MEHMET BATMAZOĞLU

Mehmet BAT­MA­ZOĞ­LU Ağa­bey emek­li ast­su­bay olup, 1935 De­niz­li-Acı­pa­yam do­ğum­ludur. İz­mir’de ika­met et­mek­te­dir. Ri­sa­le-i Nur’un çok es­ki, çok sa­dık ta­le­be­le­rin­den­dir. Te­vazu ve mah­vi­ye­tin­den do­la­yı an­lat­ma­dı­ğı için ken­di­si­nin Üs­tad’ımı­zı zi­ya­ret et­ti­ği­ni bi­le çok son­ra­la­rı öğ­ren­dik. İs­tir­ha­mı­mız üze­ri­ne ha­tı­ra­la­rı­nı ken­di el ya­zı­sıy­la ya­zıp ver­di:

“Kon­ya­lı Ha­lı­cı Sab­ri Ağa­bey­le Tren­de Ta­nış­tım”

“1954 yı­lın­da me­mu­ri­ye­tim do­la­yı­sıy­la Ba­lı­ke­sir’e ta­yin ol­dum. Ora­da hemş­eh­rim ve mes­lek­ta­şım Mu­zaf­fer Er­dem Ağa­bey­le ta­nış­tım. Ri­sa­le-i Nur­la­rı 1956 se­ne­sin­de ta­nı­ma­ma ve­si­le ol­du."

“1956 yı­lı Ey­lül ayı or­ta­la­rın­da yıl­lık iz­ni­mi ge­çir­mek üze­re İz­mir’den tren­le De­niz­li’ye gi­der­ken kom­par­tı­man­da ri­sa­le oku­yor­dum. Kar­şım­da otu­ran yaş­lı am­ca, ‘Ev­lât, ne oku­yorsun?’ di­ye sor­du. Ben de ‘İman ha­ki­ka­ti oku­yo­rum.’ de­dim. ‘Ben de ab­dest ala­yım, be­ra­ber oku­ya­lım.’ de­di. Son­ra o am­cay­la ta­nış­tık, is­mi­nin Kon­ya­lı Ha­lı­cı Sab­ri ol­du­ğu­nu söy­le­di, ben de ken­di­mi ta­nıt­tım. ‘Ev­lât! Ben Is­par­ta’ya Üs­tad’a zi­ya­re­te gi­di­yo­rum.’ de­yin­ce, ‘Am­ca be­ni de gö­tür, ben de Üs­tad’ımı­zı gö­re­yim, zi­ya­ret ede­yim.’ de­dim. ‘Olur ev­lât’ de­di. Is­par­ta’da kala­ca­ğı ote­lin is­mi­ni al­dım. ‘Ben eş­ya­la­rı­mı De­niz­li’ye bı­ra­ka­yım se­nin ar­kan­dan ge­li­rim.’ dedim. Gon­ca­lı tren is­tas­yo­nun­da ak­tar­ma ol­dum. Sab­ri am­ca Is­par­ta’ya, ben De­niz­li’ye git­mek üze­re ay­rıl­dık."

“Eş­ya­la­rı­mı De­niz­li’de ak­ra­ba­la­rı­ma bı­rak­tım. Ay­nı gün Is­par­ta’ya git­tim ve Sab­ri amca­nın kal­dı­ğı ote­li bul­dum. Sab­ri am­ca­nın yat­sı na­ma­zı için ca­mi­ye git­ti­ği­ni söy­le­di­ler. Ben onun kal­dı­ğı oda­ya ya­kın bir oda tut­tum. Yat­sı na­ma­zı­nı kı­lar­ken Sab­ri am­ca gel­di, ‘Hoş geldin ev­lât! Ben bu­gün Üs­tad’ı zi­ya­ret et­tim. Ken­di­si­ni te­da­vi eden do­ktor gel­miş, Üs­tad onu ka­bul et­me­miş. Ben se­nin ge­le­ce­ği­ni ve zi­ya­ret et­mek is­te­di­ği­ni Üs­tad’a söy­le­dim, Üs­tad se­ni ka­bul ede­cek, ya­rın sa­bah Cey­lan Ağa­bey ge­lip se­ni gö­tü­re­cek.’ de­di. Ben çok se­vin­miş­tim..."

