HAYAT AHİRETTEN HABER VERİYOR

“Evet, mâdem bu kâinatın en mühim neticesi ve mâyesi ve hikmet-i hilkatı hayattır; elbette o hakikat-i âliye, bu fâni, kısacık, noksan, elemli hayat-ı dünyeviyeye münhasır değildir.”(1)

Bir ağacın her şeyiyle meyveye göre yaratılması ve ona hizmet etmesi gibi, bu kâinat da hayatı meyve verecek şekilde yaratılmıştır ve her şeyiyle hayata hizmet etmektedir. Burada “hayat” denilince, öncelikle, insan hayatı hatırlanır. İnsandan önce yaratılan hayvanlar ve bitkiler de kâinatın bir neticesi olmakla birlikte, Üstad!ın ifadesiyle; nebatat (bitkiler) bu kâinat ağacının yaprakları, hayvanat çiçekleri hükmündedirler. İnsan ise meyve durumundadır.

Melekler de hayat sahibi olmakla birlikte, onların yaratılmaları bu kâinattaki sebeplere bağlanmamıştır. Doğrudan “ibda” yoluyla, yani yoktan, vücûda gelirler. Kâinatın tümü ve onda vazife gören bütün sebepler ise, “inşa” yoluyla yaratılmışlardır. Dolayısıyla, bu sebeplerin istimal edildikleri varlıklar da inşa yoluyla, kademeli olarak yaratılırlar. Bunun bir örneği bizim yaratılışımızda da görülmektedir. Ruhumuz, ibda ile yoktan yaratılmıştır. Bedenimiz ise inşa yoluyla yaratılmıştır ve sebepler âlemiyle bağlantılıdır. Anne ve babamızdan, kâinata kadar uzanan bir sebepler zincirine bağlıdır. Annemiz o zincirin son halkasıdır.

“Maye” kelimesi, doğrudan insana bakar ve “Allah’ın ilk yarattığı mahlûk benim nurumdur.”(2) hadis-i şerifinde ifadesini bulur.

Mesnevî-i Nuriyede “Nur-u Muhammedîden yaratılan bir madde-i aciniyeden semâvât ve arzın infisal ettirildiği” ifade edilir. Nur-u Muhammedî canlı, hayattar bir varlıktır. O mayeden yaratılan bu kâinat da, farklı mertebelerde de olsa, hayat sahibidirler.

“Binler muhtelif âlemleri tazammun eden kâinatın çekirdek-i aslîsi ve menşei, kuru bir madde olamaz.”(3)

Üstadımız, “Bence küre hayvandır.”, “hayat sahibidir” buyurmakla, bu gerçeği dile getirir.

Cansızlar âleminde hayatın alâmeti, atomların ve kürelerin hareketleridir. Zira hareket hayattan haber verir.

Bitkiler yarı canlı, hayvanlar ise canlıdırlar.

Hayat kavramını bir ağaç olarak düşündüğümüzde, bu ağacın en mükemmel meyvesi “insan hayatıdır.”

“Hikmet-i hilkat” ifadesine gelince, bu kâinat hayat için yaratılmıştır. Kâinatın yaratılış gayesi hayattır ve özellikle de insan hayatıdır.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, Beşinci Nükte.
(2) bk. Aclunî, 1/265-266.
(3) bk. Sözler, Otuz Birinci Söz, Üçüncü Esas.

Yükleniyor...