FAİZ, SADAKA, ZEKAT

"Â’mâl-i mâliyenin kutbu zekâttır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"Zekât İslâm’ın kantarası, yani köprüsüdür." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"İnsanların heyet-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"Tabakalar arasında musalâhanın temini ve münâsebetin tesisi, ancak ve ancak erkân-ı İslâmiyeden olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"Zekât, her şahıs için sebeb-i bereket ve dâfi-i beliyyattır. Zekâtı vermeyenin, herhalde elinden zekât kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir, ya bir musibet gelip alacaktır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, İkinci Mebhas)

"Beşerde, havas ve avâm, iki tabaka var. Havastan avâma merhamet ve ihsan; ve avâmdan havâssa karşı hürmet ve itaati temin edecek, zekâttır." (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup, İkinci Mebhas)

"İslâmiyet, havastan ziyade, avâmın tahassüngâhı olmuştur. Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ ile, havassı, âvâmın üstünde müstebit yapmak değil, bir cihette hâdim yapıyor." (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Kısım)

"Acaba hakikat-i İslâmiyenin binler mesâilinden yalnız zekât meselesi, düstûr-u medeniyet ve muavenet olursa, bu belâya ve yılanın yuvası olan maişetteki müthiş müsavatsızlığa devâ-i şâfî olmayacak mıdır? Evet, en mükemmel ve bozulmaz bir deva olacaktır." (Muhakemat, Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme)

"Vücub-u zekât ve hurmet-i ribâ, karz-ı hasen şerâit-i sulhiyedir. Şu ribâ taşını altından çeksen, şu zâlim medeniyet kasrı çökecektir." (Rumûz)

"Evet, zekât vermek ve iktisat etmek, malda bittecrübe sebeb-i bereket olduğu gibi, israf etmekle zekât vermemek, sebeb-i ref-i bereket olduğuna hadsiz vakıat vardır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Yedinci Nükte)

"Bütün ihtilâlât ve fesadın asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menbaı, tek iki kelimedir. Birinci kelime: “Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne.” ... Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devâsı var ki, o da vücub-u zekâttır." (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri)

"Zekâtın vücub-u kat'îsinde ve onun kabîlesi olan sadakaya ve karz-ı hasene davet-i Kur'anîden ve ribanın vesailiyle beraber hurmet-i şedidesinde azîm bir hikmet, âlî bir maslahat, vasi bir rahmet vardır." (İşârât)

"Vücub-u zekât ile hurmet-i ribaya müraat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-yı rahim kalmaz." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 3. âyetin Tefsiri)

"Sadaka nasıl mal ile olur; ilim ile dahi olur, kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Birinci Şua, İkinci Suret, Birinci Nokta)

"Kavga kapısını kapamak için banka (ribâ) kapısını kapayınız." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Üçüncü Şua, İkinci Cilve)

"Beşer hayatını isterse envâ-ı ribâyı öldürmeli." (Sözler, Lemeât)

"Kur’ân’ın adaleti bâb-ı âlemde durup ribâya der “Yasaktır; hakkın yoktur, dönmeli.” Dinlemedi bu emri, beşer yedi bir sille. Müthişini yemeden bu emri dinlemeli." (Sözler, Lemeât)

"Ezkiya zekâvetlerinin zekâtını ve ağniya, velev zekâtın zekâtını milletin menfaatine sarf etseler, milletimiz de başka milletlere yolda karışabilir." (Münâzarat)

"İanât-ı milliye-i İslâmiye denilen nüzur ve sadakât, zekâtın ammizâdeleridirler. Asabiyetini çekerler, hizmette yardım edecekler." (Münâzarat)

"İslâmiyette en büyük kebîre olan ribâyı, vesâiliyle ilga etmektir. Adalet-i Kur’âniye âlem kapısında durup, ribâya “Yasaktır, girmeye hakkın yoktur” der." (İşârât)

"Ribâ İslâma zarar-ı mutlaktır." (Sözler, Lemeât)

"Ribâ atâlet verir, şevk-i sa’yi söndürür." (Sözler, Lemeât)

"Öşür, şer’î zekâttır. Zekât ise, müstehaklaradır." (Kastamonu Lâhikası, 165.Mektup)

"Sadakaya muhtaç olacak derecede tasaddukta israf etmemektir." (İşârât)

"Kendi malından vermeli; yoksa Ali’den alıp Veli’ye vermemeli." (İşârât)

"Minnet etmemektir." (İşârât)

"Öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa sefâhete sarf edenlere sadaka makbul olmaz." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule, Birinci Şua, İkinci Suret, Birinci Nokta)

Okunma sayısı : 4.322
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...