Block title
Block content
S - Taaddüd-ü zevcat ve abd gibi bazı mesaili, ecnebîler serrişte ederek, medeniyet nokta-i nazarında, şeriata bazı evham ve şübehatı irad ediyorlar.

C - İslâmiyetin ahkâmı iki kısımdır.

Birisi: Şeriat ona müessestir. Bu ise, hüsn-ü hakikî ve hayr-ı mahzdır.

Birisi dahi: Şeriat muaddildir. Yani, gayet vahşi ve gaddar bir sûretten çıkarıp, ehvenüşşer ve muaddel ve tabiat-ı beşere tatbiki mümkün ve tamamen hüsn ü hakikiyeye geçebilmek için zaman ve zeminden alınmış bir sûrete ifrağ etmiştir. Çünkü, birden tabiat-ı beşerde umumen hükümfermâ olan bir emri, birden ref’ etmek, tabiat-ı beşeri birden kalb etmek iktiza eder.

Binaenaleyh, şeriat vâzı-ı esaret değildir. Belki en vahşi bir sûretten, böyle tamamen hürriyete yol açacak ve geçebilecek bir sûrete indirmiştir, tâdil etmiştir.

Hem de dörde HAŞİYE kadar taaddüd-ü zevcat, tabiata, akla, hikmete muvafakatiyle beraber, şeriat bir taneden dörde çıkarmamış, belki sekizden, dokuzdan dörde indirmiştir. Bahusus taaddüde öyle şerait koymuştur ki, ona müraat etmekle, hiçbir mazarrata müeddi olmaz. Bazı noktada şer olsa da, ehvenüşşerdir. Ehvenüşşer ise, bir adalet-i izafiyedir. Heyhat! Âlemin her halinde hayr-ı mahz olamaz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Erkek galiben yüz yaşına kadar telkih eder. Karı, yarı vakti hayız olduğu halde elliye kadar telekkuh eder.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : köle
adalet-i izafiye : toplumun selâmeti için ferdin hukukunun feda edilmesini öngören adalet
ahkâm : hükümler, esaslar
bab-ı fitne : fitne kapısı
binaenaleyh : bundan dolayı, buna dayanarak
çendan : gerçi, her ne kadar
ecnebî : yabancı
ehvenüşşer : iki şerden daha az zararlı olanının tercih edilmesi
evham : kuruntular, şüpheler
fıtraten : yaratılış gereği
gaddar : acımasız, çok zulmeden
galebe : üstün gelme
galiben : çoğunlukla
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hayr-ı mahz : saf hayır
heyet-i içtimaiye : sosyal hayat, sosyal yapı
heyhat : yazık, çok yazık
hikmet : bilim
hüdâ : hidayet, doğru yol olan hak din, İslâmiyet
hükümfermâ olma : hüküm sürme, egemen olma
hüsn-ü hakikî : gerçek güzellik
ifrağ etme : bir kalıba dökme, şekil verme
iktiza etme : gerektirme
irad etme : verme
kalb etmek : tersine çevirmek
mazarrat : zararlar, ziyanlar
medeniyet-i habise : pis, çirkin medeniyet
mesail : meseleler, konular
muaddel : düzeltilmiş, dengelenmiş
muaddil : düzelten, düzeltici, dengeleyici
muvafakat : uygunluk
müeddi olma : sebep olma, birşeye götürme
müesses : kurulmuş, kurulu (yani şeriat onun üzerine kurulmuştur)
müraat etmek : riayet etmek, uymak
nokta-i nazar : bakış açısı
ref’ etmek : ortadan kaldırmak
semere : meyve
serrişte etmek : bahane etmek, vesile etmek
şerait : şartlar
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet
şübehat : şüpheler, tereddütler
taaddüd : birden fazla olma
taaddüd-ü zevcat : birden fazla kadınla evlilik
tabiat-ı beşer : insan yapısı, fıtratı
tâdil etmek : düzeltmek, dengelemek
telekkuh etme : aşılanma
telkih etme : aşılama
vâzı-ı esaret : kölelik koyan, esaret getiren
Yükleniyor...