan gecesi
mahkeme-i kübrâ : âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme
mahkûm : hükümlü, tutuklu
mahrum : yoksun
maslahat : fayda, yarar
medâr-ı bahis : söz konusu
medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
mesâil-i Nuriye : Risale-i Nur meseleleri
meşgale : meşguliyet
mübarek : bereketli, hayırlı
nefs-i emmâre : kötülüğü çokça emreden nefis; insanı helâl olmayan zevk ve isteklere sevk eden duygu
ömr-ü makbul : makbul, değerli ömür
Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı
ruh u can : ruh ve can; içtenlik
saniyen : ikinci olarak
selâmet : esenlik, güven
sıddık : çok doğru ve bağlı
tahliye : serbest bırakılma
teessüf etmek : eseflenmek, memnun olmadığını ifade etmek
uhrevî : âhirete ait
umum : bütün, herkes
ziyade : çok, fazla
zulüm : haksızlık, eziyet
Yükleniyor...