Block title
Block content
“Fâtiha-i şerifede, başından tâ 1 اِيَّاكَ kelimesine kadar gâibane medh ü senâ ile bir huzur gelip 1 اِيَّاكَ hitabına çıkılması gibi, biz dahi doğrudan doğruya gaibane aramayı bırakıp, aradığımızı aradığımızdan sormalıyız. Herşeyi gösteren güneşi, güneşten sormak gerektir. Evet, herşeyi gösteren, kendini herşeyden ziyade gösterir. Öyle ise, şemsin şuââtı ile onu görmek ve tanımak gibi, Hâlıkımızın Esmâ-i Hüsnâsıyla ve sıfât-ı kudsiyesiyle, Onu kàbiliyetimizin nisbetinde tanımaya çalışabiliriz.

Bu maksadın hadsiz yollarından iki yolu ve o iki yolun hadsiz mertebelerinden iki mertebeyi ve o iki mertebenin pek çok hakikatlerinden ve pek çok uzun tafsilâtından yalnız iki hakikati icmal ve ihtisar ile bu risalede beyan edeceğiz.

Birinci Hakikat: Bilmüşahede gözümüzle görünen ve muhit ve daimî ve muntazam ve dehşetli ve semâvî ve arzî olan bütün mevcudatı çeviren ve tebdil ve tecdit eden ve kâinatı kaplayan faaliyet-i müstevliye hakikati görünmesi; ve o her cihetle hikmet-medar faaliyet hakikatının içinde tezahür-ü rubûbiyet hakikatinin bilbedahe hissedilmesi; ve o her cihetle rahmetfeşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü ulûhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır.

İşte bu hâkimâne ve hakîmâne faaliyet-i daimeden ve perdesinin arkasında bir Fâil-i Kadîr ve Alîmin ef’âli, görünür gibi hissedilir.

Ve bu mürebbiyâne ve müdebbirâne ef’âl-i Rabbâniyeden ve perdesinin arkasından, herşeyde cilveleri bulunan esmâ-i İlâhiye, hissedilir derecesinde bedahetle bilinir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Yalnız Sana.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Alîm : her şeyi hakkıyla bilen, sonsuz ilim sahibi Allah
arzî : dünyaya âit
bedahet : ap açıklık
beyan etmek : açıklamak
bilbedahe : açıkça
bilmüşahede : gözle görüldüğü gibi
bizzarure : ister istemez, zorunlu olarak
cihet : şekil, yön
cilve : görüntü, yansıma
ef’âl : fiiller, işler
ef’âl-i Rabbâniye : Allah’ın kendi zâtına mahsus ve Rab isminin tecellisi olan fiilleri
Esmâ-i Hüsnâ : Allah’ın en güzel isimleri
esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
faaliyet-i daime : sürekli, devamlı olan faaliyet
faaliyet-i müstevliye : her tarafı istila eden, kaplayan faaliyet
Fâil-i Kadîr : her şeye gücü yeten, kudret sahibi olan fâil, Allah
Fatiha-i şerife : Fatiha Sûresi
gaibâne : görmeyerek, gaybî olarak
hadsiz : sınırsız
hakikat : doğru, gerçek
hâkîmâne : herşeyi hükmü altında tutan, herşeye galip olan Allah’ın herşeye hükmetmesiyle
hakîmâne : hikmetli bir şekilde, herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olmasıyla
Hâlık : yaratıcı, herşeyi yaratan Allah
hikmet-medar : hikmetli, hikmet dolu
hitab : konuşma
icmal : kısaca, özet olarak
ihtisar : kısaltma, özetleme
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
medh ü senâ : övme ve yüceltme
mevcudat : varlıklar
muhit : herşeyi kuşatan, kapsayıcı
muntazam : düzenli, intizamlı
müdebbirâne : tedbirli bir şekilde, herşeyi önceden düşünerek
mürebbiyâne : terbiye ederek ve yetiştirerek
nisbetinde : ölçüsünde
rahmetfeşan : rahmet saçan
risale : mektup, Risale-i Nur Külliyatı’ndan her bir bölüm
semâvî : gökten gelen
sıfât-ı kudsiye : Allah’ın kutsal sıfatları ve vasıfları
şems : güneş
şuâât : ışık kaynağından çıkan ışık telleri; ışınlar
tafsilât : ayrıntılar
tebârüz-ü ulûhiyet : Allah’ın yaratıcılık ve herşeye hâkimiyetinin kendisini göstermesi
tebdil : değiştirme
tecdit : yenileme
tezahür-ü rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, idare ve terbiyesinin görünmesi
ziyade : çok
Yükleniyor...