"Nifak ve hasetten kalblerinde, ruhlarında öyle bir maraz vardır ki, o maraz, hakkı batıl, hakikati hurafe telakki etmeye sebeptir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Nifak ve hasetten kalblerinde, ruhlarında öyle bir maraz vardır ki, o maraz, hakkı bâtıl, hakikati hurafe telâkki etmeye sebeptir. Zaten fasit bir kalbden, bozuk bir ruhdan böyle rezaletlerin çıkması bedihîdir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 9-10. Âyetlerin Tefsiri)

Bu vecize, insan ruhunun nifak (iki yüzlülük) ve haset (çekememezlik) mikrobuyla enfekte olduğunda nasıl bir zihni ve kalbi mutasyona uğradığını gözler önüne seriyor. Üstad Bediüzzaman’ın bu harika tahlilini şu temel dinamiklerle okuyabiliriz:

Ruhun ve Kalbin Hastalanması (Maraz):

Nifak ve haset sıradan ahlaki kusurlar değildir; bunlar kalbi ve ruhu çürüten birer marazdır (hastalıktır). Maddi bir hastalık nasıl gözün görmesini veya dilin tat almasını bozarsa, bu manevi hastalıklar da ruhun algı mekanizmasını tamamen bozar.

İdrak Kayması: "Hakkı Batıl, Hakikati Hurafe Görmek":

Kalbi bozulmuş bir insan artık eşyayı ve hadiseleri olduğu gibi göremez. Kıskançlık ve iki yüzlülük gözlüğü taktığı için, karşısındaki en parlak hakkı ve doğruyu, kendisini rahatsız eden bir batıl gibi algılar. En mantıklı, sarsılmaz mucizevi bir hakikati ise kendi çarpık mantığına sığıştıramadığı için bir hurafe (uydurma, masal) diyerek küçümsemeye kalkar. Yani sorun hakikatin delillerinde değil, o delillere bakan gözün ve kalbin bozukluğundadır.

"Fasit Kalbden Rezalet Çıkması Bedihîdir":

"Fasit", bozulmuş, kokuşmuş demektir. "Bedihî" ise apaçık, şüphe götürmez bir gerçektir. Bediüzzaman Haazretleri burada çok net bir sebep-sonuç ilişkisi kurar: Bir kaynağın içi çamurlu ve zehirliyse, ondan temiz, içilebilir bir su akması imkânsızdır. İç dünyası nifakla, kinle, kıskançlıkla çürümüş bir insanın ağzından ve kaleminden de ancak hakikate hakaret, iftira ve rezalet dökülecektir; bu durum eşyanın tabiatı gereğidir ve şaşırtıcı değildir.

Aynanın Kirli Olması:

Bu vecize bize gösteriyor ki, bazı insanların dine, mukaddesata veya doğruluğu apaçık olan meselelere düşmanlık etmesi, o meselelerin eksikliğinden değil; o kişilerin iç dünyalarındaki nifak ve haset hastalığının bir tezahürüdür. Kirli bir ayna, karşısındaki en güzel yüzü bile eğri büğrü gösterir. Suç aynada yansıyan fıtratta değil, aynanın kendisindedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 16
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...