TEMSİLDEN HAKİKATA

“Vacibü'l-Vücud, zatında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef'alinde de benzemiyor.”(1)

Buna göre, Allah’ın varlık âlemini yaratması ve onlardaki icraatı, ne güneşin eşyayı aydınlatmasına benzer, ne yerküresinin üzerindeki eşyayı çekip tutmasına ve ne de insanların uyduları yerden yönetmelerine. Bunlardan sonsuz derece farklıdır. Allah’ın yarattığı bu varlıklar, O’nun ihsanıyla, O’nun verdiği kuvvet ve kudretle böyle harika işler sergiliyor ve bu icraatlarını gayet kolay yapıyorlar. Elbette Allah, bütün eşyayı bu misallerin çok ötesinde bir mükemmellik ve kolaylıkla yaratır, sevk ve idare eder.

Böyle düşünmeyip de misâlle hakikat arasında doğrudan bir ilgi kurmaya kalkışmak insanı yanlış yola götürebilir.

Nur Külliyatı'ndan bir temsil:

“Bir tek zât, muhtelif merâya vasıtasıyla küllîyet kesbeder. Cüz'î-yi hakikî iken, umumî şuunata mâlik bir küllî hükmüne geçer.”(2)

Yani, bir tek şahıs, kendisi cüzi bir fert olduğu halde farklı aynalar yoluyla küllîleşir, bir anda çok işler görebilir. Bunun günümüzde en açık örneği televizyon programlarıdır. Orada konuşan bir tek şahıstır, her ekran bir ayna kabul edilirse, o konuşma milyonlarca farklı mekânda, farklı kişilerce seyredildiğinde, o şahıs sanki külliyet kazanmış, milyonlarca şahsa birlikte hitap etmiştir.

Bir âlimin eserlerini de onun ilminin birer aynası olarak kabul edebiliriz. O tek şahıs kitabını okuyan her kişiyle sohbet etmiş gibi olur ve sohbeti külliyet kazanır.

Üstat Hazretleri “bir tek zâtın, muhtelif aynalar vasıtasıyla külliyet kazanmasına” Güneşi misal olarak veriyor. Güneş tek bir varlıktır ama şeffaf şeylerdeki tecellileri sayılamayacak kadar çoktur. Yeryüzünü akisleriyle doldurur. Denizlerden, damlalardan, bütün gözlere kadar sayısız eşyada tecelli eder; onlar üzerinde iş görür. Buna bitkiler âlemini de kattığımızda, güneş bir anda birbirinden ayrı sonsuz denecek kadar çok işi birlikte görmektedir.

Allah’ın semâ ordusundan bir nefer olup nur isminin kesif bir gölgesine mazhar olan Güneş, bir anda bu kadar farklı işleri karıştırmadan, yorulmadan, büyük-küçük, az-çok fark etmeksizin, son derece kolay yaparsa, elbette O’nu yaratan Allah’ın bu varlık âlemindeki icraatları son derece kolay olur, bir iş bir işe mani olmaz, büyük-küçük, yakın-uzak farkı söz konusu değildir.

Güneş'in sıfatları hükmünde olan ışığı, harareti ve renkleri bütün eşyayı kapladığı gibi, Cenâb-ı Hakk’ın da sonsuz ve muhit olan sıfatları bütün mahlûkatı kuşatmıştır.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Zerre.
(2) bk. Sözler, On Altıncı Söz.

Kategorileri:
Okunma sayısı : 815
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...