Türkçe Metinlere Arapça Ve Farsçadan Geçen Kelimeleri Anlama
Risale-i Nur’u sadece ilmi ve imanı meselelerin ve problemlerin bir çözüm kaynağı olarak değerlendirmek yanlış olur. Belki de onun bu yönü, onda var olan bir çok yönden sadece biridir.
Onun belki de en önemli yönü Rahmeti İlahinin bir davetçisi olmasıdır. (Bunu, herkes kendine göre değerlendirebilir.) Önemli olan; farkında olsanız da olmasanız da, anlasanız da anlamasanız da siz onu okurken Rahmet-i İlahinin kapısını aralıksız çalıyor oluşunuzdur.
Yani siz risale okurken aslında sabırla kutsi bir kapının önünde bekleyip, sürekli kapıyı tıklayan bir insan olarak kendinizi düşünebilirsiniz.
Ama bu hazineden anlam olarak da istifade etmek için 'sözcük sorunu' nu aşmanız gerekli. Aşağıda size sunduğumuz metinleri 2-3 saat dikkatle incelerseniz büyük ölçüde anlama problemini de aşabilirsiniz.
İhlasla bu sabır imtihanını aştığınızda o kapının hem anlama hem de feyiz yönüyle size açıldığını sevinçle göreceksiniz.
Aşağıdaki metinleri hazırlayan ilahiyatçı arkadaşlara teşekkür eder, Say'lerinin meşkûr olmasını Allah(cc)'ın engin Rahmetinden niyaz ederiz.
Bu çalışma, hiç Arapça veya Farsça bilmeyen bir kişi düşünülerek ele alınmış, elden geldiğince teferruata inilmeden, sadece en çok karşılaşılan belli-başlı kalıplar, bunlar arasındaki anlam irtibatı vs.. yollar göz önüne serilerek “imkana göre en iyiyi yakalama” hedeflenmiştir. Bu şu demektir: Normal şartlarda ancak sözlüğe bakmak suretiyle anlamını bilebileceğiniz pek çok kelimeyi, sözü edilen bazı pratik bilgiler sayesinde, zaten belli oranda bildiğinizi ortaya koyabilmektir. Bu sağlanabildiği takdirde; normalde sanki yabancı dilde bir metni okuyor gibi sürekli sözlüğe bakma ihtiyacı hissettiğiniz bir Risale sayfasında, zamanla daha da az kelimeye bakmakla yetinecek; gözünüzde dağ gibi büyütüp “Anlayamıyoruz ki!” diyerek kendinize işkence haline getirdiğiniz bir işten zevk alır duruma geleceksiniz inşallah.
İlk Kurâ’n öğrenmeye başladığımız günleri hatırlayalım. Arapçada harfler ve harekeler var. Harekeler harf değil normalde.. Ama Arapça bir kelimeyi Türkçe yazacak olsak o harekelerin karşılığını da yazarız. Yani üstün, ötre ve esre için A-e, u-ü, ı-i seslerini.. Bu şu demektir: Türkçe olarak yazılmış Arapça kelimelerdeki bu harfler %90 harekedir ve kelimenin asıl harflerinden biri değildir. Yani asıl harfleri bulmak istiyorsak sesli harfleri çıkartıp, kalanlar üzerinde düşünmeliyiz. Peki asıl harfleri bulup ne yapacağız? Arapçada aynı kökten gelen bütün kelimelerde bu asıl harfler olmak zorunda.. yani bunlardan birinin anlamını bilmek, büyük oranında diğerlerini de bilmeyi sağlayacak. (Tabii ki kelime yapılarını bilmenin de bunda payı var; yeri geldiğinde bahsedilecek.)
Şimdi bir misâlle konuya girebiliriz:
Meselâ: Arapça “أَذْكَارْ” kelimesini Türkçe harflerle “ezkâr” şeklinde ifade ederiz. Bu kelimedeki ünlü harfler olan “e” ile “a” harfleri, harekeleri ifade ettiğinden, kök harflerini yani asıl harfleri bulmak için bu harfleri kaldırıyoruz, geriye kalan “z-k-r” harflerinin asıl kök harfleri olduğunu buluyoruz.
İşte buradan itibaren pratiğe başlıyor ve kendimize soruyoruz:
“Ben bu kelimenin manasını biliyor muyum? Hayır.. Peki bilemez miyim?”
Bakalım: Kelimenin kök harfleri olan “z-k-r” harfleri bana bir şeyler çağrıştırıyor mu? Düşünüyorum ve anlamını bildiğim “zikir” kelimesi aklıma geliyor. O halde zikirle ilgili bir manası olabilir diye tahmin ediyorum. Peki doğru mu? Evet, %100 doğru.. Tamam “ezkâr” zikirle ilgili bir kelime.. iyi ama tam olarak ne? İşte bunu bilebilmek için bazı pratik bilgilere ihtiyaç var. Fakat, bilmediğim bir sürü kelime var ve ben her kelimede bu kadar bilgiyle uğraşırsam bu işin astarı yüzünü geçer; daha zor hale gelir. Böyle yapacağıma yine babadan kalma usûlle her kelimenin anlamını görmek için sözlüğe bakarım daha kestirme...
