Block title
Block content
On beş maddeden başka bütün mesaili, âhiretime ve imanıma ve hakikate müteveccih olduğu hükûmetin tetkikat-ı amîkasıyla tezahür eden Risale-i Nur ile Said, dini siyasete âlet ediyor; yani kâinatta yüksek ve mukaddes tanıdığı bir hakikat-i kudsiye olan din-i hakkı ve iman-ı tahkikîyi, siyasete, yani ihtilâlkârâne, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada âlet etmiş” denilir mi? Böyle diyenler, ne kadar daire-i akıl ve insaf ve vicdandan uzak düştükleri ve uzak hükmettikleri anlaşılmaz mı?

Elbette, mahkeme-i adalet, böyle asılsız bu evham ve isnadatları def edip, hakkımızda ihkak-ı hak edecektir. Gerçi, kanunları bilmemek eksere göre bir mâzeret teşkil etmez. Fakat haksız olarak, ücra bir köyde, tarassut altında, yabancı bir yerde şiddetle dünyadan küstürüp, nefiyle ikamet ettirip, mütemadiyen tarassut ile tâciz edilen bir adamın kanunları bilmemesi, elbette ehl-i insafın nazarında bir özür teşkil eder.

İşte, ben o adamım. Ve beni yanlış bir vehim ile muahaze ettikleri mevadd-ı kanuniyenin hiçbirini bilmezdim. Hattâ yeni hurufla imzamı atamazdım. Bazan hizmetçimden başka, on günde bir adamla görüşmedim. Herkes bana muavenetten kaçar. Avukat tutmaya iktidarım yok. Bütün hayatımda “en menfaatli ve en iyi hile, hilesizlik olduğu” düstur olduğundan, bütün müdafaatımda hak ve hakikat ve sıdk ve doğruluk esasını takip ettim. Bu hakikate binaen, müdafaatımda veyahut bazan nadiren bir-iki risalelerimde, zaman-ı hâzırın kanunlarına ve resmî merasimlerine tevafuk etmeyen ifâdâtıma nazar-ı müsamaha ile bakmak adaletin mukteziyat ve icabatındandır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Barla Hayatı / Sonraki Risale: Kastamonu Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
akîm : neticesiz, sonuçsuz
binaen : -dayanarak
daire-i akıl : akıl dairesi
din-i hak : hak din, İslâmiyet
düstur : prensip, kural
ehl-i insaf : insaf sahibi kimseler
ekser : çoğunluk
evham : asılsız ve gerçek dışı kuruntular, şüpheler
hakikat : gerçek, doğru
hakikat-i kudsiye : kutsal hakikat, gerçek
huruf : harfler
hükûmet : idare, yönetim, devlet icra mekanizması
icabat : gerekli şartlar
iddianame : iddia yazısı; savcının, yapılan soruşturmalar neticesinde tutuklu hakkındaki suçlamalarını bildirmek üzere mahkemeye sunduğu yazı
ifâdât : ifadeler
ihkak-ı hak : hak sahibine hakkını verme
ihtilâlkârâne : karışıklık çıkararak
ikamet : yerleşme
iktidar : güç, kudret
iman-ı tahkîki : inandığı şeylerin aslını, esâsını bilerek inanma; sarsılmaz iman
isnadat : dayanaklar; belli suçlamalara dayanak olarak gösterilen maddeler
itirazname : itiraz metni, yazısı
kâinat : evren
kanun-u medenî : medenî kanun
mahkeme-i adalet : adaletin sağlanacağı mahkeme
mâzeret : özür
medar-ı tenkit : tenkit sebebi
menfaat : yarar, fayda
mesâil : meseleler
mevadd-ı kanuniye : kanun maddeleri
muâhaze : sorumlu tutma, sorgulama
muavenet : yardımlaşma
mukaddes : her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal
mukteziyât : bir şeyi gerekli kılan sebepler
mücmel : kısa, özet
müdafaat : mahkeme huzurunda yapılan savunmalar
mütemadiyen : sürekli olarak
müteveccih : yönelik, yönelmiş
nazar : bakış, görüş
nazar-ı müsamaha : hoşgörü bakışı
nefiy : sürgün
ref etme : ortadan kaldırma
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
sıdk : doğruluk
süflî : alçak, aşağılık
tâciz : rahatsız etme, sıkıntı verme
tarassut : gözetleme
teşkil : oluşturma, meydana getirme
tetkîkat-ı amîka : inceden inceye, derinlemesine yapılan araştırma
tevafuk : uygunluk, uyumlu olma
tezahür : belirme, görünme, ortaya çıkma
ücra : ıssız ve uzak
vehim : zan, şüphe, kuruntu
zaman-ı hâzır : içinde bulunulan zaman, dönem
ziya’ : zayi olma, kaybolma
Yükleniyor...