ÜMİT, YEİS

"Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannedip neme lâzım der, “Herkes benim gibi berbattır” diye şehamet-i imaniyeyi terk edip hizmet-i İslâmiyeyi yapmıyor." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeis, ümmetlerin, milletlerin “seretan” denilen en dehşetli bir hastalığıdır." (Hutbe-i Şâmiye)

"Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir." (Hutbe-i Şâmiye)

"Yeis ve ümitsizlikle zannediyorsunuz ki, “Dünya herkese ve ecnebilere terakki dünyasıdır. Fakat, yalnız bîçare ehl-i İslâm için tedennî dünyası oldu!” diye pek yanlış bir hatâya düşüyorsunuz." (Hutbe-i Şâmiye)

"İstikbalde hak ve hakikat, âlem-i İslâmda nev-i beşerin eski hatîatına kefaret olacak bir saadet-i dünyeviyeyi de gösterecek inşaallah." (Hutbe-i Şâmiye)

"Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşaallah. Hakikat-i İslâmiyenin güneşiyle, sulh-u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi rahmet-i İlâhiyeden bekleyebilirsiniz." (Hutbe-i Şâmiye)

"Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rastgelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı لاَ تَقْنَطُوا kılıncını istimal ediniz." (Münâzarat)

"Neden dünya herkese terakki dünyası olsun da, yalnız bizim için tedennî dünyası olsun?" (Münâzarat)

"Meyusâne başımı eğdim. Birden حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ âyeti imdadıma geldi, dedi: Beni dikkatle oku." (Şualar, Dördüncü Şuâ)

"Cenâb-ı Hakkın kudreti ve ilmi her şeyin fevkinde büyüktür; hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür." (Şualar, On Birinci Şuâ, Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası)

"Rahmet-i İlâhiyeden ümit kesilmez." (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Üçüncü Mebhas)

"İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Yeis dalâlet-i fikrin, zulmet-i kalb ruh sıkıntısının menbaıdır." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Her zaman, her asır, kuvve-i mâneviyenin takviyesine medar olacak ve yeisten kurtaracak Mehdî mânâsına muhtaçtır." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal, Sekizinci Asıl)

"Sıkıntıdır muallime-i sefahet. Demek sefahetin menbaı sıkıntı olmuş. Sıkıntı ise, madeni, yeisle sûizandır." (Sözler, Lemeât)

"Yeis, mâni-i herkemâldir. “Neme lâzım, başkası düşünsün” istibdadın yadigârıdır." (Divan-ı Harb-i Örfî, Hakikat)

"Amele ve tâate muvaffak olamayan azaptan korkar, ye’se düşer. Böyle bir me’yusun gözüne, dinî meselelere münafi ednâ ve zayıf bir emare, kocaman bir burhan görünür. Böyle birkaç emareyi elde eder etmez, diğer emarelerin sâikasıyla ilân-ı isyan ederek İslâm dâiresinden çıkar, şeytanın ordusuna iltihak eder." (Mesnevi-i Nuriye, Katre, Hâtime)

"Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde, en yüksek gür sada İslâmın sadası olacaktır!" (Sünûhat, Rüyada Bir Hitabe)

"Gecelerimiz çok karardı ve çok kararan gecelerin sabahları pek yakın olur." (Tarihçe-i Hayat, Isparta Hayatı)

"En büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir." (Lem'alar, Yirmi Dokuzuncu Lem'a, İkinci Bab)

"Büyük felâketler, güler yüzlü intibahlar doğurur." (Barla Lâhikası, 184.Mektup)

"Şu asırda dinsizlik ve tahribat fazlalaştı. İnşaallah, mazlum ve mâsum ehl-i imanın yüzü gülecek. Parlak bir hakikat güneşi tulû edecek." (Barla Lâhikası, 184.Mektup)

Okunma sayısı : 99
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...