Block title
Block content
Bu hakikat dahi Risaletü’n-Nur’da ispat ve izah edildiğinden, burada bu kısa işaretle iktifa ediyoruz. Bizim yolcu, bu beş hakikatten aldığı feyz-i imanî ve zevk-i tevhidî neşesiyle müşahedatını hülâsa ve hissiyatını tercüme ederek, kalbine diyor:

Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine,
Hâme-i zerrin-i kudret, gör ne tasvir eylemiş.
Kalmamış bir nokta-yı muzlim çeşm-i dil erbabına,
Sanki âyâtın Hüdâ, nur ile tahrir eylemiş.


Hem bil ki:

Kitab-ı âlemin evrakıdır eb’âd-ı nâmahdud,
Sütûr-u hâdisat-ı dehrdir âsâr-ı nâmadûd.
Yazılmış destgâh-ı levh-i mahfuz-u hakikatte
Mücessem lâfz-ı mânidardır, âlemde her mevcud.


Hem dinle:

جُو لاٰۤ اِلٰهَ الاَّ اللهُ بَرَابَرْ مِيذَنَنْدْ هَرْشَىْ دَمَادَمْ جُويَدَنْدْ يَاحَقْ سَرَاسَرْ كُويَدْنَنْدْ يَاحَىُّ 1

نَعَمْ؛ وَفِى كُلِّ شَىْءٍ لَهُ اٰيَةٌ تَدُلُّ عَلٰۤى اَنَّهُ وَاحِدٌ 2

diyerek, kalbiyle beraber nefsi dahi tasdik ederek “Evet, evet” dediler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bir baştan diğer başa herşey, her zaman Lâilâhe İllallah zikrini ilân ediyor ve Yâ Hak, Yâ Hay diye haykırıyorlar.
2 : Evet, “Herbir şeyde, Onun bir olduğuna delâlet eden bir âyet vardır.” İbnü’l-Mu’tez’ın bir şiirinden alınmıştır. İbn-i Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’ani’l-Azîm,1:24.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âsâr-ı nâmadûd : sayısız eserler
âyât : âyetler, deliler
çeşm-i dil erbâbı : kalp gözü açık olanlar
destgâh-ı levh-i mahfuz-u hakikat : gerçekte herşeyin bütün ayrıntılarıyla yazıldığı kader levhasının tezgâhı
eb’âd-ı nâmahdud : sınırsız uzaklıklar
evrak : yapraklar
feyz-i iman : imanın bereketi
hakikat : doğru, gerçek
hakikat-i tevhidiye : tevhid gerçeği
hâme-i zerrîn-i kudret : kudretin altın kalemi
hissiyat : hisler, duygular
Hüdâ : Cenâb-ı hak, Allah
hülâsa : kısaca, özet
iktifa etmek : yetinmek
izah etmek : açıklamak
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kitab-ı âlem : âlem kitabı, kâinat
kitab-ı kâinat : kâinat kitabı, evren
lâfz-ı mânidar : mânalı, anlamlı söz
menzil : durak, yer
muzlim : karanlık
mücessem : cisimleşmiş, maddî yapı kazanmış
müşahedat : gözlemleme, seyretme
müşahede : görme, gözlem
nefis : kişinin kendisi
safha-i rengîn : renkli ve parlak sayfa
seyyah : gezgin, yolcu
sütûr-u hâdisat-ı dehr : zamanın, çağın olaylarının satırları
tahrir eylemek : yazmak
tasdik etmek : doğrulamak, onaylamak
tasvir : anlatma; şekil ve suret verme
zevk-i tevhidî : Allah’ı bilmenin ve Ona inanmanın verdiği mânevî zevk, lezzet
Yükleniyor...