Block title
Block content
Hiç mümkün müdür ki, sinek kanadının icadından lâkayt kalmayan ve o kanadın zerrelerinde pek çok hikmet ve maslahatları takip eden Sâni-i Zülcelâl, Risale-i Nur ile, onun telif edildiği menzillerle ve Nur Müellifinin kudsî vazifelerini gördüğü yerlerle alâkadar olmasın ve öyle kudsî hizmetlere hâdim (hizmet eden) olan mekânlar ve dershane-i Nuriyeler, ve şecere-i mübarek, rahmetin kasd-ı tahsisinden hariç kalsın? Kat’iyen mümkün değildir.

Said Nursî Hazretleri Barla’da iken, yaz aylarında bazan Çam Dağına çıkar, bir müddet yalnız olarak orada kalırdı. Bulundukları dağ hayli yüksekti. Barla dershane-i Nuriyesinin önündeki çınar ağacının tepesindeki kulübeciği gibi, Çam Dağının en yüksek tepesinde olan iki büyük ağaç üzerinde dershane-i Nuriye mânâsında birer menzili vardı. Bu çam ve katran ağaçlarının tepelerinde Risale-i Nur’la meşgul oluyordu. Hem ekser zamanlar, Barla’dan bu ormanlık havaliye gelip giderdi. Ve derdi ki: “Ben bu menzilleri, Yıldız Sarayına değişmem.”
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İlk Hayatı / Sonraki Risale: Eskişehir Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
derc etmek : yerleştirmek, almak
dershane-i Nuriye : Risale-i Nur’daki iman hakikatlerinin yazıldığı, okunduğu ve anlatıldığı yer
ekser : çoğunluk
hâdim : hizmetçi, hizmet eden
havali : çevre, etraf
hazret : saygıdeğer (saygı ve yüceltme maksadıyla kullanılan bir ifade)
kasd-ı tahsis : bir şeyi bilerek ve isteyerek birine ait kılma, tahsis etme
kat’iyen : kesin olarak
kudsî : kutsal, mukaddes
mahiyet : nitelik, özellik, esas
menzil : yer, ev
mezkûr : sözü geçen, bahsedilen
nahiye : bucak
Nur Müellifi : Risale-i Nur’u telif eden, yazan Bediüzzaman Said Nursî
rahmet : şefkat, merhamet, ihsan
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
Sâni-i Zülcelâl : her şeyi san’atlı bir şekilde yaratan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah
şecere-i mübarek : mübarek ağaç
telif : yazma, kaleme alma
Yükleniyor...