Block title
Block content
Ey Fâtır-ı Kàdir, ey Fettâh-ı Allâm, ey Fa’âl-i Hallâk,

Nasıl arz bütün sekenesiyle Hâlık'ının Vâcibü’l-Vücud olduğuna şehadet eder. Öyle de, Senin -ey Vâhid-i Ehad, ey Hannân-ı Mennân, ey Vehhâb-ı Rezzâk- vahdetine ve ehadiyetine, yüzündeki sikkesiyle ve sekenesinin yüzlerindeki sikkeleriyle ve birlik ve beraberlik ve birbiri içine girmek ve birbirine yardım etmek ve onlara bakan rububiyet isimlerinin ve fiillerinin bir olmak cihetinde, bedahet derecesinde, Senin vahdetine ve ehadiyetine şehadet, belki mevcudat adedince şehadetler eder.

Hem nasıl, zemin bir ordugâh, bir meşher, bir talimgâh vaziyetiyle ve nebatat ve hayvanât fırkalarında bulunan dört yüz bin muhtelif milletlerin ayrı ayrı cihazatları muntazaman verilmesiyle, Senin rububiyetinin haşmetine ve kudretinin herşeye yetişmesine delâlet eder. Öyle de, hadsiz bütün zîhayatın ayrı ayrı rızıkları, vakti vaktine, kuru ve basit bir topraktan, rahîmâne, kerîmâne verilmesi ve hadsiz o efradın kemâl-i musahhariyetle evâmir-i Rabbâniyeye itaatleri, rahmetinin herşeye şümulünü ve hâkimiyetinin herşeye ihatasını gösteriyor.

Hem zeminde değişmekte bulunan mahlûkat kàfilelerinin sevk ve idareleri, mevt ve hayat münavebeleri ve hayvan ve nebatatın idare ve tedbirleri dahi, herşeye taallûk eden bir ilimle ve herşeyde hükmeden nihayetsiz bir hikmetle olabilmesi, senin ihata-i ilmine ve hikmetine delâlet eder.

Hem zeminde kısa bir zamanda hadsiz vazifeler gören ve hadsiz bir zaman yaşayacak gibi istidat ve mânevî cihazatla techiz edilen ve zemin mevcudatına tasarruf eden insan için, bu talimgâh-ı dünyada ve bu muvakkat ordugâh-ı zeminde ve bu muvakkat meşherde bu kadar ehemmiyet, bu hadsiz masraf, bu nihayetsiz tecelliyat-ı rububiyet, bu hadsiz hitabât-ı Sübhâniye ve bu gayetsiz ihsanat-ı İlâhiye, elbette ve herhalde, bu kısacık ve hüzünlü ömre ve bu karışık kederli hayata, bu belâlı ve fâni dünyaya sığışmaz. Belki, ancak başka ve ebedî bir ömür ve bâki bir dâr-ı saadet için olabildiği cihetinden, âlem-i bekàda bulunan ihsânat-ı uhreviyeye işaret, belki şehadet eder.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bedahet : açıklık
cihazat : cihazlar, donanımlar
cihet : yön
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
efrad : fertler, bireyler
ehadiyet : Allah’ın birliğinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi
ehemmiyet : önem
evâmir-i Rabbâniye : Allah’ın idare ve terbiyeye dair emirleri
fâni : geçici, yok olucu
fırka : grup, taife
gayetsiz : sonsuz
hadsiz : sayısız
hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık
haşmet : büyüklük, görkem
hayvanât : hayvanlar
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
hitâbât-ı Sübhâniye : her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olan Allah’ın kendine has hitap ve konuşmaları
ihata : içine alma, kapsama
ihata-i ilim : ilminin kuşatıcılığı ve genişliği
ihsanat-ı İlâhiye : Allah’ın lûtuf ve bağışları
istidat : ruhî özellik, yetenek
kemâl-i musahhariyet : tam bir boyun eğmişlik
kerîmâne : lütufkâr ve cömert bir şekilde
kudret : güç ve iktidar
mahlukât : yaratılmışlar
meşher : sergi yeri
mevcudat : varlıklar
mevt : ölüm
muhtelif : çeşit çeşit
muntazaman : düzenli olarak
muvakkat : gelip geçici
münavebe : nöbetleşe iş görme
nebatat : bitkiler
nihayetsiz : sonsuz
ordugâh : ordunun barınıp konakladığı yer
ordugâh-ı zemin : ordunun barınıp konakladığı yer; dünya
rahîmâne : merhametli bir şekilde
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
rızık : Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi
sekene : sakinler, oturanlar
sikke : damga, mühür
şehadet etmek : şahitlik etmek
şümûl : kapsamlılık, kuşatıcılık
taallûk eden : alâkalı olan, ilgilendiren
talimgâh : öğrenim yeri
talimgâh-ı dünya : öğrenim yeri olan dünya
tasarruf eden : kullanan
tecelliyat-ı rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiye edişinin tecellileri, yansımaları
teçhiz etmek : donatmak
vahdet : Allah’ın birliği
zemin : yeryüzü
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Yükleniyor...