Block title
Block content

MUSLİHİDDİN SÖNMEZ

 

 Bediüzzaman'ın avukatlarından, Ziya Sönmez'in oğlu, Hasan Feyzi  Yüreğil'in yakın talebesidir. 1921'de Salihli'de doğdu.

İstanbul'da Üstad'la görüşme

1952 senesinde, henüz vazifesinin ilk senelerinde iken, İstanbul Sirkeci Akşehir Palas Otelinde Bediüzzaman Said Nursî'nin bulunduğunu işitince kalbi heyecan ve sevinçle dolmuştu Muslihiddin Sönmez'in.

Ellerinde bavullarla, dilinde dualarla, Akşehir Palas Otelinin bir odasında yer bulabilmenin ümitleriyle doluydu. Ya yer bulamazsa ne olacaktı? Havf ve reca arasında otelin yolunu tutmuştu. Maksadı, otele yerleştikten sonra, tecessüslü bakışlardan kurtularak, babasından sitayişle, hürmet ve sevgi ile dinlediği "Bediüzzman" namındaki  muhteşem şahsiyete  mülaki olmaktı.

Otele geldiğinde boş oda sormuştu. Bu soruştaki  heyecan ve  iştiyak az sonra tatlı bir sükûnet  ve sevince dönüşmüştü. Otelde boş oda vardı. Hem de Bediüzzaman'ın kaldığı odaya çok yakın bir oda boştu.

Muslihiddin Sönmez Bey, otele yerleştikten sonra, akşamın sakin ve tenha vakitlerini bekliyordu artık. Nihayet Bediüzzaman'ın kapısını tıklatarak huzura kabul edildi. O günden sonra sık sık, hemen her gün akşam üzeri Bediüzzaman'la mülâki oluyordu.

"Türk-Kürt ayrılığı yok"

Muslihiddin Sönmez, Bediüzzaman'la olan hatıralarını bütün samimiyetiyle anlatıyordu:

"Üstada sorduğum suallere cevaplar almanın bahtiyarlığını duyuyordum. Bana şunları anlatmıştı:

"Bana eskiden Said Kürdî derlerdi. Ben Kürtçü değilim. Müslüman bir kimse kavmiyetçi olamaz. Türk-Kürt yok. İslâmlık hepsini birleştirmiştir. (Ellerini birleştirerek, birliğe işaret etti.)

"Ben nasıl Kürtçü olabilirim? Ben Kur'ân'da Türklere dair işaretler bulunduğunu, tefsirimde zikretmişimdir.'

"Ayrıca eserlerine temas ederek, 'Risale-i Nurlar mirî malıdır. Herkes ondan istifade edebilir.' dedi.

"Ben kendisini ne yiyip ne içtiğini, nasıl yaşadığını merak ediyordum. Zihnimden geçen bu hususları daha kendisine sormadan, bu mevzulara girdi. İktisadın ehemmiyetinden bahsetti. Kendisi pek az yiyip içiyordu, bir parça kuru ekmek ve  kaynayan çay, onun günlük maişetiydi. 'Kur'ân'ın iktisat emrine uymaya çalışıyorum.' derdi.

 Allah'a giden üç yol

"Denizli'de Nureddin Topçu ile ziyaret ettiğimizde Allah'a giden üç yoldan  ve bu yolların en ehemmiyetlisinden bahsetti. Bu üç yolu şöyle sıraladı:

"Felsefe, bilim, din...

"Birinci yol,  yerin altından tünel kazarak gitmektir.

"İkinci yol, yerin üstünden yürümektir.

"Üçüncü yol ise, en kısa ve süratlidir ki, uçarak gitmektir. İşte bu yol din yolu, Kur'ân yoludur."

Bediüzzaman bu görüşmelerde Muslihiddin Sönmez'e iltifatlar da bulunuyor: "Kalbini muhafaza et. Nazarımda sen on şeyhden daha hayırlısın!" diyordu.

(Son Şahitler kitabının, dördüncü cildinden derlenmiştir...) 

Paylaş
Yükleniyor...