Kalp ruhun hassası mıdır, Ruh kalpten daha latif midir? Bu iki hissin alakası nasıldır?
Değerli Kardeşimiz;
İnsan mahiyetinin aslı ve esası ruhtur. Ruh, bütün hasse ve duyguların efendisi ve hayat kaynağıdır. Ruh basittir, bölünmez, parçalanmaz, eskimez, pörsümez, ölmez, dağılmaz, yaşlanmaz. Hayat ve şuur (akıl), ruhun bir hassesi ve vasfıdır. Beden olmasa da ruhun hayat ve şuuru devam eder. Yani insan ruhu hem görür hem görür hem konuşur hem düşünür hem hisseder hem hatırlar hem lezzet ve elemi hisseder. Hatta insan bedeni öldükten sonra ruha münasip, ruh ayarında, bir latif kılıf giydirilir, ruh bütünü ile çıplak kalmaz.
Kalp, bedenimizdeki çam kozalağını andıran bir et parçasından ibaret değildir. Kalp, Allah’ın bir ihsan ve ikram eseri olarak bize verdiği vicdandan gelen hissiyat ile dimağdan, yani akıldan gelen fikirlerin depolandığı ve şekillendiği bir latifedir.
Kalbi besleyen iki kanal, iki kutup vardır. Biri, yaradılışta insana takılan, hakkın ve doğrunun kıstaslarını taşıyan, hislerin toplamını temsil eden vicdandır. Bu vicdandaki hakka ve doğruya pusula olan hisler, kalbe uzanan ve onu besleyen ana damardır.
İkincisi ise; dimağdır. Yani hakkı, batılı, doğruyu, yanlışı, zararı ve menfaati temyiz ve tefrik eden ve bunu fikir olarak kalbe ulaştıran ikinci ana damar dimağdır. Kalp, doğuşta boş bir sayfa iken, bu sayfayı dolduran iki kalem gibi çalışırlar; vicdan ve dimağ.
“Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır.” (İşarâtü’l-İ’caz)
Demek ki, his âlemimizdeki hareketleri de yine vicdanen biliyoruz. Sevmemiz, korkmamız, endişe etmemiz, acımamız, şefkat göstermemiz kalbimizin vicdanî yönüyle olmaktadır; duyu organlarımızla yahut aklımızla değil.
Aynı şekilde, insan sonsuz âciz, sonsuz fakir olduğunu da yine vicdanen bilir. Bu sonsuz aczine ve fakrına rağmen hem iç organlarındaki bütün faaliyetlerden hem de kâinattaki sonsuz icraatlardan hiçbir endişe duymaksızın hayatını sürdürmesi, ancak vicdanın Allah’ı bilmesi ve insana sahipsiz olmadığını bildirmesi sayesindedir.
Kalp ruhun bir duygusudur, yalnız kalp çok cami ve Allah’ın muhabbetine mazhar olacak kadar nahif ve latif bir mahiyettedir. Yani ikisini mukayese etmek yanlış olur. Ruh esas iken, kalp onun ile kaim ve onun bir hassesidir. Bizim bu duyguların mahiyetini bilmemiz mümkün değildir; ama eserlerini ve varlığını kati olarak görüyoruz. Zaten ayette ruh hakkında pek az bir malumat verildiği ilan ediliyor. Onun için mahiyetine değil, varlık delilleri üzerine kafa yormak gerekiyor.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü