Block title
Block content
Bediüzzaman, riyaziyede harikulâde bir sür’at-i intikale malik idi. Herhangi bir müşkil meseleyi, zihnen hemen hallederdi. Hattâ cebir mukabele ilminde bir risale telif etmişti. Tahir Paşa nezdinde hesap meseleleri münakaşa mevzuu olduğunda, hesaba dair hangi mesele bahsedilse, başkaları ve en mâhir kâtipler neticeyi bulamadan, Molla Said zihnen çıkarıyordu. Çok defalar böyle yarışlara girişir ve umumunda daima birinci gelirdi. Bir defasında şöyle bir sual sordular: “On beş müslim, on beş gayr-ı müslim farz edilerek, birbiri ardına dizilince bunlara yapılacak her kur’ada gayr-ı müslime isabet etmesi matluptur. Nasıl taksim edilir?”

Bu suale cevaben, “Bunların yüz yirmi dört vaziyet-i muhtemelesi vardır,” diyerek yapar.

Hem de der; “Bundan daha müşkilini de kendim icat ederim. İki bin beş yüz vaziyet-i muhtemeleye göre yaparım.”

İki saat zarfında yüz adamdan elli adet gayr-ı müslimi o vaziyette taksim eder ki, daima kur’ayı gayr-ı müslime düşürür. Ve hattâ beş yüz gayr-ı müslim olmakla iki yüz elli bin vaziyet-i muhtemele üzerine bir mesele çıkarttı ve Tahir Paşaya göstererek bir risale şeklinde yazdı. HAŞİYE

Bediüzzaman, Van’da bulunduğu zamanlarda, Vali Tahir Paşa ile bazı gazetelerden havadis okurdu. Bilhassa İslâmiyeti alâkadar eden hususlara dikkat ederdi. Van’daki ikameti esnasında, âlem-i İslâmın vaziyetini bir derece öğrenmiş bulunuyordu. Birgün Tahir Paşa bir gazetede şu müthiş haberi ona göstermişti. Haber şu idi:

İngiliz Meclis-i Meb’usan'ında Müstemlekât Nâzırı, elinde Kur’ân-ı Kerîm'i göstererek söylediği bir nutukta, “Bu Kur’ân İslâmların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız. Ne yapıp yapmalıyız, bu Kur’ân’ı onların elinden kaldırmalıyız; yahut Müslümanları Kur’ân’dan soğutmalıyız” diye hitabede bulunmuş.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Maatteessüf o risale Van’da bir yangında yanmıştır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Giriş / Sonraki Risale: Barla Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
âlem-i İslâm : İslâm âlemi
bilhassa : özellikle
cevaben : cevap olarak
farzetme : varsayma
fevkinde : üstünde
gayr-ı müslim : Müslüman olmayan
hâkim : hükmeden
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
havadis : haberler, olaylar
hitabede bulunma : konuşma yapma
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
inayet : ikram, ihsan
irfan : bilgi, anlayış, gerçeğe ulaştırıcı güçlü seçiş
istidad : kabiliyet, yetenek
kâtip : yazıcı, yazan
letâif : duygular
maatteessüf : üzülerek, ne yazık ki
mâhir : usta
matlup : istenilen, hedeflenen
mazhar : sahip olma
meclis-i meb’usan : millet meclisi
mevzu : konu
Molla Said : Bediüzzaman Said Nursî
Müslim : Müslüman
Müstemlekât Nâzırı : sömürgelerden sorumlu bakan
müşkil : zor, güç
nezdinde : yanında
nutuk : konuşma
risale : küçük çaplı kitap
seciye : huy, karakter
şecaat : kahramanlık, gazap duygusunun orta hâli, en ideal durumu
taksim : kısımlara ayırma, bölüştürme
telif : yazma, kaleme alma
umum : bütün
vaziyet : durum
vaziyet-i muhtemel : muhtemel durum, olasılık hesabı
zarfında : içinde
Yükleniyor...