Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÂKİB: Çok fazla.
AKİB: Ayağın ökçesi. Adamın evlâdı, evlâdının evlâdı.
AKÎB: Bir şeyin ardından gelen. Arkası sıra giden.
ÂKİB: Kendisinden sonra peygamber gelmeyen Hz. Hâtem-ül Enbiyâ Peygamberimiz Resul-ü Ekrem (A.S.M.)
Bir diğerinin arkasından gelen.
ÂKİBE(T): Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
ÂKİBET-ÜL ÂKİBE: Akibetin âkibeti.
Neticenin sonu.
Ahiret.
ÂKİBET-ÜL EMR: Bir işin neticesi, sonu.
ÂKİBET-BİN: f. İleri görüşlü. Sonunu evvelden gören.
ÂKİBET-BİNÎ: f. Tedbirlilik, neticeyi önceden görüp düşünme.
ÂKİBET-ENDİŞ: f. Geleceği için endişe eden. İstikbâlini düşünen. Akibetini düşünen.
İçerisinde 'ÂKİB' geçenler
ÂKİBE(T): Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
ÂKİBET-ÜL ÂKİBE: Akibetin âkibeti. * Neticenin sonu. * Ahiret.
ÂKİBET-ÜL EMR: Bir işin neticesi, sonu.
ÂKİBET-BİN: f. İleri görüşlü. Sonunu evvelden gören.
ÂKİBET-BİNÎ: f. Tedbirlilik, neticeyi önceden görüp düşünme.
ÂKİBET-ENDİŞ: f. Geleceği için endişe eden. İstikbâlini düşünen. Akibetini düşünen.
ANÂKİB: (Ankebut. C.) Örümcekler.
EHL-İ TAKİB: Takip edenler, peşinden gidenler.
HAKÎBE: Heybe.
HÜSN-Ü ÂKİBET: İyi netice.
İKTİRAN-I KEVAKİB: Ast: İki gezegenin zâhiren birbirine yakın bir mevziye gelmeleri veya aynı burçta bulunmaları.
İLTİMA-İ KEVAKİB: Yıldızların parıldaması.
KEVAKİB: (Kevkeb. C.) Yıldızlar.
KEVAKİB-ŞİNÂS: f. Müneccim.
KEVAKİB-ŞİNÂS: f. Müneccim.
ME'MUN-ÜL ÂKİBE: Akibetinden emin. Sonu emin, korkusuz.
MENAKİB: (Menkeb. C.) Yollar. * Omuzlar.
MERAKİB: (Merâkibe) (Araba, at, kayık, vapur gibi) binecek vasıtalar. Merkebler.
MERAKİB-İ BAHRİYE: Vapur, gemi, tekne, kayık vs. gibi deniz nakil vâsıtaları.
MERAKİB-İ BERRİYE: Araba, otomobil, kamyon, at vs. gibi kara nakil vasıtaları.
MEVAKİB: (Mevkib. C.) Cemaatler, kalabalıklar, güruhlar, topluluklar.
MÜNSAKİB: Delinen. İnsikab eden.
MÜSTETBEAT-ÜT TERAKİB: Sözdeki birbirine bağlı, işaretli mânalar.
MÜTEAKİB: (Bak: Müteakıb)
MÜTERAKİB: (Rükub. dan) Kiremit gibi birbiri üstüne binmiş olan.
NAKİB: Vekil. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Halkın hayırlısı. * En eski derviş veya dede. * Müfettiş.
NAKİBE: Akıl. Nefs. * İnsan ruhu.
Nİ'ME-R RAKİB: Ne iyi gözetici, koruyucu.
RAKİB: (Rekabet. den) Daima görüp kontrol eden, gözeten. * Bekçi. * Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. Rekabet edenlerin beheri. * Esma-i Hüsna'dandır.
RAKİB: Binen. Binici. * Herhangi bir nakil vasıtasına binmiş olan.
RAKİBAN: (Rakib. C.) f. Rakibler. Birbirleriyle yarışanlar. * Bekçiler.
RAKİBEN: Binmiş olarak, binerek.
SAKİB: (Sâkibe) Dökülen.
TERAKİB: (Terkib. C.) Terkibler. * Gr: İki veya daha çok kelimeden meydana gelen birleşik kelimeler. Tamlamalar.
VÂKİB: Ayak üstüne duran kişi.
VAKÎB: At yürürken karnı içinden işitilen ses.
YEAKİB: (Ya'kub. C.) Erkek keklikler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂKİBE(T) : Bir şeyin sonu. Nihayet. Netice, sonuç.
AKİ : (Akk. dan) İsyan eden, başkaldıran, âsi.
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...