SAİD GÜL

Said Gül ile Medine-i Münevvere dersanesinde karşılaştık. Kendisi Isparta’nın Sav Kasabasından. Hem de Gül’ler Ailesinden. 1988’de Medine’ye yerleşmiş. Şimdi oradaki hizmetlere iştirak ediyor. Türkiye iken de çok hizmetleri var. Genç yaşında hapishaneye girmiş. 1955’de üstad Bediüzzaman Hazretlerinin mübarek ellerini öpmüş bir şahsiyet Said Gül.

Şimdi Sav’da ikamet eden Hâfız Mehmed Gül’ün Torunu Abdülkadir Zeybek, Said Gül için şu bilgileri verdi: “Said Gül benim akrabam ve talebemdir. Yalnız annesi Çobanisa Köyündendir. Babası İsmail Gül ise, Büyük Amcalarım; Hâfız Mehmed Gül, Mustafa Gül, Ali Gül ve Ahmed Gül ile amcaoğullarıdırlar. Said Gül çok güzel Osmanlıca yazar. Savdaki hizmetlerimizde benim sağ kolumdu. Sav’daki dersane basılıp ben hapse düşünce; benim yerime, Hafız Osman Dikcar ile Said Gül devam ettiler. 1966’da aynı dersanede babasıyla yakalandılar. Yanıma, hapishaneye gönderildiler. Medine’ye gittiğinden beri gelip gitmiyor, buraya gelmiyor.” Böyle diyor Sav’lı Abdülkadir Ağabey.

Said Gül’den hatıralarını yazıp göndermesini rica ettim. Kabül etti… fakat ihmal de etti. Birkaç kere telefonla rahatsız ettim. Baktı ki kurtuluş yok. Sağ olsun kısa da olsa yazıp gönderdi.

SAİD GÜL ANLATIYOR

Risale yazdı, teksir ederek çoğalttı

Ben Said Gül. 1948’de Isparta’nın Sav Köyünde dünyaya gözlerimi açmışım. Gül’ler Ailesinden İsmail Gül’ün oğluyum. Güller Ailesi, Sav Kasabasında; Hacı Külahlar, Hacı Süleymanlar, Hacı Vazlar diye anılan; Sav Köyünün hemen yarısını teşkil eden Hacı Külahlardanım. 1955 senesinde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin ellerini öptüm. Ve hayırlı dualarını aldım. On bir yaşımda iken Risale-i Nurları yazmaya başladım.

1966’da Sav’da Dersaneyi jandarma bastı. Babam İsmail Gül ile beraber 7 ay cezaevinde yattım. O zaman 18 yaşında idim.

1969-1970 senelerinde, bir buçuk sene içinde, Hüsrev Ağabeyin yazmış olduğu; Lem’alar, Mesnevi-i Nûriye, Sikke-i Tasdik-i Gaybi ve Şualar mecmualarını, Binbaşı Hayri Bey ile beraber teksir makinesi ile çoğalttık. 1970’de askere gittim. Daha sonra İslam Köylü Saatçı Hasan (Ergünal) Ağabeyin yazmış olduğu Kastamonu Lâhikasını teksir ettik. Bu işi akrabam Abdülkadir Zeybek ile beraber yaptık. Kastamonu Lâhikasını teksir makinesi ile çoğalttık. 1980’de Emirdağ Lâhikasını yazmaya başladım ve 1993’de Medine-i Münevver’de tamamladım. Bu kitabı Sözler Yayınevi yayınladı.

Medine-i Münevvere’ye gelişim ise; 1988’de oldu. Gelişimin sebebi Mikad Mescidinin inşaatıdır. Ben duvarcı ustasıydım. O inşaat vesilesiyle Medine’ye gelmiştik… Burada kalmak nasip oldu. Ve yirmi seneye yaklaştık, Medine’deyiz elhamdülillah. Türkiye’de Risale-i Nurlara hizmet ettiğimiz senelerde, Mekke-i Mekerreme ve Medine-i Münevvere’ye rüyalarımızda uçarak gelir giderdik. Cenab-ı Hak teşvik için öyle rüyalar gösterirdi bize. Ve sonra öyle oldu elhamdülillah.

Saniyen: Isparta ve Sav Köyüne gelince: Merhum ve Sevgili Üstadımız Risale-i Nurun çok yerlerinde; Medrese-i Nuriye, Medreset-üz Zehra, Nur ve Gül Fabrikası ve Erkanlar diye medhü sena ediyor. Ve öyle olmuş. Öyle olmaya da devam ediyor. 7 Ramazan 2007 Bâki Selamlar. Said Gül

(bk. Ömer ÖZCAN, Ağabeyler Anlatıyor-II)

Yükleniyor...