Block title
Block content
(Ankara’daki Nur talebelerinin bir mektubu)


Aziz, sıddık kardeşlerimiz; Mektubunuzdan, İslâm güneşinin bir ziyasını sezer gibi olduk. Yüzlerce seneden beri insaniyet aleyhine, İslâmiyet zararına mütecaviz fikir neşreden ehl-i küfrün tahriplerini tamir için ortaya atılan Risale-i Nur’un, sizlerin mektubunuzdan, gençlerin arasına yayıldığını sezdik. Ebedî hayat yolunun hakperest yolcuları, hayâlî boş lâfları terk edip, Risale-i Nur’la küfür tohumlarını eriteceklerdir. Nur’un talebeleri, ehl-i kalb ve imanın hakikî kardeşleridirler. Siz kardeşlerimizin mektupları, bizlere hız veriyor ve verecek.

Kur’ân’ın tefsiri olan Risale-i Nur, bize dalâlette kalmanın ve küfürle mücadele etmemenin bu zamanda büyük ahmaklık olduğunu bildiriyor. Komünistliğin, anarşistliğin, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur’a hizmet etmek ve rıza-yı İlâhîyi tahsil için onu isteyene vermektir. Bu en baş ve en ehemmiyetli, en kıymetli ve mübarek vazifemizden bizi döndürmek isteyen en ağır hücumlar dahi, bizlerin hızını arttıracaktır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i İslâm : İslâm dünyası
aziz : çok değerli, izzetli
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
cihet : yön
çare-i yegâne : tek çare
ebedî : sonsuz
ehl-i kalb ve iman : kalp ve iman ehli olanlar, kalbiyle mânevî olarak terakkide bulunanlar
ehl-i küfür : inkârcılar; Allah'ı ve Allah'ın kesin olarak bildirdiği bir şeyi inkâr eden kâfirler
ezân-ı Muhammediye : Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği dinin ezanı; tevhidi ilân etmek amacıyla yüksek sesle yapılan kutsal davet
hakikî : asıl, gerçek
hakperestlik : hakka taraftarlık
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hayalî : hayale âit, gerçek olmayan
hususan : özellikle
hüsn-ü tesir : güzel, iyi etki
hüsn-ü teveccüh : insanların ilgi ve alâka göstermesi
insaniyet : insanlık
keyfî : kişisel isteğe bağlı, arzuya göre
muzır : zararlı
mütecaviz : saldırgan, haddi aşan
neşir : yayma
neşreden : yayan, yayınlayan
serbestiyet : serbestlik
sıddık : çok doğru, sadakatli ve gönülden bağlı
su-i istimal : kötüye kullanma
tahrik : harekete geçirme
tahrip : bozup yıkma
tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap, eser
teveccüh : yönelme, ilgi gösterme
Ticanî meselesi : Ticanî tarikati konusu
vaziyet-i kudsiye : yüce, kutsal durum
yakinen : kesin olarak
zâlimane : zâlimce
ziya : ışık, nur
zuhur eden : ortaya çıkan, görünen
Yükleniyor...