Block title
Block content
Sizin tahliyeniz bu hakikate zarar vermez; fakat benim beraetim, zarardır. Umum âlem-i İslâmı alâkadar eden bir hakikatin hatırı için değil yalnız dünya hayatını, belki lüzum olsa uhrevî hayatımı ve saadetimi dahi ehl-i imanın Risale-i Nur ile saadetleri için feda etmeyi nefsim de kabul ediyor.

• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âlicenap : yüksek ahlâk sahibi
âmin : “Allahım kabul eyle”
aziz : çok değerli, izzetli
beraet : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
beşer : insanlık
beyan : açıklama
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
dessas : hilebaz, aldatıcı
ehl-i iman : Allah’a inananlar, mü’minler
hâdisat : hadiseler, olaylar
hakikat : asıl, gerçek, doğru
hâlis : içten, katıksız, samimi
ihsan etmek : ikram etmek, bağışlamak
istirahat : rahatlama, dinlenme
itimat : dayanma, güvenme
kesretli : çok sayıda
lisan-ı hal : hal dili
mâba’di : sonrası, sonraki
malumât : bilgiler
muhafaza : koruma
musibet : belâ, dert, felâket
mübarek : bereketli, hayırlı
müdebbir : idare eden, çekip çeviren
mütevellid : doğan, ortaya çıkan
saadet : mutluluk
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : talebe, öğrenci
taaccüp etmek : hayret etmek, şaşırmak
taarruz etmek : saldırmak
tahliye : serbest bırakılma
tesanüd : dayanışma
uhrevî : âhirete ait
umum : bütün
vahdet : birlik
zelzele : deprem, sarsıntı
zındık : dinsiz
Yükleniyor...