Hayır! Tam aksine... düşündüğünüz şekilde olursa her kelimeye sözlüğe bakmak lazım ve hem de anlamını tam ezberleyene kadar sözlüğe her defasında yeniden bakmak lazım. Fakat sözünü ettiğimiz pratik bilgiler sayesinde; yeni karşılaştığınız bir kelimede küçük bir dikkat, basit bir fikir jimnastiğiyle, aynı kökten gelen bildiğiniz bir başka kelimeyle yakınlıklar kuracak ve anlamı büyük oranda doğru bir şekilde tahmin edebileceksiniz. Bu metodu kullandıkça bilmiyorum zannettiğiniz pek çok kelimeyi bildiğinizi görecek; daha hızlı ve daha iyi anlayacak, anladıkça kelime hazinenizi zenginleştireceksiniz. Hatta daha da ötesi, belli oranda Arapça biliyor olacak; Arapça öğrenmeye karar verirseniz geniş bir kelime hazinesine sahip olarak başlayacaksınız.
Bu misâli çoğaltmak mümkün. Meselâ aşağıdaki tabloda bilinmeyen bazı kelimeler ve karşısında onların çağrıştırdığı (aynı kökten gelen) başka kelimeler verilmiştir. Böylelikle bilinmeyen kelimenin, bildiğiniz bir kelimeyle en azından yakın veya ilgili bir anlamı olduğu anlaşılabiliyor.
Bilinmeyenler | Bilinenler |
icbâr | mecbur |
idhâl | dahil |
teşkîl | şekil |
muhârebe | harp |
mükâleme | kelâm |
intikâl | nakil |
iktidâr | kudret |
tekebbür | kibir |
teşekkül | şekil |
tecâhül | cahil |
tekâmül | mükemmel |
temâyül | meyil |
istihkâr | hakaret |
Bilinmeyenler | Bilinenler |
istimdâd | medet |
mürettib | tertip |
münekkid | tenkit |
müsekkin | teskin |
muhârip | harp |
muhâbir | haber |
muhâtap | hitap |
müftehirâne | iftihar |
müttefik | ittifak |
müstehzî | istihzâ |
istimdât | medet |
istintâc | netice |
istihsâl | mahsul |
Tabloda, yakın anlamdaki kelimenin tahmini her zaman çok kolay olmayabilir tabii ki. Fakat en fazla kullanılan kelime yapıları hakkında birazcık bilgi sahibi oldukça bunun daha da kolaylaştığı görülecektir.
Bu çalışmada hareket noktamız, Türkçe harflerle yazılmış metinler olacaktır. Bir miktar Farsçadan ve ağırlıklı olarak da Arapçadan alınmış kelimelerin yoğunca yer aldığı Türkçe metinler... Dolayısıyla bu çalışma Türkçe metinler üzerinden yapılacak, Arapça yazılışlara sadece ihtiyaç oldukça yer verilecektir.
Türkçe bir metinde Arapça ve Farsçadan geçmiş kelimelerin genel yapısına göz atmakla başlayalım:
Bu kelimeler ya isim ya fiil ya da bunlardan türetilmiş yeni kelimelerdir. Bunların anlamını bilmek 2 yolla olabilir: Ya doğrudan sözlük yardımıyla.. veyahut da aynı kökten gelmiş ve anlamı bilinen bir başka kelimeyle karşılaştırmak suretiyle... Yukarıda da bahsedildiği gibi “doğrudan sözlük yardımıyla anlam öğrenme” metodu, bu çalışmanın çerçevesine girmiyor. O halde 2. şık üzerinde durmamız gerekiyor. Yani “aynı kökten gelmiş ve anlamı bilinen bir başka kelimeyle karşılaştırmak.”
Şu durumda, yeni karşılaştığımız bir kelimenin %90 ihtimalle Arapçadan, %10 ihtimalle de Farsçadan geçmiş olduğu ihtimaliyle işe başlayabiliriz. Bundan sonraki adım; “kelimenin kök harflerini tahmin edebilmek” ki bu, çok önemli bir husus. Çünkü bu kökten gelen hemen bütün kelimelerde aynı harfler yer almakta. Yani sadece kök harflerini doğru tespit etmekle, aynı kökten gelen pek çok kelimenin anlamı hakkında en az %50 doğru tahminde bulunabileceksiniz. Peki kalan kısmı? Yani daha doğru bilgiye nasıl ulaşabiliriz? İşte bu da büyük ölçüde şuna bağlı: “Kelimenin yapısını bilmek.” Buraya kadarki işlemler uzmanlık istemiyor. Ve bütün bu uzmanlık istemeyen kısımlar işin %80-90’ını oluşturduğundan, uzmanlık isteyen kısmın ise %20’yi geçmeyeceğinden emin olabilirsiniz.
İşte şimdi, uzmanlık gerektirmeyen ve bize en az %80 çözüm getirecek olan pratik bilgilere başlayabiliriz:
Çoğul ( Arapça’da Türkçeden farklı olarak; tekil ve çoğul arasında “tesniye” vardır ki “iki” adet olan şeyleri ifade eder. “Tarafeyn=İki taraf” gibi. Fakat bunun Türkçe metinlerde kullanımı yok denecek kadar azdır.)
