Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÂDİŞ: f. Ateş, nar.
İçerisinde 'ÂDİŞ' geçenler
AHADÎ HADİS: Rivâyet eden bir veya iki koldan olan veya mütevatir mertebesinde olmayan hadis demetir. İştihar haddine yetişmeyen hadistir. Şartları tamam olursa zann-ı galib ifade eder, muktezası ile amel vâcib olur. (Muvazzah İlm-i Kelâm)
AHADİS: (Bak: Ehâdis)
ALE-L-HADİSE: Gölge hâdise. (fr. epiphenomene)
AYB-I HÂDİS: Huk: Satılan eşya müşteri elinde iken ârız olan ayıb. (Müşterinin satın aldığı kumaşı kesip biçmesiyle meydana gelen hâl gibi)
CADİS(E): Viran, harap, yıkık. * Çorak, kurak, işlenmemiş, ekilmemiş toprak, gelir getirmeyen boş arazi.
CERİDE-İ HAVÂDİS: 1840'da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete.
DÂDİSTAN: f. Bir işte ortak olma. * Bir işe razı olma.
EHADİS: Hadisler. Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) sözleri, hareketleri ve emirlerini bildiren hakikatler. (Bak: Hadis)
EHADİS-İ KUDSİYE: (Bak: Hadis-i Kudsî)
EHADİS-İ MERFUA: (Bak: Hadis-i Mürsel)
EHADİS-İ MEVZUA: (Bak: Hadis-i Mevzu')
EHADİS-İ MÜRSELE: (Bak: Hadis-i Mürsel)
EHADİS-İ SAHİHA: (Bak: Hadis-i Sahih)
EVRAK-I HAVÂDİS: Cerideler, gazeteler.
EYMEN VÂDİSİ: Musa'nın (A.S.) tecelliye mazhar olduğu Tûr Dağı'ndaki vadi.
FERADÎS: (Firdevs. C.) Cennetler, firdevsler. * Bahçeler.
HÂDİS: Yeni. Sonradan olan şey. Değişen. Hudus eden.
HÂDİS-ÜS SİNN: Yaşı taze. Genç delikanlı.
HADÎS: Her söylenişinde yeni haber gibi dinlenmeğe lâyık. Peygamberimizin (A.S.M.) sözü, emri ve hareketi. Sünnet-i Nebeviyye. Hadisten bahseden ilim. (Bak: Tevâtür)
HADÎS-İ Bİ-L MA'NA: Kelâm itibarı ile değil de mânaca doğru olan hadis.
HADÎS-İ KUDSÎ: Mânası Peygamberimiz'e (A.S.M.) vahy veya ilham edilen, kelimesi kendisinden sudur eden kudsî kelâm.
HADÎS-İ MEŞHUR: (Bak: Meşhur)
HADÎS-İ MEVZU': Başkası tarafından söylendiği hâlde Peygamberimize (A.S.M.) isnad edilen hadis. Muan'an veya senedlerle tesbit edilmemiş hadistir. Manası yanlış demek değildir.
HADÎS-İ MUALLAK: Senedinin yalnız ibtidasından bir veya birkaç ravisi hazf edilmiş olan hadistir. Meselâ: Bir zat kendi şeyhini ve şeyhinin şeyhini zikr etmeksizin onların fevkindeki râvilerden itibaren senedi zikr etse ta'likte bulunmuş olur. (Ist. Fık.K.)
HADÎS-İ MÜRSEL: Peygamberimiz'den (A.S.M.) işitildiği bildirilen hadis-i şerif.
HADÎS-İ MÜTEVATİR: Kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan cemaatlerin birbirinden ve ilk cemaatin de bizzat Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan rivâyet ettiği Hadis-i şeriftir. (İlm-i yakîni ifade eder. "Bu hadis-i şerif Peygamber'den (A.S.M.) sâdır olmuş mu?" demeğe imkân kalmaz).
HADÎS-İ SAHÎH: Hakkında şüphe edilemiyen ve doğru senetlere ve râvilere isnad edilerek müsbet olarak kat'i bilinen hadis-i nebevidir.
HADÎS-İ ŞEYHEYN: En muteber ve büyük hadis âlimlerinden İmam-ı Buharî ve İmam-ı Müslim'den rivayet edilen hadis-i şerif.
HÂDİSAT: (Hâdise. C.) Yeni olan şeyler. Hâdiseler.
HÂDİSE: (C.: Hâdisat, Havadis) Vâkıa, olay. Yeni bir şey, ilk defa olan. Haber.
HÂDİŞE: Derisi parçalandığı halde kan çıkmayan yara.
HANADİS: (Hındıs. C.) Musibetler. * Karanlık geceler. * Şiddetli hâller.
HAVADİS: (Hâdise. C.) Yeni hâdiseler, yeni sözler. * Alâka ile karşılanan haberler.
