ORUÇ VE RAMAZAN-I ŞERİF

"Ramazan-ı Şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir. Hem şeâir-i İslâmiyenin âzamlarındandır." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Birinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte ehl-i iman birden muntazam bir ordu hükmüne geçer." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Birinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifteki oruç; hakikî ve halis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, İkinci Nükte)

"Zenginler fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Üçüncü Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi malik değil, memlûktür; hür değil abddir. Emir olunmazsa en âdi en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rubûbiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakiki vazifesi olan şükre girer." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Dördüncü Nükte)

"Ramazan-ı Şerifteki oruç, en gafillere ve mütemerridlere, zaafını ve aczini ve fakrını ihsas ediyor." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Beşinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor. Öyle bir mescid ki, milyonlarla hâfızlar, o mescid-i ekberin köşelerinde o Kur’ân’ı, o hitab-ı semâvîyi arzlılara işittiriyorlar." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Altıncı Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Yedinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerif bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır. Evet, birtek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Yedinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerif adeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet münbit bir zemindir." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Yedinci Nükte)

"Orucun ekmeli ise; mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazât-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani muharremattan, mâlâyaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevk etmektir." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Yedinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte, oruç vasıtasıyla bir nev’i perhize alışır, riyâzete çalışır ve emir dinlemeyi öğrenir. Biçare zayıf mideye de hazımdan evvel yemek yemek üzerine doldurmakla hastalıkları celb etmez. Ve emir vasıtasıyla helâli terk ettiği cihetle, haramdan çekinmek için akıl ve şeriatten gelen emri dinlemeye kabiliyet peyda eder. Hayat-ı mâneviyeyi bozmamaya çalışır." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Sekizinci Nükte)

"Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilacı oruçtur." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Sekizinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifte mü’minler derecâtına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevî sürurlara mazhar oluyorlar. Kalp ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar mâsumâne gülüyorlar." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Sekizinci Nükte)

"Ramazan-ı Şerifteki oruç doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım, Dokuzuncu Nükte)

"Şehr-i Ramazan, leyle-i Kadri ihata ettiği için, kendisi de ömür içinde bir leyle-i Kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar." (Barla Lâhikası, 223.Mektup)

"Ramazan’da, akıldan ziyade kalb hissedardır, ruh hareket eder." (Yirmi Dokuzuncu Mektup, Birinci Risale olan Birinci Kısım)

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...