Block title
Block content

Bediüzzaman, rivayetlerde gelen eşhas-ı âhirzamana ait haberlerin mühim bir kısmını ve Hürriyetten evvel İstanbul’da tevilini söylediği hadislerin ihbar ettiği âhirzamanın dehşetli şahıslarının âlem-i İslâm ve insaniyette zuhur ettiğini görür. Ve yine, gelen rivayetlerden, onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan hizbü’l-Kur’ân hakkında, “O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset canibiyle onlara galebe edilmez; ancak mânevî kılıç hükmünde i’câz-ı Kur’ân’ın nurlarıyla mukabele edilebilir” tavsiyesine müraatla, Ankara’da teşrik-i mesai edemeyeceği için, kendisine tevdi edilmek istenen meb’usluk, Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye gibi Diyanetteki azalığı, hem vilâyât-ı şarkiye vaiz-i umumiliği tekliflerini kabul etmez. Kendisini fikrinden vazgeçirmek için çalışan ve Ankara’dan ayrılmamasını rica için istasyona kadar gelen bir kısım meb’usların da arzularına uyamayacağını bildirerek Ankara’dan ayrılır, Van’a gider. Ve orada hayat-ı içtimaiyeden uzaklaşarak Erek Dağı eteğinde, Zernabad Suyu başında bir mağaracıkta idame-i hayat etmeye başlar.

• • •

 

« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Giriş / Sonraki Risale: Barla Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Arabî : Arapça
âyet-i kerime : şerefli âyet, Kur’an’ın herbir cümlesi
azalık : üyelik
bedâhet : açıklık, aşikâr olma
beyan etmek : açıklamak
bilmecburiye : mecburen, zorunlu olarak
burhan : güçlü ve sağlam delil
canib : yön
cihet : yön, taraf
cüz’ : parça
dessâsâne : hileli ve aldatıcı bir şekilde
efkâr : fikirler, düşünceler
ehl-i iman : Allah’a inananlar, mü’minler
erkân : rükünler, esaslar, temeller
galebe : üstün gelme
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat, toplum hayatı
hizbü’l-Kur’ân : Kur’ân askerleri; Kur’ân hakikatlerine yönelik yapılan saldırılara karşı mücadele verecek kişiler
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın başkalarını âciz bırakan mu’cizeleri
icmâlen : kısaca, özet olarak
idame-i hayat etme : hayatını devam ettirme, yaşamını sürdürme
ifham etmek : anlatmak, bildirmek
inkısam etmek : bölünmek, kısımlara ayrılmak
inkişaf etmek : gelişip meydana çıkmak
istimdad etmek : yardım istemek
ittihad etmek : birleşmek
izah : açıklama
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
maatteessüf : ne yazık ki
meb’us : milletvekili
meb’usluk : milletvekilliği
muhtasar : kısa, özet
mukabele etme : karşılık verme, karşı koyma
mücmel : özet halinde
müracaat : baş vurma
müteaddit : bir çok, çeşitli
neş’e almak : sevinmek
risale : Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden her birisi
sair : başka, diğer
suret : biçim, şekil
tab etmek : matbaada basmak
teşrik-i mesai : birlikte çalışma, işbirliği
tevdi etme : verme, sunma
vahdâniyet : Allah’ın bir ve benzersiz oluşu; ortağının olmayışı
vaiz-i umumilik : umumî vaizlik
vilâyât-ı şarkiye : doğu illeri
vücud : varlık
zındıka : dinsizlik, inançsızlık
Yükleniyor...