Block title
Block content
Merhum Hasan Feyzi, Nurlardan aldığı hakikat dersini, Nurlara işaret ederek güzel tanzim etmiş. Lâhikaya girsin.
Said Nursî

Güzel oku, her zerrede coşkun birer mânâ var,
Dert ehline bu mânâda canlar sunan eda var.
Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine,
Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var.

Derin, güzel düşünceyle incelersen bunu sen,
Zayıflamış ruhlar için dağlar gibi gıda var.
Hem dilersen tükenmeyen sermaye-i serveti,
Aç gözünü, Nurlara bak, işte sana tufan gibi gına var.

Beni tanı, yürü kulum, yürü diye bizlere,
Her nefeste şefkat ile Rabbimizden nida var.
Duymuş isen bu nidayı her zerrenin dilinden,
Müjde olsun, artık sana Cennet denen safa var.

Uzaklara bakma, “Nurlara bak yürü”, âlem onun ayinesi.
Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziya var.
Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan,
Bilmez misin, sende dahi o edadan eda var.

Eller açıp yürü, bugün kana kana Risale-i Nur’dan ışık al
Aşka uyan, nura kanan her zerrede reha var,
Hüner değil dostu düşman, yârı ağyar eylemek,
Yadı biliş yapasın ki, ancak dostta vefa var.

Hünerdir ki, yaprak atlas, toprak elmas olmalı.
Çünkü bir bak, ne yaprakta, ne toprakta beka var.
Kısa görüp denizleri, damlalara çevirme,
Hakikatte, her damlada gizli birer derya var.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Denizli Hayatı / Sonraki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

atlas : ipekten yapılmış kumaş
beka : devamlılık, süreklilik
cilve : görüntü, yansıma
derya : deniz
eda : üslup, ifade
gam : sıkıntı, üzüntü
gına : mânevî zenginlik
hakikat : gerçek, doğru
hüner : beceri, ustalık
Lâhika : iman ve Kur'ân hizmetinde bulunan Nur talebelerinin Üstad Bediüzzaman'a yazdığı mektuplardan ve Bediüzzaman’ın onlara yazdığı cevaplardan oluşan yazılar; Yirmi Yedinci Mektup olan Barla, Kastamonu ve Emirdağ Lâhikalarından oluşan kitaplar
manzume : vezinli ve kafiyeli söz, şiir
merhum : rahmete kavuşmuş, vefat etmiş
nida : sesleniş
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
reha : bolluk, zenginlik
safa : huzur, keyif
sermaye-i servet : mal varlığı, sermaye
şefkat : içten ve karşılık beklemeden duyulan merhamet, sevgi
tanzim : düzenleme, düzene koyma
tufan : büyük su baskını
yârı ağyar eylemek : dost ve sevgiliyi aldatarak, araya fitne sokarak yabancılaştırmak
zerre : atom, maddenin en küçük parçası
ziya : ışık, parlaklık
Yükleniyor...