Block title
Block content
Sorgu hâkimliğinde, “Sen Risale-i Nurun talebesiymişsin” denildi.

Bediüzzaman Said Nursî gibi bir dâhînin şakirdi olmak liyakatini kendimde göremiyorum. Eğer kabul buyururlarsa, iftiharla “Evet, Risale-i Nur şakirdiyim” derim.

Risale-i Nur’un emsalsiz müellifi Üstadım Bediüzzaman Said Nursî, müteaddit defalar gizli düşmanları tarafından iftira edilerek mahkemeye verilmiş ve hepsinde de beraat etmiştir. Risale-i Nur Külliyatı profesör ve İslâm âlimlerinden müteşekkil bir heyet tarafından satırı satırına tetkik edilerek bu eserlerin fevkalâde bir vukufiyetle telif edildiği ve Kur’ân-ı Hakîmin hakikî bir tefsiri olduğunu bildiren raporlar verilmiştir. Hakikat böyleyken, yine neden mahkemeye veriliyor? Bu husustaki kat’î kanaatimi şu şekilde arz ediyorum:

Risale-i Nur’u okuyan kimseler, bilhassa idrakli gençler, kuvvetli bir imana sahip oluyorlar. Sarsılmaz ve fedakâr bir dindar, bir vatanperver oluyorlar. Yıpranmaz bir imanın bulunduğu bir yere, menfî bir ideolojinin aşıladığı ahlâksızlık ve sefahet giremez. Bu sarsılmaz imana sahip olanlar çoğaldıkça masonluğun ve komünizmin dairesi asla genişleyemiyor. Komünistlerin dayandığı materyalist (maddiyyun) felsefenin hak ve hakikat ile hiç bir ilgisi olmadığını, nazariyelerinin tamamen asılsız olduğunu Risale-i Nur, Kur’ân-ı Kerîmin âyetleriyle ve gayet kuvvetli burhan ve hüccetlerle aklen, fikren ve mantıken ispat ediyor. O çürük fikir karanlıklarına düşenleri tenvir edip kurtarıyor. Yalnız gözünün görebildiği yere inanan maddecilere dahi, Allah’ın varlığını, inkâr ve itiraz kàbil olmayan kuvvetli delillerle ispat ediyor. Bilhassa lise ve üniversite tahsil gençliğine, bu harika eserler orijinal ve çekici üslûbu ve yüksek edebî san’atıyla kendini okutturuyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aklen : akılla, düşünerek
âlim : ilim sahibi, çok bilgili olan
arz etmek : sunmak, ifade etmek
âşikâr : açıkça
bahis : konu
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
bilhassa : özellikle
burhan : sarsılmaz delil, kanıt
dâhî : son derece zeki, dehâ ve hikmet sahibi
emsalsiz : benzersiz
fedâkâr : önem verilen bir şey uğrunda herşeyi gözden çıkaran, kendini fedâ eden
fevkalâde : olağanüstü
feyz : bereket, ilim bolluğu
gayet : çok, oldukça
hakikat : doğru gerçek; bir şeyin içyüzü
hakikî : asıl, gerçek
husus : konu
hüccet : güçlü delil, kanıt
ideoloji : toplumu etkileyen fikir haraketleri
idrakli : anlayışlı, düşünen
iftihar : övünme
iftira : yalan yere birisini suçlu göstermek, birisine suç atmak
isnad edilen : dayandırılan
kabil : mümkün
kanaat : görüş sahibi olma, inanma
kat’î : kesin
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
liyakat : lâyık olma
mantıken : mantıkla
menfi : olumsuz, negatif
mevcut : var
müellif : telif eden, yazan
müteaddit : bir çok, çeşitli
müteşekkil : meydana gelmiş, oluşmuş
nazariye : teori
sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük, beyinsizce davranış
şakird : talebe, öğrenci
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
telif edilme : yazılma, kaleme alınma
tenvir : aydınlatma, nurlandırma
tetkik : incelenme, araştırılma
vatanperver : vatansever
vukufiyet : vâkıf olma, anlama
Yükleniyor...