Block title
Block content
Son sözüm: 1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
2 حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ'dir.
Muallim
Mustafa Sungur
• • •

Mustafa Sungur’un temyiz lâyihasıdır.

1. Ağırceza Mahkemesi, Nur Risalelerini okuduğumu ve yazdığımı ve muhtaç bir mü’min kardeşime vererek istifadesine çalıştığımı, “Halkı hükümet aleyhine teşvik ediyor” diye hakkımda bir suç saymış. Halbuki, ben itiraznamemde bu ittihama karşı dedim: “Halkı hükûmet aleyhine teşvik edici zannedilen Risale-i Nur, Kur’ân’ın hakikî bir tefsiridir. O, bütün eczalarıyla hakaik-i imaniyeyi ders verip, okuyan ve yazanlara en büyük saadeti bahşediyor. Onun hedefi, halkı hükûmet aleyhine teşvik gibi serserilerin, bozguncu ahlâksızların gittikleri fânilikler değil, belki bütün saadet ve bahtiyarlığın en yüce mertebesi olan Allah’ın rızasıdır. Ben, bana en büyük fazilet, en tatlı nimet olan imanı kazandıran Risale-i Nur’u okuduğum ve yazdığım ve onun en güzide bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum. Ve Risale-i Nur’un talebeliğini, hakkımda pek büyük bir ihsan-ı İlâhî bilip, lâyık olmadığım bu nimet-i azîmeyi benim gibi bir bîçareye nasip eden Rabbime daima şükrediyorum” dediğim halde, kanuna ve delile dayanmayarak benim iman ve İslâmiyete karşı bağlanmamı bir cürüm bilerek bütün bütün hak ve hakikatin aksine olarak cezalandırıldım.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
2 : “Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Sadece Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz, zayıf
bahşetmek : ihsan etmek, vermek
bahtiyar : talihli, mutlu
bîçare : çaresiz, zavallı
cürüm : suç
daima : sürekli
ecza : kısımlar, parçalar
fânilik : gelip geçicilik
fazilet : güzel ahlâk, üstün meziyet, erdem
güzide : seçilmiş, seçkin, mümtaz
hakaik-i imaniye : iman hakikatleri
hakikat : doğru gerçek, asıl
hakikî : asıl, gerçek
hâşâ : asla, kesinlikle öyle değil
iftihar etmek : övünmek
ihsan-ı İlâhî : Allah’ın ihsanı, ikramı, bağışı
itirazname : itiraz yazısı
ittiham : suçlama
muallim : öğretmen
mü’min : iman etmiş, inanan
mülga : kaldırılmış, terkedilmiş
nasip : kısmet
nimet-i azîme : büyük nimet
risale : mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm
saadet : mutluluk
şükür : nimeti veren Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
temyiz lâyihası : hakkında bir mahkeme tarafından hüküm verilen bir davanın, bir üst mahkemede tekrar görülmesi, incelenmesi için yazılan dilekçe
teşvik : şevklendirme, cesaretlendirme
Yükleniyor...