Block title
Block content

RUMELİ

 
Osmanlı Devletinin Balkanlar’daki eski toprakları Rumeli ismiyle tanınmıştır. Sözcük anlamı “Rum ülkesi”dir; Rum terimi Bizans anlamında Roma’yı karşılamaktadır.

Balkanlar’ın Osmanlı tarafından fethi 14. yüzyılda başladı. Bu amaçla bölgeye “Âhiyan-ı Rum” (Rum Diyarındaki Kardeşler), “Gaziyan-ı Rum” (Rum Diyarındaki Gaziler) adı verilen akıncı toplulukları geçirildi. Gelibolu Yarımadası ve iskeleleri, bölgenin fethi ve Türklerin iskânı için elverişli bir üs alanı durumuna getirildi. Daha sonra geleneksel “Kol”lar oluşturularak üç cepheden fetihler genişletildi.

Anadolu’dan getirtilerek bu topraklara yerleştirilen Türkmenlerle yerli halk arasında başlangıçta bazı uyuşmazlıklar ortaya çıktıysa da kısa sürede güven verici bir barış ortamı sağlandı. Rumeli güvenlikli bir bölge durumuna geldikten sonra, daha batıya yönelik fetihlere girişildi. Bu dönemde bölgenin başlıca Osmanlı merkezleri, Edirne, Filibe, Sofya, Serez, Üsküp, Manastır, Silistre, Tırhala ve Yenişehir oldu.

Rumeli’nin yerli halkının büyük bölümü Müslümanlaşırken, iskân, tımar, yaylak ve kışlak, vergilendirme, devşirme vb konularda da kalıcı düzenlemeler yapıldı. Bütün tarım alanları mirî arazi olarak yazıldı ve Anadolu’daki gibi tımar sistemi konuldu. Yerel halktan eski inançlarını koruyan ve gayr-i Müslim olarak adlandırılan kesimlere de bazı haklar tanındı.

Osmanlı Devletinin 1683’deki Viyana bozgunundan sonra hızlanan geri çekilişinde, Rumeli’deki sağlıklı toplumsal yapının bozulması da önemli rol oynadı. Rumeli 18. yüzyılda yerli âyanın egemenliğine girdi. Tımar sistemi bozulurken “dağlı eşkıyası” denen kalabalık çeteler bölge güvenliğini sarstı. Bu elverişsiz ortam, Avrupa’daki özgürlük ve milliyetçilik akımlarıyla aynı döneme rastlayınca Rumeli’de ayrılıkçı eğilimler ön plâna çıktı. Panslavizm politikasına öncülük eden Rusya, Rumeli’de Slavlaştırmaya büyük ağırlık verdi. Böylece bölgedeki Müslüman Türklerin Anadolu’ya göçleri hızlandı.

Rumeli’nin sık sık değişen yönetim şekli 1864’ten başlayarak vilâyet adı altında yeniden düzenlendi. Tuna vilâyetinden sonra 1867’de Yanya ve Selanik vilâyetleri oluşturuldu. Berlin Antlaşması (1878) uyarınca Tuna vilâyeti Bulgaristan Prensliğine dönüştürüldü, ayrıca özerk Rumeli-i Şarki vilâyeti oluşturuldu. Rumeli’nin batı kesimi ise Edirne, Selanik ve Manastır vilâyetlerine ayrıldı. Bulgaristan 1885’te Rumeli-i Şarki’yi ilhak etti. Bükreş Antlaşmasıyla Manastır Sırbistan’a, Selanik ise Yunanistan’a bırakıldı. Osmanlı Devletinin elinde yalnızca Edirne kaldı.

Üstad Bediüzzaman 1911 yılında Sultan Reşad’ın, Üsküp’te bir üniversitenin temel atma törenini de içeren Rumeli seyahatine doğu illerini temsilen katılmıştı.Ayrıca Divan-ı Harbi Örfî isimli eserinde yer alan bir yazısında, Asya ve Afrika kıtalarını bir tarlaya, Rumeli bölgesini de çiçekli bir bostana benzetmiş ve bu yerlerin ancak İslâm ışığıyla yeniden hayat bulacağını söylemiştir.
Paylaş
Yükleniyor...