HİSS-İ SÂDİS: Altıncı hiss, altıncı duygu.(Kalb ile vicdan, mahall-i iman. Hads ile ilham, delil-i iman. Bir hiss-i sâdis, tarik-ı iman. Fikr ile dimağ, bekçi-i iman) (Lemaat. dan)
HADÎS-İ MEŞHUR: (Bak: Meşhur)
İLM-İ HADİS: (İlm-i Rivayet - İlm-i Ahbâr - İlm-i Âsâr) Resulüllah'ın (A.S.M.) akvâli (sözleri), ef'ali ve hallerine dâir ilimdir. Ehl-i hadis ıstılahında; tarihe ve siyere dâir hadis-i şeriflere bazan İlm-i Hadis-ül Halk, bazan da Sîre (Sîret) tabir edilir. (Bak: Hadis)
İMZA-Yİ PADİŞAHÎ: Padişahın imzası. Osmanlı Padişahları tarafından vaktiyle hükümdarlara yazılan name-i hümayunların kenarlarına altun yaldızla imza konurdu. Bunlara imza-yı padişahî denilirdi.
KALKADİS: Siyah boya.
KÜTÜB-Ü SİTTE-İ HADİSİYYE: Hadise dair altı Kitab. Bu eserler en çok tetkik edilmiş, en sahih, en doğru ve mu'teber hadis kitablarıdır.1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî'dir. Sahih hadisleri tesbit için İslâm ilim merkezlerini dolaşmış, hadis âlimlerinden istifade etmiştir. Cumhurun telâkkisine göre Kur'an-ı Kerim'den sonra en sahih kitab ve ilim menbaıdır. Hicri 256'da vefat etmiş olup bu mezkur kitabında 7395 adet hadis nakletmiştir.2- Sahih-i Müslim. Müellifi: İmam-ı Müslim bin El-Haccac. (Hi: 204-261) Kitab-üs-sahihini yüzbin hadisten seçmiş ve onbeş senede vücuda getirmiştir. Mezkûr eserinde 2775 hadis nakletmiştir.3- İbn-u Mâce (Sünen-i İbn-i Mâce). Müellifi: Ebu Abdullah Muhammed Yezidi Kazvinî'dir. Vefatı: Hicri 273 senesidir.4- Ebu Dâvud (Sünen-i Ebu Dâvud 4800 hadisi muhtevidir) Müellifi : Ebu Davud Süleyman Es-Sicistânî'dir. Hicri 275'e kadar yaşamıştır. Câmi-üs-Sünen isimli kitabı meşhurdur. 500 bin hadis hıfzetmiştir. İslâm hukukçuları arasında çok mühim yeri vardır.5- Tirmizî: (Sünen-i Tirmizî). Müellifi: Hâfız Ebu İsa et-Tirmizî olup, hicri 275 de vefat etmiştir.6- Nesaî: (Sünen-i Nesaî) Müctebâ da denir. Müellifi Hâfız Ebu Nesaî olup Hicri 303 tarihine kadar yaşamıştır.Buharî ile Müslim Hadis Kitablarına: "Sahihân"; diğer dört Hadis kitabına da: "Sünen" tabir edilir.
MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞHUR: Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir.
MUHADİŞ: Zahmet, ıztırab ve sıkıntı verici. Tırmalayıcı.
MUHALEFET-ÜN Lİ-L HAVADİS: Cenab-ı Hakk'ın ne zâtında ne sıfâtında (mevcud olsun, mevhum olsun, muhayyel olsun), hiç bir şeye hiç bir cihette benzememesi.
MEŞHUR HADİS VEYA HADİS-İ MEŞH: Asr-ı evvelde, Ahâdi hadis kabilinden iken ikinci asırda iştihar edip, kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan bir cemaat tarafından rivâyet olunan hadis. İlm-i yakin derecesinde karib bir surette kalbe itmi'nan verir.
NAKL-İ HADİS: Hadis-i şeriflerin nakledilmesi.
NASS-I HADİS: Hadisin açık, gerçek ifadesi. Muhtemeli olmayan sağlam mânaya delâlet eden lâfız. Delil mânâsına olan "Nass-ül fukaha" bundan alınmıştır.
PADİŞAH: (Pâdşâh) f. Büyük hükümdar, sultan. Cihan sahibi. Zararı def' eden, ıslah eden, muslih.
PADİŞAH-I SÂNİ: İkinci padişah.
PADİŞAHÎ: f. Padişahla ilgili, padişaha ait.
PADİŞAHÎ: f. Padişahla ilgili, padişaha ait.
RAVİ-İ HADİS: Hadis rivayet eden.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂDÎ : Üstünlük farkı olmayan. Kıymetsiz. * Her zamanki. * Âd kavmine âid.
AD : İsim, nam, şöhret, şan, itibar, haysiyet.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...