ALLAH’IN MAHİYETİ, EZELÎ VE EBEDÎ OLUŞU
"Sâni-i Kâinat, elbette kâinat cinsinden değildir. Mahiyeti, hiçbir mahiyete benzemez." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam, Onuncu Kelime)
"Sâni-i Kadîm-i Ezelî, kâinatın ihtiva ettiği eşyanın cismiyet, cihetiyet, tagayyür, temekkün gibi istilzam ettikleri levazım ve evsaftan berî ve münezzehtir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 21-22.Âyetin tefsiri)
"Cenâb-ı Hak bize gayet karîbdir; biz Ondan gayet derecede uzağız." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Zeyl, Dördüncü Nükte)
"Şems-i Ezelî, her şeye her şeyden daha yakındır. Çünkü Vâcibü’l-Vücuddur, mekândan münezzehtir." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Zeyl, Dördüncü Nükte)
"Hiçbir şey O'na perde olamaz. Fakat her şey nihayet derecede O'ndan uzaktır." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, İkinci Zeyl, Dördüncü Nükte)
"Ezelî, ebedî, sermedî, her cihetçe kemâl-i mutlakta ve istiğnâ-yı mutlakta, maddeden mücerred, mekândan, kayıttan, imkândan münezzeh, müberrâ, muallâ olan bir Zât-ı Akdesin tagayyürü ve tebeddülü muhaldir." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)
"Müteaddit şeyleri intizamla daimî tağyir ve tahrik eden bir zat, mütegayyir olmamak ve hareket etmemek lâzım gelir." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)
"İntizamla tahrik eden hareket etmemek ve devamla tağyir eden mütegayyir olmamak gerektir, tâ ki o iş intizamla devam etsin." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)
"Ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef’âlinde nazîri yoktur, misli olmaz, şebîhi yoktur, şerîki olmaz." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)
"Hayat, Ona zâtîdir. Zâtî olan, zâil olamaz." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam, Sekizinci Kelime)
"Ezelî olan, elbette ebedîdir. Kadîm olan, elbette bâkidir." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam, Sekizinci Kelime)
"Evet, bir hayat ki, vâcib bir vücut onun lâzımı ve ünvanıdır; elbette adem ve fenâ hiçbir cihetle ona ârız olamaz." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam, Sekizinci Kelime)
"Hakaik-i sabite-i kâinat ona istinad eder, onunla kaimdir. Elbette, hiçbir cihetle fenâ ve zevâl ona ârız olamaz." (Mektubat, Yirminci Mektup, İkinci Makam, Sekizinci Kelime)
"Cenâb-ı Hak, mevcudata karşı, tevlid ve tevellüdü işmam edecek bütün rabıtalardan münezzehtir. Şerik ve muinden ve hemcinsten müberrâdır. Belki mevcudata karşı nisbeti, hallâkıyettir." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Üçüncü Şua, Üçüncü Cilve)
"Cenâb-ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef’âlinde naziri, küfvü, şebîhi, misli, misali, mesîli yoktur." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Üçüncü Şua, Üçüncü Cilve)
"Cenab-ı Hak (C.C.) nasılki senin yanında hazırdır. Aynı zamanda bütün her şeyin de yanındadır." (Mesnevi-i Nuriye, Badıllı tercümesi)