“Se­ni Bi­ra­der­za­dem Ab­dur­rah­man Gi­bi Ka­bul Edi­yo­rum”

“Er­te­si sa­bah sa­at 09 sı­ra­la­rın­da rah­met­li Cey­lan Ağa­bey, kal­dı­ğım ote­le gel­di, ba­na, ‘Kar­de­şim! Ben ön­den gi­de­ce­ğim, sen be­ni 25-30 met­re ge­ri­den ta­kip et.’ de­di. O ön­de ben arka­da onu ta­kip ede­rek Üs­tad’ımı­zın şim­di mü­ze olan kal­dı­ğı eve gel­dik. İki kat­lı ah­şap evin dış ka­pı­sın­dan bah­çe­ye gir­dim, mer­di­ven­ler­den ikin­ci ka­ta çık­tım. Cey­lan Ağa­bey ba­na rehber­lik ya­pı­yor­du, Üs­tad’ın oda­sına se­lâm ve­re­rek gir­dim."

“Üs­tad Haz­ret­le­ri tek ki­şi­lik de­mir kar­yo­la­da sır­tı yas­tık­la­ra da­yan­mış şe­kil­de ba­şı nur gi­bi bem­be­yaz sa­rık­la sa­rı­lı, sır­tın­da pa­muk­lu hır­ka­sıy­la otu­ru­yor­du. Se­lâ­mı­mı al­dı, eli­ni öptüm. El­le­ri bem­be­yaz, ka­lem gi­bi… Ken­di­si­ne ya­kın bir şe­kil­de diz çö­küp otur­dum. Be­nim yüzüm Üs­tad’ın yü­zü­ne kar­şı idi, yüz yü­ze idik. Kar­şım­da Zü­be­yir Ağa­bey otur­du, Üs­tad’ın ba­na söy­le­dik­le­ri­ni an­la­mam için ba­na yar­dım­cı olu­yor­du. Üs­tad Haz­ret­le­ri adı­mı, an­ne­mi, ba­bamı, mes­le­ği­mi sor­du. Ben de ce­vap ver­dim. Son­ra şun­la­rı söy­le­di:

‘Kar­de­şim! Ben se­ni bi­ra­der­za­dem Ab­dur­rah­man gi­bi ta­le­be­li­ğe ka­bul edi­yo­rum.’ Sonra şöy­le de­vam et­ti: ‘Kar­de­şim! Küf­rün bel ke­mi­ği kı­rıl­mış­tır.’"

“Üs­tad Haz­ret­le­ri has­ta ve yor­gun ol­du­ğu için, uzun müd­det ya­nın­da otur­mak doğ­ru ol­ma­dı­ğın­dan, Zü­be­yir Ağa­bey, ‘Ta­mam kar­de­şim, bu ka­dar ye­ter.’ de­di. Aya­ğa kal­ktım, tekrar eli­ni öp­tüm, ge­ri ge­ri gi­de­rek oda­sın­dan çık­tım."

“Di­ğer oda­da bu­lu­nan Ta­hi­ri Ağa­bey ve di­ğer­le­ri ile de ve­da­la­şıp ev­den ay­rıl­dım. Yol­da gi­der­ken ben­de şöy­le bir hâl vâ­ki ol­du:

“Ken­di­mi kuş gi­bi ha­fif­le­miş his­set­tim. San­ki bir kuş gi­bi ha­va­da uçu­yor gi­biy­dim… Daha son­ra Hüs­rev Al­tın­ba­şak, Rüş­tü Ça­kın Ağa­bey­le­ri de zi­ya­ret edip, mem­le­ke­ti­me git­mek üze­re Is­par­ta’dan ay­rıl­dım.”

(bk. Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor-I)

Kategorileri:
M
Okunma sayısı : 858
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...