GIYBET, GIPTA, HASET, İNAT
"İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkezâ şedit hissiyatlar, umur-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir." (Mektubat, Dokuzuncu Mektup, Salisen)
"Şiddetli bir inatla, ehemmiyetsiz, zâil, fâni umurlara karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şeye inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvetli his böyle şeyler için verilmemiş; onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münâfidir." (Mektubat, Dokuzuncu Mektup, Salisen)
"Şiddetli inadı, o lüzumsuz umur-u zâileye vermeyip, âli ve bâki olan hakaik-i imaniyeye ve esâsât-ı İslâmiyeye ve hidemât-ı uhreviyeye sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecazî, güzel ve âli bir haslet olan hakikî inada, yani hakta şiddetli sebata inkılâp eder." (Mektubat, Dokuzuncu Mektup, Salisen)
"Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecrâlarını değiştiriniz." (Mektubat, Dokuzuncu Mektup, Salisen)
"İnat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Giriş)
"Haset evvelâ hâsidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsud hakkında zararı ya azdır veya yoktur." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih)
"Hasedin çaresi: Hâsid adam, haset ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevî hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet, fânidir, muvakkattir. Faidesi az, zahmeti çoktur." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih)
"Uhrevî meziyetler ise, zaten onlarda haset olamaz. Eğer onlarda dahi haset yapsa, ya kendisi riyâkârdır; âhiret malını dünyada mahvetmek ister." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Dördüncü Vecih)
"Hayat-ı mâneviye ve sıhhat-i ubûdiyet, adâvet ve inatla sarsılır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Altıncı Vecih)
"Tarafgir bir muannid, kendi a’mâl-i hayriyesinde hasmına tefevvuk ister." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Altıncı Vecih)
"Gıybet, ehl-i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime)
"Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime)
"Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime)
"Nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı yer, bitirir." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime)
"Gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten mezmumdur." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, Hatime)
"Enâniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. Eğer sırf lillâh için olmazsa, kıskançlık müdahale eder, bozar." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)
"Bir insanın bir eli bir elini kıskanmaz ve gözü kulağına haset etmez ve kalbi aklına rekabet etmez." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)
"İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)
"Mehâsin-i İslâmiyet, envâr-ı Kur’âniye, inat ve taassubât-ı kavmiye perdelerini yırtarak hükmünü icra ettiler." (Lem'alar, Yedinci Lem'a)
"Kıskançlık ve hasedin sebebi: Bir tek şeye çok eller uzanmasından ve bir tek makama çok gözler dikilmesinden ve bir tek ekmeği çok mideler istemesinden, müzâhame münakaşa, müsabaka sebebiyle gıptaya, sonra kıskançlığa düşerler." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Yedinci Sebep)
"Umûr-u diniye ve uhreviyede rekabet, gıpta, haset ve kıskançlık olmamalı. Ve hakikat nokta-i nazarında olamaz." (Lem'alar, Yirminci Lem'a, Yedinci Sebep)
"İkinci Düsturunuz: Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, İkinci Düstur)
"Uhuvvetteki makam geniştir; gıptakârâne müzâhameye medar olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur, hizmetini tekmil eder." (Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a, İkinci Mani)
"Haset ve kıskançlıkta öyle bir muaccel cezâ var ki, o hased, hased edeni yakar." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Yirmi İkinci Nükte)
"Gıybet, katl gibidir." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal, Onuncu Asıl)
"Gıybette öyle bir fert bulunur ki, katl gibi bir zehr-i kàtilden daha muzırdır." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Üçüncü Dal, Onuncu Asıl)
"Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler." (Sözler, Otuz Birinci Söz, Üçüncü Esas)
"Münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)
"Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe, riyâ ile rekabet, haset ile hodgâmlık depretir damarları." (Sözler, Lemeât)
"İnsandaki kuvveler fıtrî tahdit olmamış. Onda çıkan hayr ü şer, lâyetenâhî gider. Onda olan hodgâmlık, bundan çıkan hodbinlik, gurur, inat birleşse, öyle günah oluyor ki beşer şimdiye kadar ona isim bulmamış." (Sözler, Lemeât)
"İnadın işi budur: Şeytan yardım ederse birisine “melek” der, rahmeti de okutur. Muhalif tarafında eğer meleği görse, libasını değişmiş onu şeytan zanneder; adâvet, lânet eder." (Sözler, Lemeât, İnadın gözü, meleği şeytan görür)
"Tarafgir nazarı, taraftar olduğu taraf cereyanın kusurunu görmez, zulmüne rıza gösterir, belki alkışlar. Halbuki küfre rıza, küfür olduğu gibi, zulme razı olmak dahi zulümdür." (Kastamonu Lâhikası, 104.Mektup)
"Bizi gıybet edenleri unutmalıyız, medâr-ı gıybet etmemeliyiz." (Kastamonu Lahikası, 118.Mektup, Haşiye)
"Ehl-i gıybet, gayet fena ve alçaktırlar. Gıybetin en fena ve en şenîi ve en zâlimâne kısmı, kazf-i muhsanât nev’idir." (Barla Lâhikası, 218.Mektup)
"Ehl-i dalâletin hissiyatları şiddetlidir. İnadı, hırsı, hasedi gibi her şeyi şediddir. Bir dakika meraka değmeyen bir şeye bir sene inat eder." (Barla Lâhikası, 220.Mektup)
"Adem-i kabul perdesi altında gözünü kapamakla, bir küfr-ü inadî yapabilir. Git gide küfr-ü mutlaka düşer, insaniyeti mahvolur; hem maddî, hem mânevî Cehenneme gider." (Şualar, On Birinci Şuâ, Dokuzuncu Mesele)
"Hâsid hased ettiği zaman bütün şerdir." (Şualar, On Birinci Şuâ, Hatime, Bir İhtar)
"Cenâb-ı Hak da mü’minlerin zaferiyle onların ümitlerini ye’se çevirmiştir ve Müslümanların galebesiyle onların husumetlerini haset ve kine kalb etmiştir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 9-10.Âyetin tefsiri)
"Nifak ve hasetten kalblerinde, ruhlarında öyle bir maraz vardır ki, o maraz, hakkı bâtıl, hakikati hurafe telâkki etmeye sebeptir. Zaten fasit bir kalbden, bozuk bir ruhdan böyle rezaletlerin çıkması bedihîdir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 9-10.Âyetin tefsiri)
"Eğer onlar yaptıkları fenalıkla gayz ve hasetlerini izale için bir deva, bir ilâç talebinde iseler, o zannettikleri ilâç, kalblerini, ruhlarını bozan bir zehirdir. Zehirle kendi tedavisine çalışan, elbette zelildir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 9-10.Âyetin tefsiri)
"Fâsit olan bir kalb, gururlu olur ve ifsadata meyleder. Binaenaleyh, onlar kalblerinin fâsid olmasından temerrüt ve inat ediyorlar." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 13.Âyetin tefsiri)
"Kalblerindeki inat, zebhedilen tavuk gibi, dillerini içeri tarafa çekerek, konuşmalarına ve nedametle tevbe etmelerine mani olmuştur." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 17-20.Âyetin tefsiri)
"İnatla bakan adam ise hikmetini bilmez, tereddüde düşer, sorar, sual eder, en nihayet istihkar ile inkâra girer." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 26-27.Âyetin tefsiri)
"Mü’min, insaflı olduğu için Allah’tan olduğunu tasdik eder. Kâfir olan adam inatçı olduğundan, “Bunda ne faide var?” der." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 26-27.Âyetin tefsiri)