Block title
Block content
İhtiyaç her işin üstadıdır. Şöyle bir şûrâya ihtiyaç şedittir. Merkez-i Hilâfette tesis olunmazsa, bizzarure başka yerde teşekkül edecektir. Bu şûranın bazı mukaddematı olan cemaat-i İslâmiye teşkilâtı ve evkafın meşihata ilhakı gibi umurun daha evvel tahakkuku münasip ise de, baştan başlansa, sonra mukaddemat ihzar edilse, yine maksat hasıl olur. Daire-i intihabiyeleri hem mahdut, hem muhtelit olan âyan ve mebusanın vazife-i resmiyeleri itibarıyla bilvasıta ve dolayısıyla bu işe tesiri olabilir. Hâlbuki vasıtasız, doğrudan doğruya bu vazife-i uzmâyı deruhte edecek, hâlis İslâm bir şûra lâzımdır.

Birşey mâ vudia lehinde istihdam edilmezse atâlete uğrar, matlup eseri göstermez. Binaenaleyh, mühim bir maksat için tesis edilen Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir komisyon derecesinden çıkarıp, meşihattaki devairin rüesasıyla beraber şûrânın âzâ-yı tabiiyesi addetmek ve hariçteki âlem-i İslâmdan, şimdilik on beş, yirmi kadar İslâmın dinen, ahlâken itimadını kazanmış müntehap ulemasını celb eylemek, bu mesele-i uzmânın esasını teşkil eder.

Vehham olmamalıyız. Korkmakla din rüşvet verilmez. Dinin zaafiyeti bahanesine olan müzahraf medeniyete lânet! Havf ve zaaf tesirat-ı hariciyeyi teşcî eder. Muhakkak maslahat, mevhum mazarrata feda edilmez. Ve minallahi’t-tevfîk.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

addetmek : saymak, kabul etmek
âdi : sıradan
ahlâken : ahlâk yönünden
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
atâlet : hareketsizlik, herhangi bir sonuç elde edilememe
âyan : parlamentonun aldığı kararları düzeltmek için üyelerinin bir kısmı devlete mensup, bir kısmı da halktan seçilmiş olan meclis ve bu meclis üyelerinin her biri (“âyan meclisi”, “âyandan falan zat” şeklinde kullanılır)
âzâ-yı tabiiye : doğal üyeler
bilvasıta : vasıtalı olarak
binaenaleyh : bundan dolayı
celb eylemek : çekmek, getirmek
daire-i intihabiye : seçimle ilgili daire
Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye : 1918-1922 yılları arasında Şeyhülislâmlığa bağlı olarak faaliyet gösteren ve Bediüzzaman’ın da üyesi olduğu İslâm akademisi hüviyetinde ilmî kuruluş
deruhte etme : üstlenme
devair : daireler, bölümler
dinen : dinî yönden
hâlis : seçkin, saf
hasıl olma : meydana gelme, ortaya çıkma
havf : korku
ihzar etme : hazırlama
istihdam edilmeme : çalıştırılmama, görevlendirilmeme
itibariyle : açısından
itimad : güven
mâ vudia leh : tayin ve tahsis olunduğu şey (Meselâ 10 TL.’yi bir kitap almaya ayırmak gibi.)
mahdut : sınırlı
maslahat : fayda, yarar
matlup : istek, istenilen
mazarrat : zararlar, ziyanlar
mebusan : milletvekilleri
mesele-i uzmâ : büyük mesele, büyük konu
meşihat : şeyhülisâmlık, Osmanlıda Diyanet İşleri Başkanlığı
mevhum : öyle olmadığı halde öyle sayılan
minallahi’t-tevfîk : tevfik, başarı sadece Allah'tandır
muhakkak : kesin olan
muhtelit : karışık, iç içe
müntehap : seçilmiş, seçkin
müzahraf : kof
rüesa : reisler, başkanlar
şûra : istişare heyeti, danışma kurulu
tesirat-ı hariciye : dıştan gelen etkiler, dış etkenler
teşcî etme : cesaretlendirme
teşkil etmek : meydana getirmek, oluşturmak
ulema : âlimler
vazife-i resmiye : resmî görev, vazife
vazife-i uzmâ : büyük görev
vehham : aşırı derecede vehimli, kuruntulu
zaaf : zayıflık
zaafiyet : zayıflık, güçsüzlük
Yükleniyor...