Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ÂLİC: | İki hörgüçlü büyük deve. Yumuşak nesne. Kırda bir kumlu yer. Alcân dedikleri otu yiyen deve. |
| ÂLİCAH: | (Ali-câh) f. Mevkii yüksek. Yüce mevkide bulunan. |
| İçerisinde 'ÂLİC' geçenler | |
| ÂLİCAH: | (Ali-câh) f. Mevkii yüksek. Yüce mevkide bulunan. |
| EMALİC: | (Ümluc. C.) Fidanlar, yapraklar, uzun yapraklı otlar. |
| FALİC: | Felce uğramış. * Vücudun bir kısmını veya her tarafını tutmaz hale koyan hastalık. * İsabeti çok olan ok. |
| FALİC: | f. Muzaffer, galib. Muvaffak. |
| HALÎC: | Liman. Boğaz. Kanal. Körfez. Koy. Denizin kara içine nehir gibi uzanmış kısmı. * Irmak. * Büyük çanak. * İp. * Deve ağzı. |
| HALÎC-İ FÂRİS: | Basra körfezi. |
| HALİC(E): | Hareket ettirme. Sarsma, oynatma. |
| HALİCE: | Pamuk eğiren. |
| HALÎCE: | İçinde hurma ıslanmış süt. * Üzüm sıkıntısı. |
| SAVALİC: | Cirit oynanan eğri sopalar. |
| VALİCE: | İnsanı şiddetle tutan bir hastalık. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ÂLİCAH : | (Ali-câh) f. Mevkii yüksek. Yüce mevkide bulunan. |
| ÂLİ : | Büyük, yüksek, şerif, celil, aziz olan. |
| ÂL : | Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend. |