MUSTAFA YÜKSEL (YARBAY)

Oğlu Metin Yüksel Anlatıyor:

Babam, İlkokuldan mezun olduktan sonra ortaokula Isparta merkezde başlamıştır. Bu okulu da bitirince İstanbul'daki Kuleli Askeri Lisesine imtihanla alınmış ve oradan da 1935 yılında mezun olunca Ankara'daki Kara Harp Okulunda askeri eğitim görmüştür. 9 yaşında iken babasını kaybetmiştir. Nihayet 1938 senesinde Kara Harp Okulunu da bitirince Teğmen rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevine devam etmiştir.

Babam, şerefli Türk Ordusunun çeşitli şehirlerdeki askeri birliklerinde yıllarca görev yapmıştır. Rahmetli babam; imanlı, inançlı, milliyetçi, dini ve milli değerlere bağlı ve saygılı bir kişiliğe sahipti. 1953 yılının bahar aylarında Erzurum'dan Manisa'ya tayin edildi. Manisa-İzmir karayoluna yakın bir askeri birlikte nöbetçi subayı olarak görev yaparken, görev yerine yakın bir mahallenin camisinde yatsı namazı kılmak için resmi kıyafetle gider. Camide cemaatin ve cami müezzini Muzaffer Aslan’ın dikkatini çeker. Namaz sonrası, babam camiden ayrılırken cami müezzini babamın yanına yaklaşarak “Yüzbaşım sizinle tanışmak istedim. Buyrun camideki Kur’an Kursu odasına gidelim, size bir kitap vereceğim. Okuyunca çok istifade edeceğinize inanıyorum.” diyerek davet eder. Daveti kabul eden babama, müezzin, Risale-i Nur Külliyatı'ndan Gençlik Rehberi kitabını hediye eder ve babam kütüphanesindeki görevine döner. Ben bu tarihlerde 9-10 yaşlarında idim. Babamın anlattıklarından bunları hatırlıyorum. 1959 yılının Ekim ayına kadar Manisa’da görev yaptı. 1954 yılında Binbaşı oldu. Babam, kendi üsteğmen ve subay arkadaşlarına da Risale-i Nur okumalarını tavsiye ederdi.

Babam, vakit namazları ile cuma namazını askeri birlikte kılması gerektiği halde, camide mescitlerin olmaması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi için o döendeki yönetimin çeşitli kademelerine bu arada hatırladığım kadarıyla 1. Ordu komutanlığına, Genel Kurmay Başkanlığına, İç İşleri Bakanlığına, Diyanet İşleri Başkanlığına çeşitli tarihlerde dilekçeler yazarak müracaatları olmuştur.
Ancak ilerleyen yıllarda, askeri birliklerde ve garnizonlarda cami veya mescit, ibadet yeri ihtiyacının karşılandığını gördük.

Babam 11.03.1959 tarihinde Manisa Valiliğine gönderdiği geniş kapsamlı dilekçesinde bazı taleplerde bulunması nedeniyle valilik, Manisa Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunur. Ancak Manisa Cumhuriyet Savcılığı 30/04/1959 gün ve hazırlık no1959/603 Karar no: 1959/288 sayılı takipsizlik kararı vermiştir. Gerekçe olarak 6187 sayılı Vicdan ve Toplanma Hürriyetinin Korunması Hakkındaki yasaya göre Propaganda yapmak veya telkinde bulunmak suçunun yasal unsurlarının oluşmaması gösterilmiştir. 1959 yılının sonbahar aylarında babamın Manisa’dan Nevşehir askerlik şubesi başkanlığına ataması yapıldı, buradaki görevi de 5 Ay sürdü. 1960 Mart ayında Erzincan’daki askerliği birliğe tayin oldu.

Nihayet 27 Mayıs 1960 askeri darbesinde bir hafta sonra yani Haziran ayının ilk günlerinde babam görevine gitmek üzere evden ayrbinbaşı Erzincan askeri savcılığının emir ve tevkifatı nedeniyle sizi savcılığa götüreceğiz hakkınızda tutuklama var diyerek askeri araca bindirip ayrılırlar.

Bu tarihlerde ben lise öğrencisiydim, sonradan babamın laikliğe aykırı propaganda yapmak suçundan tutuklandığını öğrendik. Bu gelişmeler olurken babamın bir üst rütbeye terfi sırası da gelmişti 30 Ağustos 1960 tarihinde babam yarbay rütbesine terfi ederek resen emekliye sevk edildi. Artık sivil kişi olmuştu. Erzincan askeri savcılığı soruşturma evrakını gereksizlik kararı vererek Nevşehir Cumhuriyet savcılığına gönderir ve babamın da nevşehir’e tutuklu olarak sevk edilmesi gerçekleşir.

Nihayet Nevşehir Cumhuriyet Savcılığı laikliğe aykırı propaganda yapmak suçundan Nevşehir ağır ceza mahkemesine babam hakkında kamu davası açar. Bu aşamada Risale-i Nur camiasının avukatları rahmetli Bekir Berk ile hemşehrimiz avukat Hüsamettin Akmumcu ve halen antalya’dayaşadığını duyduğumuz avukat Gültekin Sarıgül babamın savunmasını yaparlar. Bu mahkeme de babamın 3 Kasım 1960 günü beraatine ve tahliyesine karar verir. Beş ay tutuklu kaldıktan sonra rahmetli babam ertesi gün Isparta’ya gelir. Babam Isparta’ya döndükten sonra Risale-i Nur camiası ile ilişiği kesilmedi sohbetlere katıldı.

Nihayet 58 yaşında, 13 Mart 1973 Tarihinde öğle saatlerinde camide namazını kılmak için abdestini alıp evden ayrıldıktan 10 15 dakika sonra eve yakın şu anda köypazarındaki camiine gireceği sırada kalp krizi geçirip vefat eder. Mezarı Isparta'nın Uluborlu ilçesindedir. Ruhu şad olsun Allah gani gani rahmet eylesin amin.

Babamın öldüğü tarihte ben oğlu Metin yüksel Mardin adliyesinde hâkim olarak görev yapıyordum. Durumu Isparta’ya geldikten sonra ayrıntılı olarak annemden ve yakın akrabalarımdan ve tanıdıklardan öğrendim.

Rahmetli, İslami ve milliyetçi yazılar yazan Hekimoglu İsmail’in “Maznun” isimli kitabında “Binbaşı” başlıklı ayrıntılı açıklamalarında bahsettiği kişinin rahmetli babam olduğunu öğrendik. Allahu teala hepsine rahmet eylesin, mezarlarında rahat uyusunlar âmin...

Kategorileri:
M
Okunma sayısı : 352
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...