Block title
Block content
Elhasıl: On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu, gurbetzede bir ihtiyar adamın, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanına dair hâtırat-ı ilmiyesini yazmasını, dünyada hiçbir kanun ona yasak diyemez ve demez kanaatindeyim. Ve şimdiye kadar hiçbir âlim tarafından tenkit edilmemesi, elbette o hatırat, ayn-ı hak ve mahz-ı hakikat olduğunu ispat eder.

Benim ittihamım ve tevkifime sebep gösterilen,

Dördüncü madde: Devletçe yasak edilen tarikat dersini vermekle ihbar edilmiş olmaklığımdır.

Elcevap: Evvelâ, elinizdeki bütün kitaplarım şahittirler ki, ben hakaik-i imaniyeyle meşgulüm. Hem müteaddit risalelerde yazmışım ki: “Tarikat zamanı değil, belki imanı kurtarmak zamanıdır. Tarikatsız Cennete giden pek çok; fakat imansız Cennete girecek yok. Onun için imana çalışmak zamanıdır” diye beyan etmişim.

Saniyen: On senedir Isparta vilâyetinde bulunuyorum. Biri çıksın, “Bana, tarikat dersi vermiş” desin! Evet, bazı has âhiret kardeşlerime ulûm-u imaniye ve hakaik-i âliye dersini hocalık itibarıyla vermişim. Bu, tarikat talimi değil, belki hakikat tedrisidir. Yalnız bu kadar var: Ben Şafiîyim; namazdan sonraki tesbihatım Hanefî tesbihatından biraz farklıdır. Hem, akşam namazından yatsı namazına kadar ve fecirden evvel, hiç kimseyi kabul etmemek şartıyla, kendi kendime günahlarımdan istiğfar ve âyetler okumak gibi şeylerle meşguliyetim var. Zannederim, dünyada hiçbir kanun bu hale yasak diyemez.

Bu mesele-i tarikat münasebetiyle hükûmet ve mahkeme memurları tarafından benden soruluyor: “Ne ile yaşıyorsun?”

Elcevap: Dokuz sene ikamet ettiğim Barla halkının müşahedesiyle, şiddet-i iktisat berekâtıyla ve tam kanaat hazinesiyle ve ekser günlerde herbir gün yüz para ile, bazı daha az bir masrafla yaşadığımı benimle temas eden dostlarım bilirler. Hattâ yedi sene zarfında elbise, pabuç gibi şeylere yedi banknot ile idare ettim.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Barla Hayatı / Sonraki Risale: Kastamonu Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
ayn-ı hak : doğrunun aynısı, gerçeğin kendisi
banknot : kâğıt para
berekât : bereketler
beyan : açıklama
ekser : pek çok
elhasıl : kısaca, özetle
fecir : tan yerinin ağarması, sabah
hakaik-i âliye : yüce, yüksek hakikatler, esaslar
hakaik-i imaniye : iman hakikatleri, esasları
hakikat : gerçek, doğru
hatırat : hatıralar
hâtırat-ı ilmiye : ilmî hatıralar
hükûmet : idare, yönetim
ihbar : haber verme
ihtilât : karışıp görüşme
ikamet : yerleşme, oturma
istiğfar : af dileme, tevbe
itibarıyla : özelliğiyle
ittiham : itham, suçlama
mahz-ı hakikat : hakikatin ta kendisi
memnu : yasaklanmış
mesele-i tarikat : tarikat meselesi
meşguliyet : meşgul olma
muhabere : haberleşme, konuşma
münasebet : bağlantı, ilişki
müşahede : gözlemleme
müteaddit : bir çok, çeşitli
nefy : sürgün
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
saniyen : ikinci olarak
şehadet : şahitlik, tanıklık
şiddet-i iktisat : çok iktisatlı, tutumlu olma
talim : öğretme, eğitme
tarikat : İlâhî hakikatlere ulaşmak için, şeyhin gözetiminde takip edilen yol
tedris : öğretme, ders verme
tesbihat : namazdan sonra Allah’ı bütün noksan sıfatlardan uzak ve bütün kemâl sıfatlara sahip olduğunu ifade eden sözlerle anma
tevkif : tutuklama
ulûm-u imaniye : iman ile ilgili ilimler
vilâyet : il
zarfında : içinde
Yükleniyor...