Block title
Block content
Bazı gazetelerin zaman zaman yaptıkları neşriyattan anlaşılıyor ki: Din ve İslâmiyet düşmanları, ekseriya perde ardından bahaneler icad ederek dine saldırmaktadırlar. Doğrudan doğruya dinin ve İslâmiyetin aleyhinde bulunmuyorlar; dine hizmet eden, bu uğurda türlü fedakârlıklara katlananları nazar-ı âmmede kötülemek, halkın sevgisini çürütmek için hücuma geçiyorlar; ta ki dine hizmet edenleri âtıl vaziyete getirip, dinî inkişafa mâni olsunlar; imansızlığın, ahlâksızlığın revaç bulmasını temin etsinler. Demokrasi devrinde ve din hürriyetine müsaade edildiği bu zamanda böyle olursa, “Din zehirdir” diye millet kürsüsünden ilânat yapıldığı bir devirde dindarlara, hususan İslâmî gelişme ve inkişafa hizmet edenlere nasıl davranıldığı kolayca anlaşılır.

Devr-i sabıkta, Üstad ve Nur talebelerini mahkemeye sevk edenler arasında öyleleri çıkmış ki, kanun perdesi altında menfi ideolojilerine, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler; vazifelerinin icabını yapmaları lâzım gelirken, sanki vatan ve millet hainlerini yakalamış gibi çeşitli hakaret ve iftiralarla Bediüzzaman ve talebelerine hücum etmişler; mahkeme beraat vermişken, kanunu tatbik etmekle mükellef bazıları, Said Nursî için yakında idam edileceği şayiasını etrafa yaymaktan sıkılmamışlardır. Biz, bu yazılarla onlar aleyhinde konuşmak değil, bir hakikati beyan etmek istiyoruz. Belki onlardan birçoğu bu hareketinde mâzurdur, mecburen yapmıştır. Her ne olursa olsun, bu muameleler ispat ediyor ki, Bediüzzaman’ın muhakeme olunduğu, mahkemeye sevk edildiği tarihlerde gizli dinsizler, ifsad komiteleri faaliyette idiler. Mahkeme eliyle mahkûm edemedikleri ve dâvâsına mâni olamadıkları Said Nursî’ye, insafsızca iftiralarda, yalan propagandalarda bulunacaktılar ve bulundular. Bu elîm vaziyeti gören her insaf sahibi, onun müstakim bir din adamı, hakikat adamı olduğunu söylemekten çekinmemiştir. Binaenaleyh, Bediüzzaman ve Risale-i Nur hakkında tekrarla ve ısrarla devam edegelen takdirkâr yazı ve takrizlerin neşredilmesinin bir mühim âmili de bu olsa gerektir ve tenkit edilmemelidir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Önsöz / Sonraki Risale: İlk Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âtıl : boş, etkisi olmayan
beraat verme : mahkeme tarafından suçsuz görülerek salıverilme
beyan etme : açıklama
binaenaleyh : bundan dolayı
demokrasi devri : demokrasi yönetiminin uygulandığı dönem; Demokrat Parti dönemi
devr-i sabık : önceki dönem; Demokrat Parti iktidarı öncesi
dinî inkişaf : dinî gelişmeler
ekseriya : genellikle, çoğunlukla
elîm : acı veren, üzücü
hakikat : gerçek, doğru
hususan : bilhassa, özellikle
hürriyet : serbestlik
icab : gerektirme
icad etme : var etme
ideoloji : siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukukî, bilimsel, inanç, felsefî, moral, estetik düşünceler bütünü
ifsad komitesi : toplumdaki huzur ve güven ortamını ve toplumsal değerleri bozmaya çalışan gizli cemiyet
ihtiras : aşırı istekler, tutkular
ilânat yapma : ilân etme, duyuru yapma
inkişaf : açığa çıkma, gelişme
mahkûm etme : bir cezaya çarptırma
mâni : engel
mazur : özürlü, mazeretli
menfi : olumsuz, karşıt
millet kürsüsü : Türkiye Büyük Millet Meclisi
muamele : uygulama
muhakeme : mahkemeye çıkarılıp sorgulanma
mükellef : yükümlü
müsaade etme : izin verme
müstakim : doğru yolda olan; istikametini saptırmayan
nazar-ı âmme : kamuoyu; nalkın gözleri önünde
neşretmek : yaymak
neşriyat : yayın
revaç bulma : yaygınlaşma
şayia : yaygın haber, söylenti
takdir : beğeniyi dile getiren ifade
takdirkâr : takdir eden, beğeniyi ifade eden
takriz : birşeyi veya bir eseri beğendiğini söyleme amacıyla yazılan yazı
tatbik etme : uygulama
temin : sağlama
Üstad : bir ilim ve san’at alanında bilgi ve söz sahibi olan âlim; Bediüzzaman Said Nursî
vaziyet : durum
Yükleniyor...