Karşılaştığımız kelimenin çoğul olduğunu 2 şekilde anlayabiliriz:
1-Sonu –ât ile bitiyorsa: (Arapça’da –ûn, –în, Farsça’da –ân ekleri de çoğul yapmakta kullanılıyor. Ancak Türkçe’de bunların kullanımı yok denecek kadar az. Siyasiyyûn, hâzırûn, mukarrabîn, dâllîn, muallimîn, müslimân.) Bu eki atıldığında geriye tekil bir kelime kalıyorsa, %99 bu kelime onun çoğuludur: İhtiyâcât, mevcudât, zulümât, temsilât, mucizât, vukûât...
Sadece bu kadarcık bir bilgiyle, bilmiyorum zannettiğiniz pek çok kelimenin, aslında bildiğiniz bir kelimenin çoğulu olduğunu fark edeceksiniz.
2-Arapçada bir kurala göre yapılan çoğul kalıplardan birine uyuyorsa.
Arapçada oldukça fazla çoğul kalıbı vardır. Bunların belli başlıları, bazı misâlleriyle birlikte aşağıda tablo halinde verilmiştir. Ancak bu kalıpların doğru bir şekilde ezberlenmesi ve pratikte kullanılması oldukça zordur. Bu zorluğa girmek yerine, işin çok kolay tarafını kullanalım. Tabloda da dikkatten kaçmayan bu önemli nokta şudur: Kelimelerin tekil ve çoğul hallerindeki sessiz harfler çok azı hariç aynıdır. Değişen sadece sıralama ve araya giren sesli harflerdir. Zaten çok kullanılan kalıplara biraz dikkat edildiği takdirde, zamanla o kalıptaki bir kelimenin çoğul olduğuna kesin bir şekilde hükmedilmeye başlanacaktır.
Burada bizim yapacağımız; çoğul olduğunu tahmin ettiğimiz bir kelimenin sessiz harflerinden hareketle, aynı sessiz harflerin yer aldığı tekil halini bulabilmek.
Vezin | Çoğul | Tekil |
Ef’âl (أَفْعَالْ) | ahkâm | hükm |
ezvâk | zevk | |
esbâb | sebeb | |
evhâm | vehim | |
aksâm | kısım | |
ecdâd | cedd | |
ağyâr | gayr | |
Fuûl (فُعُولْ) | ulûm | ilm |
fünûn | fenn | |
kubûr | kabir | |
mülûk | melik | |
nüfûs | nefs | |
usûl | asl | |
ukûl | akl | |
umûr | emr | |
Fualâ (فُعَلاَء) | fukarâ | fakir |
cühelâ | cahil | |
hükemâ | hâkim | |
vüzerâ | vezir | |
gurebâ | garib | |
ulemâ | âlim | |
ukâlâ | âkıl | |
ruesâ | reîs | |
ümerâ | emîr | |
Ef’ile (أَفْعِلَة) | emsile | misâl |
Es’ile | suâl | |
emkine | mekan | |
ezmine | zaman | |
esliha | silah | |
elbise | libas | |
Ef’ilâ (أَفْعِلاَء) | enbiyâ | nebî |
evliyâ | velî | |
eşkiyâ | şakî | |
ağniyâ | ğanî | |
Mefâil (مَفَاعِلْ) | mesâcid | mescid |
makâsıd | maksad | |
memâlik | memleket | |
mesâkin | mesken | |
Feâil (فَعَائِلْ) | hakâik | hakikat |
resâil | risale | |
fezail | fazilet | |
akâid | akîde | |
Fuul (فُعُلْ) | kütüb | kitab |
rusül | resul | |
turuk | tarik | |
sübül | sebîl | |
Fual (فُعَلْ) | ümem | ümmet |
cümel | cümle | |
Fu’’âl (فُعَّالْ) | tüccâr | tacir |
tullâb | tâlib | |
füccâr | fâcir | |
hukkâm | hâkim | |
Fiâl (فِعَالْ) | ricâl | racül |
cibâl | cebel | |
Fial (فِعَلْ) | niam | nimet |
fiten | fitne | |
ilel | illet | |
Feale (فَعَلَة) | kefere | kâfir |
aceze | âciz | |
amele | âmil | |
Ef’ul (أَفْعُلْ) | enfüs | nefs |
encüm | necm | |
Efâ’il (أَفَاعِلْ) | ekâbir | ekber |
esâfil | esfel | |
Efâîl (أَفَاعِيلْ) | esâtîr | üsture |
Fevâil (فَوَاعِلْ) | kavâid | kâide |
avâlim | âlem | |
cevânib | cânib | |
şevâhid | şâhid | |
Tefâîl (تَفَاعِيلْ) | tesâvîr | tasvir |
temâsîl | timsâl | |
tesâbîh | tesbîh | |
tevârîh | tarih | |
Fi’lân (فِعْلاَنْ) | sıbyân | sabî |
ihvân | ahî |
Yorumlar