CEMALE MUHABBET

“ … Fıtrat-ı beşeriyede cemâle karşı bir muhabbet ve kemâle karşı perestiş etmek ve ihsana karşı sevmek vardır.”(1)

Nîmete karşı şükürle mukabele etmek ve o nîmetleri veren zâta minnettar olmak insanın yaratılışında vardır. Nimet daimî olursa, şükrün de yine daimî olması gerekir.

Cennette namaz, oruç, hac gibi ibâdetler yoktur. Ancak, “cemâle karşı muhabbet, kemâle karşı meftuniyet, ihsana karşı da perestiş” görevi en ileri derecesiyle orada da vardır. Bu dünya, ahirete nispeten bir zindan hükmünde olduğuna, yine bu dünyadaki nîmetler cennet nîmetleri yanında gölge gibi zayıf kaldığına göre, şükür ve minnettarlık da orada çok daha mükemmel şekilde icra edilecektir.

Cennette tefekkür ibâdeti de en ileri derecede yapılacaktır. Kemâle meftun olan insan, bu dünyadaki mükemmel sanatlara hayran olduğu gibi, cennete ve onda sergilenen İlâhî sanatlara da meftun olacak, onları büyük bir zevk ve hayret ile tefekkür edecektir.

İnsanın yaratılışında ihsana karşı şükretme vardır. Karanlıkta yolunu görmesi için yoluna fener tutan arkadaşına teşekkürü ihmal etmeyen insan, güneşle aydınlanmasının şükrünü nasıl ihmal edebilir!?.

Kısa bir süre için arabasına bindiği arkadaşına teşekkür etmeyi unutmayan insan, yerküresi üzerinde her gün yirmi dört saat seyahat etmesinin şükrünü nasıl unutur!?.

İnsan kendisine gözlük hediye edene teşekkür eder de gözleri ihsan edene şükretmek nasıl aklına gelmez!?.

İçi ve dışı böyle binlerce, yüz binlerce nimetle sarılmış iken ve insan bunlardan aralıksız faydalandığı halde şükür etmeden nasıl rahat edebilir? Vicdanı nasıl tatmin olabilir!?.

(1) bk. Lem’alar, On Birinci Lem'a.

Yükleniyor...