Block title
Block content

VAHY, VAHİY

 
Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimize (asm.) şöyle buyurur:
“De ki: Ben size 'Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.' demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim.' de demiyorum. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. De ki: Hiç görmeyenle gören bir midir? Aklınızı kullanmıyor musunuz?” (En’am, 50)

Hamdi Yazır bu ayeti şöyle değerlendirir:
“Peygamberle peygamber olmayanın farkı, gözlülerle âmâların farkı gibidir. Âmâlar, görmedikleri şeyleri ancak görenlerin haber vermesinden dinleyerek işitme yoluyla istifade edecekleri gibi, peygamber olmayanlar da peygamberlerden öyle istifade ederler.”

Vahiy, bir takım unsurlardan meydana gelir. Şu ayette, Hz. Peygamber’e gelen vahiydeki temel unsurları toplu halde görebiliriz:
“Şüphesiz bu Kur’an, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. İnsanları uyaran bir peygamber olman için onu açık bir Arapça diliyle, senin kalbine 'Ruhu’l-Emin' getirmiştir.” (Şuara, 192-195)

Ayetten hareketle, vahyin unsurlarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Kur’an âlemlerin Rabbinin kelamıdır.
2. Onu Peygamber’e Ruhul-Emin (Cebrail) getirmiştir.
3. Vahiy Hz. Peygamber’in kalbine inmiştir.
4. Vahyin dili, Hz. Peygamber’in konuşma dilidir.
5. Vahyin gönderiliş hikmeti, Hz. Peygamber’in insanları uyarmasıdır.

Paylaş
Yükleniyor...