Block title
Block content
Nasihat edin, ikaz edin, Allah’ı tanıtın, insanın kalbinde Allah korkusu, Allah sevgisi, ateş, Cehennem, ebedî azâp, ebedî saadet yer etsin, bilsin, anlasın, sevsin ve korksun; korksun ki fenalıklardan kaçsın, hem kendisi kurtulsun, hem de cemiyet. Savcı da, devlet de, hükûmet de, millet de rahat etsin. Bunun için Allah korkusunu ve sevgisini insanlara aşılayın.

“Nasıl yapalım bu işi? Söyleyin, yazın, okutun. Peki, amma o zaman propaganda diyorlar. Ne olur? Bunlar Allah’ın emirleri, Kur’ân-ı Azîmüşşânın hikmetleri değil mi? Din, sizin en tabiî hakkınız değil mi? Kim men eder sizi bundan, Allah yolundan? Suç diyorlar buna. Öyle mi? Allah’ın emrini okuyun:

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰى لَنْ يَضُرُّوا اللهَ شيْئاً وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ 1

“Meâli: ‘Haberiniz olsun ki, o küfür edip halkı Allah yolundan men eyleyen ve hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra Peygambere karşı gelenler, hiçbir zaman Allah’a zerrece bir zarar edecek değiller. O, onların amellerini heder edecektir.’

“Peki, amma dinlemezlerse? Dinleyenlere, iman edenlere tekrar edin; çünkü yaptığınız iş iyidir, insanlar için, cemiyet için, millet için, hükûmet için, devlet için hayırlıdır; şerden, belâdan koruyucudur. İman edenlere deyin ki:

يَا اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اَطِيعُوا اللهَ وَ اَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلاَ تُبْطِلُوا اَعْمَالَكُمْ 2

“Meâli: ‘Ey bütün iman edenler! Allah’a ve Resûlüne itaat edin de amellerinizi iptal eylemeyin.’

“Buna da inanmazlarsa, deyin ki: Tehlike, vatan ve milletiniz için tehlike, dinde, dinin propagandasında değil, dinsizliktedir. Bunu Başvekilimiz de söyledi: ‘Sağcılığın memleket için tehlikeli olduğu görülmemiştir. Bugün din propagandasına mâni bir hal yoktur; tedbir almaya da lüzum kalmamıştır.’

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Muhammed Sûresi, 47:32.
2 : Muhammed Sûresi, 47:33.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfet : belâ, musibet, büyük felâket
âşikâr : apaçık
Başvekil : Başbakan
cemiyet : toplum
erzel : en rezil, alçak
fenalık : kötülük, çirkinlik
fuhuş : çirkin ve ahlâksızlık iş, hayasızlık
hâkim : yargıç
hikmet : gaye, maksat, hedef
iffetsizlik : hayasızlık
itaat : emre uyma, boyun eğme
kabil : mümkün, olabilir
katil : öldürme
Kur’ân-ı Azîmüşşan : şan ve şerefi büyük olan Kur’ân
Kur’ân-ı Azîmüşşan : şan ve şerefi büyük olan Kur’ân
küfür : inkâr ve inançsızlık
mâni : engel
meâl : mânâ, anlam
muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer
şer : kötü, çirkin
tahribat : tahripler; yıkıp bozmalar, yıkıp yok etmeler
tebeyyün : belirme, açığa çıkma, görünme
zerrece : çok az miktar
zina : haram ve büyük günah olan, nikâhsız olarak yapılan cinsî münasebet
Yükleniyor...