İKTİSAT, İSRAF, KANAAT VE KANAATSİZLİK

"İktisad şimdi herkese farzdır." (Osmanlıca Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a)

"İktisat ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Birinci Nükte)

"Hâlık-ı Rahîm, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Birinci Nükte)

"İktisat ve kanaat, hikmet-i İlahiyeye tevfik-i harekettir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, İkinci Nükte)

"İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Üçüncü Nükte)

"İktisat eden, maişetçe aile belasını çekmez." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte)

"Bu zamanda isrâfâta medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde bazan haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazan mukaddesât-ı diniye mukabil alınıyor, sonra menhus bir para veriliyor. Demek, mânevî yüz lira zararla maddî yüz paralık bir mal alınır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Dördüncü Nükte)

"Bir fakirin, kuru bir parça siyah ekmekten açlık ve iktisat vasıtasıyla aldığı lezzet, bir padişahın ve bir zenginin israftan gelen usanç ve iştahsızlıkla yediği en âlâ baklavadan aldığı lezzetten daha ziyade lezzetlidir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte)

"Hısset ve zillet, ehl-i israf ve tebzîrin zâhirî merdâne keyfiyetlerinin içyüzüdür." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte)

"İktisat, izzet ve cömertliktir. Hısset ve zillet, ehl-i israf ve tebzîrin zahirî merdane keyfiyetlerinin içyüzüdür." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte)

"Ahlâk-ı âliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinattaki nizam-ı hikmet-i İlâhiyenin medarlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halitası olan hısset ile hiç münasebeti yok." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Altıncı Nükte)

"İktisat etmek, malda bittecrübe sebeb-i bereket olduğu gibi, israf etmekle zekât vermemek, sebeb-i ref-i bereket olduğuna hadsiz vakıat vardır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"Kanaatsizlik ise sa’ye, çalışmaya şevki kırar. Şükür yerine şekva ettirir, tembelliğe atar. Ve meşru, helal, az malı terk edip, gayr-ı meşru, külfetsiz bir malı arar. Ve o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"İsraf, hırsı intaç eder." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"İktisattan gelen kanaat, şükür kapısını açar, şekvâ kapısını kapatır. Hayatında daima şâkir olur. Hem kanaat vasıtasıyla insanlardan istiğnâ etmek cihetinde, teveccühlerini aramaz." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"Kanaat, tükenmez bir hazinedir. Hadisinin sırrıyla, kanaat bir define-i hüsn-ü maişet ve rahat-ı hayattır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"Hayırda ve ihsanda -fakat müstehak olanlara- israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"İsraf, kanaatsizliği intaç eder. Kanaatsizlik ise, çalışmanın şevkini kırar, tembelliğe atar, hayatından şekvâ kapısını açar, mütemadiyen şekvâ ettirir." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"Hangi müsrifle görüşsen, şekvâlar işiteceksin. Ne kadar zengin olsa da yine dili şekvâ edecektir. En fakir, fakat kanaatkâr bir adamla görüşsen, şükür işiteceksin." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"İktisatsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"İsm-i Hakîmin cilve-i âzamından olan hikmet-i âmme-i kâinat, iktisat ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, İkinci Nükte)

"Ey iktisatsız, israflı insan! Bütün kâinatın en esaslı düsturu olan iktisadı yapmadığından, ne kadar hilâf-ı hakikat hareket ettiğini bil." (Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Üçüncü Nükte)

"Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez." (Mektubat, İkinci Mektup)

"Kanaat eden, iktisat eder; iktisat eden bereket bulur." (Mektubat, Yirmi Üçüncü Mektup, Yedinci Sual)

"Eğer malı çok seversen, hırsla değil, belki kanaatle malı talep et, ta çok gelsin." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, İkinci Mebhas)

"İktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Makam, Birinci Remiz)

"İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır." (Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup, Birinci Makam, Birinci Remiz)

"Kanaat ve iktisat, maaştan ziyade sizin hayatınızı idame ve rızkınızı temin eder." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale olan Altıncı Kısım)

"Lezâiz çağırdıkça, 'Sanki yedim.' demeli. 'Sanki yedim.'i düstur yapan, 'Sanki yedim.' namındaki bir mescidi yiyebilirdi, yemedi." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri: 88)

"Semere-i sa’yine ve kısmetine rıza kanaattir, meyl-i sa’yi kuvvetlendirir." (Mektubat, Hakikat çekirdekleri: 95)

"Fıtratta israf ve hilkatte abesiyet olmadığına delil, Sâni-i Zülcelâlin, herşeyin hilkatinde en kısa yolu ve en yakın ciheti ve en hafif sureti ve en güzel keyfiyeti ihtiyar ve intihap etmesidir ve bazan birşeyi yüz vazifeyle tavzif etmesidir ve bir ince şeye bin meyve ve gayeleri takmasıdır." (Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat, İkinci Esas, Üçüncü Medar)

"İsraf sefahetin, sefahet sefaletin kapısıdır." (Sözler, Lemeât)

"Bedbaht odur ki, medar-ı şekavet ve hasâret ve elem olan israf ve hırs ile sa’y-i helâli bırakarak, her kapıya başvurup, tembelkârâne ve zâlimâne ve müştekiyâne hayatını geçirir, belki öldürür." (Şualar, Yedinci Şua, Beşinci Hakikat)

"İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer." (Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam, Birinci Mesele)

"Evet, bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylû'l-Hubâb)

"İktisat ise, bu zamanda herkese lâzımdır." (Emirdağ Lâhikası-I, 65.Mektup)

"Beşerin saadet-i hayatiyesi, iktisat ve sa’ye gayrette olduğunu ve onunla beşerin havas, avam tabakası birbiriyle barışabilir." (Emirdağ Lâhikası-II, 74. Mektup)

"Derd-i maişet sersemliğiyle, ekser halk ahiret işlerine ikinci derecede bakmalarından, ehl-i dalalet istifade edip onları avlıyorlar. Risale-i Nur şakirtleri kanaat ve iktisat düsturlarıyla bu manevi hastalığa da mukabele ederler inşallah." (Kastamonu Lahikası, 108. Mektup)

"Derd-i maişet zaruretine karşı, iktisat ve kanaatle mukabele etmeye zaruret var." (Kastamonu Lahikası, 141. Mektup)

"Risale-i Nur’un şakirtleri, iktisat ve kanaat ve tevekkül ve kısmetine rıza gibi, Risale-i Nur’un dersinden aldıkları izzet-i imaniye, inşaallah onları riyadan ve dünya menfaatleri için hodfuruşluktan men eder." (Kastamonu Lahikası, 115. Mektup)

Okunma sayısı : 7.946
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...