Türkçe 1600x1200
İçerikler
Bütün ruh u canımızla Receb-i Şerifinizi ve Şuhur-u Selâsenizi tebrik edip Cenab-ı Erhamürrahimînden niyaz ediyoruz ki, hakkınızda ve hakkımızda seksen sene bir mânevî ömr-ü bâki kazandırmaya bu üç mübarek ayı vesile eylesin. Âmin. (Emirdağ Lâhikası - 2 )
Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır. (Mektubat)
Evet bu kâinatın bütün ulvî hikmetleri, hârika güzellikleri, âdilane kanunları, hakîmane gayeleri, hakikat-ı kemalâtın vücuduna bedahetle delalet ve bilhassa bu kâinatı hiçten icad edip her cihetle mu'cizatlı ve cemalli bir surette idare eden Hâlıkın kemalâtına ve o Hâlıkın âyine-i zîşuuru olan insanın kemalâtına şehadeti pek zahirdir. (Şualar)
İstanbul muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır, onu fetheden askerde ne güzel askerdir. (Hadis-i Şerif Meali - Cami-üs Sağir)
Ayet Meali: “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” âyetinin sırrıyla, bütün zeminin yüzündeki zîhayatı, bir sineğin ihyası kadar kolay yapar. Bir baharı, birtek çiçek kolaylığında icad eder. (Lem’alar - 26.Lem’a)
Rabbin şöyle buyurdu: Şefkatle, tevazu ile onlara (anne ve babaya) kol kanat ger ve şöyle dua et: ""Ya Rabbî, onlar küçüklüğümde nasıl beni özenle ve şefkatle yetiştirdilerse, ona mükâfat olarak Sen de onlara merhamet buyur! (İsra Suresi, 24)
İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39)
Bütün eşyanın san’atındaki ihtimâmat ve san’atkârâne tasvirat ve mâhirâne tezyinat, bir ilm-i muhîti gösteriyor. Çünkü, binler vaziyet-i muhtemele içinde, muntazam ve müzeyyen, san’atlı ve hikmetli bir vaziyeti intihap etmek, derin bir ilimle olur. (Yirminci Mektub | İkinci Makam)
Evet! O Zât (A.S.M.) vazifesi itibariyle, hakkın bürhanı, hakikatın ziyası, hidayetin güneşi, saadetin vesilesidir. (Mesnevi Nuriye. 23)
Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kâdirdir. (Rum Sûresi 50. Ayet Meali)
Siz daima ileriye doğru yürümelisiniz. Her gün terakkiler kaydeden hamleler yapmalısınız. Ruh kuvvetinizi hilkat-i hikmet yolunda yükseltmede ve imanî hakikatleri massetmede bugünü dünden ziyadeleştirmelisiniz. Bu uğurda ve hizmet-i Kur’âniye meydanında ve ubudiyette hareket ve faaliyet kabiliyetinizi her gün artırmaya uğraşmalısınız. (Zübeyir Gündüzalp)
Dünyada en ziyade hayret edilecek birşey varsa, o da bu inkârdır. Çünki kâinatın mevcudatındaki hadsiz intizamat ve hikmetleriyle, vücud ve vahdetine şahidler bulunduğu halde; onu görmemek, bilmemek, ne derece körlük ve cehalet olduğunu, en kör cahil de anlar. (Otuzuncu Lem’a)
Ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur. (Tarihçe-i Hayat)
Sen eğer nefis ve şeytanı dinlersen, esfel-i safilîne düşersin. Eğer Hak ve Kur'an'ı dinlersen, a'lâ-yı illiyyîne çıkar, kâinatın bir güzel takvimi olursun. (23.söz)"
Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz. Evet kuvvet haktadır ve ihlastadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlas ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar. (21. Lem’a)
Risale-i Nur; bir alemdir, ünvandır. Bu zamanda zuhur eden Kur'anî hakikatler manzumesidir. Necip Milletimizin, insaniyet-i kübra olan İslâmiyete sarılması, yepyeni bir ruh ve taze bir iman aşkı ve heyecanı içinde uyanmasının ifadesidir. (Tarihçe-i Hayat)
Eğer malı çok seversen, hırs ile değil, belki kanaat ile malı taleb et, tâ çok gelsin. Hırs ihlası kırar, amel-i uhreviyeyi zedeler. 22. Mektub - 2. Mebhas
Sonra denizlerin içlerine bakar, görür ki: Gayet güzel ve ziynetli ve muntazam cevherlerinden başka, binlerce çeşit hayvanatın iaşe ve idareleri ve tevellüdat ve vefiyatları o kadar muntazamdır; basit bir kum ve acı bir sudan verilen erzakları ve tayinatları o kadar mükemmeldir ki, bilbedahe bir Kadîr-i Zülcelâlin, bir Rahîm-i Zülcemâlin idare ve iaşesiyle olduğunu ispat eder. Şuâlar | Yedinci Şuâ
Herşey kaderle takdir edilmiştir. Kısmetine râzı ol ki, rahat edesin. Mesnevi-i Nuriye | Habbe
