Block title
Block content
Risaletü’n-Nur ism-i Rahîm ve ism-i Hakîmin mazharı olduğundan, bu rahîmiyet hakikatının çok lem’alarını ve çok sırlarını Risaletü’n-Nur çok eczalarında beyan ve ispat ettiğinden, ona havale ile, bu pek büyük hazineden hâlimin müsaadesizliği cihetiyle bu kısa işaretle iktifa edildi.

İşte bizim seyyah diyor ki: Elhamdülillâh, her yerde aradığım ve herşeyden sorduğum Hâlıkımın ve Mâlikimin vücub-u vücuduna ve vahdetine şehadet eden otuz üç hakikati gördüm ve dinledim. Herbir hakikat, güneş gibi parlak, karanlık bırakmaz. Dağ gibi kuvvetli ve sarsılmaz. Ve herbiri tahakkukuyla vücuduna gayet kat’î şehadet eder ve ihatasıyla vahdetine gayet zâhir delâlet eder. Ve sâir erkân-ı imaniyeyi dahi içinde kuvvetli ispat etmekle beraber, mecmuu hakikatlerin icmaı ve ittifakı, imanımızı taklitten tahkike ve tahkikten ilmelyakîne ve ilmelyakînden aynelyakîne ve aynelyakînden hakkalyakîne iblâğ ediyor.

اَلْحَمْدُ ِللهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى 1

اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِى هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلاَ أَنْ هَدٰينَا اللهُ لَقَدْ جَاۤءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ 2

İşte bu pürmerak seyyahın, bu üçüncü menzilde müşahede ettiği dört muazzam hakikatlerden aldığı envâr-ı imaniyeye gayet kısa bir işaret olarak,..

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Rabbimin bu fazlından dolayı Allah’a hamdolsun.
2 : “Bizi bu saâdete eriştiren Allah’a hamd olsun. Yoksa Allah hidâyet etmeseydi biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler.” A’râf Sûresi, 7:43.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aynelyakîn : gözlem ve müşahedeye dayanarak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin bilme
bâb : bölüm, kısım
beyan : açıklama, anlatım
cihet : şekil, yön
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
elhamdülillâh : “ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah’a mahsustur”
envâr-ı imaniye : iman nurları
erkân-ı imaniye : imanın temel esasları, şartları
gayet : son derece
hakikat : doğru gerçek
hakkalyakîn : bizzat yaşanarak elde edilen kesinlik
Hâlık : yaratıcı, herşeyi yaratan Allah
iblâğ etmek : ulaştırmak, eriştirmek
icmâ : fikir birliği, birleşme
ihata : içine alma, kapsama
iktifâ etmek : yetinmek
ilmelyakîn : ilmî ve sağlam delillere dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak derecede kesin bilme
ittifak : birleşme, birlik
Mâlik : herşeyin hakiki sahibi olan Allah
mecmu : bütün, hepsi
menzil : durak, yer
muazzam : azametli büyük
müşahede etmek : görmek, gözlemlemek
pürmerak : merak dolu
sâir : diğer, başka
seyyah : gezgin, yolcu
şehadet etmek : şahitlik, tanıklık etmek
tahakkuk : gerçekleşme
tahkik : doğruluğunu araştırma
vahdet : birlik
vücub-u vücud : Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması
vücud : varlık, var oluş
zâhir : açık, âşikar
Yükleniyor...