Block title
Block content
Şimdi ihtiyarımızın haricinde, onun mahiyeti ne olduğunu, en başta ve en ziyade alâkadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine kat’î hüccetler gösteren ve ispat eden Risale-i Nur geçmesi, kemâl-i merak ve dikkatle okunması öyle bir hâdisedir ki, bizler gibi binler adam hapse girse, hattâ idam olsalar, din i İslâm cihetiyle yine ucuzdur. Hiç olmazsa küfr-ü mutlaktan ve irtidattan en mütemerridleri bir derece kurtarır, meşkûk bir küfre çıkarır, mağrurâne ve cüretkârâne tecavüzlerini tâdil eder.

Mahkemede son söz olarak yüzlerine söylediğim bu cümle, “Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir kudsî hakikate başımız dahi feda olsun” ile, bizim nihayete kadar sebat edeceğimizi dâvâ etmişiz. Bu dâvâdan vazgeçilmez. İçinizde vazgeçecek yok ümit ediyorum. Madem şimdiye kadar sabrettiniz, “Daha kısmetimiz ve vazifemiz bitmedi” diye tahammül ve sabrediniz. Her halde Meyvedeki kat’î hüccetlerle kàbil-i inkâr olmayan idam-ı ebedî ve nihayetsiz haps-i münferit mesleğini müdafaa etmek için Risale-i Nur’a karşı anûdâne hareket edilmeyecek, belki musalâha veya mütareke çaresi aranılacak.
اَلصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ وَالسُّرُورِ 1
• • •
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 2

Aziz, sıddık kardeşlerim;

اَوَمَنْ كَانَ مَيْتًا فَاَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِى بِهِ فِى النَّاسِ 3
âyeti hem Risale-i Nur’a, hem مَيْتًا kelimesiyle üç kuvvetli emâre ve münasebetlerle Risale-i Nur’un bu biçare şakirtlerine işareti Birinci Şuâda izah edilmiş. Şimdi bu hâdisede o emârelerden birisi tam hükmediyor. Çünkü bize zulmedenler, ellerinde hayat ve medeniyeti ve lezzeti tutup, bizi o tarz-ı hayata ehemmiyet vermemekle ittiham edip mes’ul ederler, hattâ idam ve ağır ceza ile hapse sokmak isterler. Fakat kanunca sebep bulamıyorlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Sabır, ferahlık ve genişliğin anahtarıdır.” Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 6:298, Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 2:21.
2 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
3 : “Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse...” En’âm sûresi, 6:122.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Şuâ / Sonraki Risale: On Dördüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
anûdâne : inad ederek, inatçı bir şekilde
aziz : çok değerli, izzetli
cihetiyle : yönüyle
cüretkârâne : cesaretle
din-i İslâm : İslâm dini
elîm : acı ve sıkıntı veren
emâre : belirti, iz, işaret
hakikat : asıl, gerçek, doğru
haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
hüccet : kanıt, delil
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
irtidat : hak dinden sapma
istikbal : gelecek
kabil-i inkâr : inkârı mümkün olma
kat’î : kesin olarak
kemâl-i merak : tam bir merak
kudsî : mukaddes, yüce; her türlü kusur ve noksandan uzak
küfr-ü mutlak : tam bir küfür, inkâr; hiçbir kutsal değere inanmama
mağrurâne : gururlu bir şekilde
mahiyet : esas, nitelik, özellik
meşkûk : şüpheli
muhabbet : sevgi
musalahâ : barışma
münasebet : bağlantı, ilişki
mütareke : anlaşma, uzlaşma
mütemerrid : inatçı
nihayet : son
nihayetsiz : sonsuz, sınırsız
sebat etmek : kararlı olmak, kararlılıkla durmak
sıddık : çok doğru ve bağlı
tâdil etmek : düzeltmek, ıslah etmek
ziyade : çok
Yükleniyor...