Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ÂLÂT: (Âlet. C.) Vasıtalar. Âletler.
ÂLÂT-I BASARİYE: Gözle alâkalı gözlük, dürbün gibi optik âletler.
ÂLÂT-I CÂRİHA: Yaralayıcı âletler.
ÂLÂT-I HARBİYE: Harb âletleri, silâhlar.
ÂLÂT-I KATIA: Kesici âletler.
ÂLÂT-I NARİYYE: Ateşli silâhlar.
ÂLÂT-I RASADİYYE: Meteoroloji ve astronomi araştırmalarında kullanılan âlet ve cihazlar.
ÂLÂT-I TAB'İYYE: Baskı âletleri. Matbaa levâzımatı.
ALATURKA: İtl. Türkvari, Türk usulü, Osmanlı usulü.
İçerisinde 'ÂLÂT' geçenler
ADALAT: (Adale. C.) Adaleler.
ADEM-İ MÜBÂLÂT: Dikkatsizlik.
ÂLÂT-I BASARİYE: Gözle alâkalı gözlük, dürbün gibi optik âletler.
ÂLÂT-I CÂRİHA: Yaralayıcı âletler.
ÂLÂT-I HARBİYE: Harb âletleri, silâhlar.
ÂLÂT-I KATIA: Kesici âletler.
ÂLÂT-I NARİYYE: Ateşli silâhlar.
ÂLÂT-I RASADİYYE: Meteoroloji ve astronomi araştırmalarında kullanılan âlet ve cihazlar.
ÂLÂT-I TAB'İYYE: Baskı âletleri. Matbaa levâzımatı.
ALATURKA: İtl. Türkvari, Türk usulü, Osmanlı usulü.
ALEYHİSSALATÜ VESSELAM: Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır.
BALATER: f. Pek yüksek, daha yüksek.
DELALAT: (Delâlet. C.) Delâletler, alâmet olmalar,yol göstermeler, kılavuzluklar.
EDA-YI SALÂT: Namazı vaktinde kılma.
ERKÂN-I SALÂT: Namazın rükünleri.
EVKAT-I SALÂT: Namaz vakitleri.
EYALAT: (Eyâlet. C.) Valilerin idareleri altında olan memleketler, vilâyetler.
FAZALAT: Necasetler, kazuratlar, murdarlıklar, pislikler.
GALAT: Hata. Yanlış. * Kaideye uymaz söz.
GALAT-I BASAR: Görme duyusunun yanılması. (Meselâ: Su içine batırılmış olan bir çubuğun, kırılmış gibi görünmesi.)
GALAT-I MEŞHUR: Yanlış olduğu hâlde herkes tarafından kullanılan kelime veya terkib.
GALAT-I RÜ'YET: Renk körlüğü. Bir rengi, aslından başka renkte görme. *Görme bozukluğu.
GALAT-I TAHAKKÜMÎ: Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bir mânâda kullanmak.3- Gramere ait kaide hatası yapmak. Meselâ: Zen merde, civân pîre, keman tîrine muhtaçEczâ-yı cihân cümle biri bîrine muhtaçbeytindeki "bîr" kelimesinin hecesi uzatılarak galat-ı tahakkümî yapılmıştır.
GALATAT: Galatlar, hatalar, yanlışlar.
GALAT-GÛ: f. Yalan yanlış söyleyen.
GALAT-NÜVİS: f. Yalan yanlış yazan, yanlış tesbit eden.
HALAT: (Hâlet. C.) Haller. Suretler. Keyfiyetler.
HALAT: Kalın ip, gemi ipi.
HALAT: (Hâle. C.) Halalar. Babanın kız kardeşleri. Arabçada: Ananın kız kardeşleri. Teyzeler.
HAYALÂT: (Hayal. C.) Hayaller, hülyalar.
HAYALÂT-I ÂLİYYE: Yüksek ve âli hayaller.
İDHALÂT: (İdhal. C.) Memleket haricinden eşya ve mal getirmek.
İGFALAT: (İgfal. C.) İğfal etmeler, kandırmalar, aldatmalar.
İHTİFALAT: (İhtifal. C.) Törenler, merasimler. * Cenaze alayları.
İHTİLALAT: (İhtilâl. C.) Ayaklanmalar, isyan etmeler, ihtilaller.(Bütün ihtilalât ve fesadın aslı ve mâdeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menbaı tek iki kelimedir. O iki kelimenin imtizacından bomba gibi küre-i arz patladı. Ve izdivacından medeni insanlardan canavarlar doğdu.Birinci kelime : "Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!."İkinci kelime: "İstirahatım için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim."Merhametsiz nefis-perest olan birinci kelime-i gaddâredir ki, âlem-i insanı zelzeleye getirip kıyameti kopmak üzeredir. Şu kelimenin ırkını kesecek tek bir devası var ki; o da zekâttır ve zekâtın mükemmili olan sadakadır. Ve onun mütemmimi olan karz-ı hasendir.Haris, hodgâm, zalim olan ikinci kelimedir ki, beşerin terakkiyatını öyle sarsıyor ki, herc ü merc ateşine atmak üzeredir. Şu dahiye-i dehyânın tek bir devası var. O da hürmet-i ribadır ve faizin bütün vesailini hayat-ı içtimaiyeden ref' etmektir... Adalet-i Kur'aniye âlem kapısında durup ribaya: "Yasaktır, girmeğe hakkın yoktur" der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi, daha müthişini yemeden dinlemeli!.. M.)
İHTİMALAT: (İhtimal. C.) İhtimaller. Olması mümkün olan şeyler.
İHTİMALAT-I BAİDE: Uzak ihtimaller.
İHTİMALAT-I KARİBE: Yakın ihtimaller.
İHTİMALAT-I KESİRE: Pek çok ihtimaller.
İHTİYALAT: (İhtiyal. C.) Düzenler, hileler, aldatmalar, oyunlar.
İ'MALAT: Bir memlekette veya bir fabrikada yapılan işler ve eserler.
İMALAT: (İmale. C.) İmaleler. Meylettirmeler. Eğmeler.
İNFİALAT: (İnfial. C.) İnfialler. Gücenmeler. Aksi te'sirler. Teessürler. * Hareketlenmeler. Teessür ve hareketler.
İNFİSALAT: (İnfisal. C.) Yerinden ayrılmalar. * Azledilmeler.
İRSALAT: (İrsal. C.) Göndermeler. Gönderilen şeyler.
İSTİDLALAT: (İstidlal. C.) İstidlaller. Muhakemeler.
İSTİHALAT: (İstihale. C.) Değişmeler, başkalaşmalar.
İSTİHSALAT: (İstihsal. C.) Üretilen şeyler. Bir memleketin veya fabrika gibi faaliyet merkezlerinin çıkardığı, yetiştirdiği şeyler.
İSTİ'MALAT: (İsti'mal. C.) Kullanışlar. Kullanmalar.
İŞTİALÂT: (İştial. C.) Parlamalar, alevlenmeler, yanmalar, tutuşmalar. * Mc: Şiddetlenmeler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂLÂT-I BASARİYE : Gözle alâkalı gözlük, dürbün gibi optik âletler.
ALA : Bahşişler. Lütuflar. Nimetler. İhsanlar.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...