HASAN EMİNÇ

1930 yılında Afyon’un Anıtkaya Kasabasında doğan Hasan Eminç, bir kız kaçırma olayından dolayı Afyon Hapishanesine girmiş ve orada Bediüzzaman Said Nursi ve talebeleriyle aynı çatı altında bulunmuştur. Bugün Bediüzzaman ve talebelerini hasret, minnet ve şükranla hatırlıyor. Hatıraları kaydeden Salih Sütçüoğlu’na teşekkür ederim.

HASAN EMİNÇ ANLATIYOR

1948 senesinde on sekiz yaşımda iken, bir kız kaçırma işine yardımcı olduğumdan dolayı Afyon Cezaevine girmiş oldum. O sırada Afyon Hapishanesinde Bediüzzaman Hazretleri ve talebeleri de varmış meğer. Bana onlarla beraber olmak nasip oldu... Biz hapishanede bu muhterem Zat ve onun talebeleri ile birlikte olmaktan çok memnun olmuştuk.

Ben Nur Talebeleri ile beraber kalıyordum… Bediüzzaman Hazretleri ise revir kısmında yalnız olarak kalıyordu. Hapishanede Nur Talebelerinden çok şeyler öğrenmiştik biz... Onlar, benim gibi diğer mahkûmlara Elif Ba öğretirler veya dinî bilgiler aktarırlardı… Böylece dinî bilgilerimiz epey artmıştı… Tabiî o zaman baskı vardı, bu dersler gizli yapılırdı.

Bediüzzaman Hazretleri de biz mahkûmlarla görüştüğünde hep sabır tavsiye eder: “Her şey Allah’tandır, sabredin ve şükredin.” der, bize manevî kuvvet verirdi. O sırada hapishanede; Bediüzzaman Hazretlerinin bazen revirden çıkıp gezindiği, hatta Afyon camilerinde namaz kılıp geldiği söylentileri çıkmıştı… Gardiyanlar da buna pek şaşardı.

Evet, Bediüzzaman’dan Allah razı olsun. Cenâb-ı Allah ahirette Peygamberimizin bayrağı altında Bediüzzaman Said Nursî ve talebeleri ile birlikte bulundursun bizleri inşallah…

Bir hadiseyi anlatmadan geçemeyeceğim:

Biz Hapishanede iken, yine Afyon’un Kılıçaslan köyünden Ahmet isimli bir mahkûm da orada imiş. Beş kişiyi öldürüp gelmiş. O beş kişi de civarda eşkıyalık yapan ve herkese eziyet eden kimselermiş. O zamanlar, Ahmet’e de eziyet etmek istemişler ve ailesi için de tehditte bulunmuşlar. O da silâhını kuşanıp, o beş eşkıyayı köy odasında öldürmüş. Bu haber duyulunca köylüler ve jandarma: “Kardeşim, sen büyük bir iş yaptın, bizi bu belâdan kurtardın.” demişler.

Tabiî mahkemesi devam ediyormuş... Bediüzzaman ve talebeleri Afyon hapsine girince, “Bu zât benim akıbetimi belki bilebilir.” diye Üstad Hazretlerine: “Beni idam ederler mi?” diye sormuş. Bediüzzaman da: “Yakında bu milletin başına hayırlı bir devlet adamı geçecek, ezan ve Kur’ân serbest olacak. O zaman sizler de inşaallah kurtulacaksınız.” demiş. Hakikaten mahkeme 25 sene ceza vermiş Ahmet’e. İki sene sonra da Demokrat Parti iktidara gelince, çıkarılan afla diğer mahkûmlarla beraber Ahmet de hapisten kurtulmuş.

O zamanlar çok fakirlik vardı... Bitten, pireden geçilmezdi... Ayağımızda doğru dürüst ayakkabı olmaz, elbiselerimizde yamalar olurdu. 1950’den sonra millet hem ezana kavuştu, hem de fukaralıktan kurtuldu…

(bk. Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor-III)

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...