Tevekkül, kanaat ve İktİsad öyle bİr hazİne ve bİr servettİr kİ, hİçbİr şey İle değİşİlmez. MEKTUBAT | 2. MEKTUP
Yani: Mülk umumen onundur. Sen, hem onun mülküsün, hem memluküsün, hem mülkünde çalışıyorsun. Şu kelime, şöyle şifalı bir müjde veriyor ve diyor: Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünki sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp, levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azab çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr'dir, hem Rahîm'dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul. (20. Mektup 4. Kelime)
Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız. İhtilâfınızdan istifade eden zalimlere karşı (Mü’minler ancak kardeştirler.) kal’a-i kudsiyesi içine giriniz, tahassun ediniz. Yoksa, ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. (22. Mektup 1. Mebhas)
Şu kışın baharı, ne kadar makul ve lâzım ve kat'î ise, haşrin sabahı da, Berzahın baharı da o kat'iyyettedir. (Risale-i Nur Külliyatından)
Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder." {et-Tergîb ve'l-Terhib, 2:116.}
Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gecenin ortasında kılınan teheccüd namazıdır. Ramazan'dan sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. (Hadis-i Serif - Camiussagir 1274)
Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir. (Barla Lahikası)
Hacdan gelen biri ile karşılaştığında selâm ver. Onunla musafaha et ve evine girmeden önce senin için Allah'tan mağf iret dilemesini iste. Çünkü onun günahları bağışlanmıştır. (Hadis-i Şerif - Camiussağir 847)
Kim ki gönül hoşluğuyla ve kestiği kurbanın sevabını Allah'tan umarak kurban keserse bu onun için Cehennem ateşine karşı perde olur. (Hadis-i Şerif - Camiussağir 8825)
Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır; ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedarik etmekle mükelleftir.
Necat yalnız sıdkla, doğrulukla olur. Urvetü’l-vuska sıdktır. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir, doğruluktur. (Tarihçe-i Hayat)
Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. (c.c) (Zâriyat Sûresi, 51:58)
Ebû Bekrete (r.a.) rivayet ediyor: Nasıl olursanız öyle idare edilirsiniz. Hadis-i Serif - Camiussagir 6406
Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfâtını görür. Kim zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür. (Zilzâl Sûresi: 7-8.)
Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız. (Hucurat Sûresi: 49:10.)
Ramazan-ı Şerifte herbir harf in, on değil bin ve Âyet-ül Kürsî gibi âyetlerin her bir harf i binler ve Ramazan-ı Şerif in Cum'alarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir'de otuzbin hasene sayılır. Evet herbir harf i otuzbin bâki meyveler veren Kur'an-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki; milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı Şerif'te mü'minlere kazandırır. (Mektubat - 402)
Saadet-i beşeriye dünyada adalet ile olabilir. Adalet ise doğrudan doğruya Kur'anın gösterdiği yol ile olabilir (Risale-i Nur Külliyatı’ndan - Hutbe-i Şamiye)
Herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur'ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü'minlere kazandırır. (Risale-i Nur Külliyatı’ndan)
Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, memlûktür; hür değil, abddir. Emrolunmazsa, en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye, mevhum rububiyeti kırılır, ubûdiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer. (Risale-i Nur Külliyatı’ndan)
Abdurrahman bin Avff (r.a.) rivayet ediyor: Şüphesiz Allahu Teâla Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de size Teravihi sünnet kıldım. Öyle ise kim ki, îman ederek ve sevabını kesin olarak Allah'tan bekleyerek gündüzünü oruçlu, gecesini de ibâdetle geçirirse, bu geçmiş günahlarına keffâret olur. (Hadis-i Şerif - Camiu's Sağir)
Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli. Yâ Rab! Kusurumuzu afvet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmîn demeli ve ona yalvarmalı... (Risale-i Nur Külliyatı’ndan)
Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslamiyet'in olacaktır. Bediüzzaman
Programımız budur ki: Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır; ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedarik etmekle mükelleftir. Risale-i Nur Külliyatı'ndan
(Cenâb-ı Hak) Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir. Şanı ne yücedir Onun ki, herşeyin hüküm ve tasarrufu elindedir. Siz de ona döneceksiniz. (Yâsin Suresi 82 - 83. Âyetler)
Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür. (Al-i İmran - 109)
NUR TALEBELERİNİN ÖZELLİKLERİ
Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz vakit, “Eyvah, malımız harap olup sa’yimiz hebâ oldu. Şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik” demeyiniz, feryad edip me’yus olmayınız. Çünkü sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfâtını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı Zülcelâl sizi celb edip yeraltında muvakkaten durdurur, sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki, hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti; rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almaya gidiyorsunuz. (Risale-i Nur Külliyatı’ndan)
İnsanların hürmet ve ikramını arzu etmemek Şan ve şöhret peşinde koşmamak Enâniyeti büyük tehlikelerden biri olarak bilmek Tevazu ve mahviyet sahibi olmak Dine hizmet ettim diye gururlanmamak Tezellüle girmeden hizmet etmek Uhuvvetkârâne tesanüt etmek ve kardeşleri tenkit etmemek İhlâs kaideleriyle hareket etmek Tesanüdü en önemli bağ bilmek ve muhafaza etmek İktisâdı esas tutmak Tamâ göstermemek Riyadan sakınmak Tasannua girmemek İman hizmetinde korku duygusu taşımamak Vazifegüzarlığa kalkmamak; tembelliğe düşmemek İnsanî zaafların iman hizmetine mani olasına fırsat vermemek Risale-i Nur’a perde olmamak Kendi nefsini ittiham edip, meslektaşına taraftar olmak Kendisi haklı da olsa, kardeşine itiraz ve tenkit etmemek Birbirine gücenmemek ve küsmemek Birbirine tarafgirane bakmamak Birbirinin kusuruna bakmamak ve affedici davranmak Birbirinin kusurunu örtmeye çalışmak Kendi kusurunu görmek Birbirine su-i zan etmemek Birbiriyle münakaşa etmemek Birbirine güvenmek ve yardım etmek Birbirlerine minnettarlık duyma yerine, dua ve tebrik etmek Birbirlerine ihlâsla muhabbet beslemek Cemaat içinde şahsi cesareti kullanmamak Birbirini enaniyet ve sadakatsizle ittiham etmemek Birbirine tesellici ve numune-i imtisal olmak Birbirinin kuvve-i maneviyesini takviye etmek Risale-i Nur’lara sadakat, sebat ve metanetle bağlanmak Keramet ve keşfiyat aramamak İman hizmetini her şeyin üstünde tutmak Dünyanın ücret yeri değil, hizmet yeri olduğunu bilmek Nur Talebesi dünya rahatına ehemmiyet vermez, onu istemez Nur Talebeleri diğer dindarlarla münakaşaya girmez Nur Talebeleri sâir âlimlerin eserlerine karşı tavır almaz Vazifenin hizmet; neticenin ise Allah’a ait olduğunu bilmek İhlâsla hizmete hırs ve kanaatsizlik, neticelerine ise kanaat göstermek Dine hizmette nefse hisse vermemek Kusur ve rekabete karşı saffet ve ihlâsı kullanmak Risale-i Nur’a hizmeti en birinci vazife bilmek Hizmetteki sıkıntılara tahammül ve sabır göstermek Her türlü meşguliyet ve zarara rağmen hizmetten geri durmamak Hizmette nefsi öne sürüp, ücrette unutmak Sarsılmaz metanet sahibi olmak Sadakat, sebat ve sıkı irtibat içinde olmak Sadakatle sabır göstermek Manevi fırtınalara karşı dikkatli ve ihtiyatlı olmak İman hizmetkârlığını gizlememek Mümkün oldukça nâmahreme bakmamak İmana hizmetini hiçbir şeye alet etmemek Şer’i meşvereti esas tutmak Başkalarının da imanının kurtarmayı vazife bilmek Namaz tesbihatını terk etmemeye çalışmak Risale-i Nur derslerini ihmal etmemek Başka mesleklere düşmanlık değil, kendi mesleğine muhabbet etmek

















































