| Kelime | Anlam |
|---|
| ANİF: | Sert, kaba. |
| ÂNİF: | Yakında geçen. Pek yakın geçmişte. |
| ÂNİF-ÜL BEYÂN: | Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan. |
| ÂNİF-ÜZ ZİKR: | Az önce bildirilen, biraz evvel tebliğ edilen. |
| ÂNİFE: | Gençlik çağının başlangıcı. |
| ÂNİFEN: | Yukarıda. Az önce, biraz evvel. |
| İçerisinde 'ÂNİF' geçenler |
|---|
| ÂNİF-ÜL BEYÂN: | Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan. |
| ÂNİF-ÜZ ZİKR: | Az önce bildirilen, biraz evvel tebliğ edilen. |
| ÂNİFE: | Gençlik çağının başlangıcı. |
| ÂNİFEN: | Yukarıda. * Az önce, biraz evvel. |
| DARABÂT-I ANİFE: | Şiddetli vuruşlar. |
| EBU HANİFE: | (Bak: İmam-ı A'zam) |
| FIKARÂT-I ANİFE: | Mezkur cümleler, yukarıda geçmiş olan cümleler. |
| HANİF: | İslâmiyetten evvel Allah'ın birliğine inanan ve Hz. İbrahim'in (A.S.) dininden olanların vasfı. * İslâmiyete kuvvetle bağlı olan ve ilmiyle âmil olan kimse. * Eğri. * Eski kötü hallerinden vazgeçip hakka ve doğruluğa yönelen. |
| HANİF: | Gururlu, mağrur, kibirli. * Dargın, küskün. |
| HANİFE: | Bir kabile ismi. |
| HANİFEN MÜSLİMEN: | Müslim ve hanif olarak. |
| KANİF: | İnsan cemaati. * Çok yağmur ve bulut. * Geceden bir parça. |
| KÂNİF: | Udul eden, dönen, yoldan çıkan. |
| SANİFE: | Bez kenarı. |
| TESANİF: | (Tasnif. C.) Eserler, kitaplar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ÂNİF-ÜL BEYÂN : | Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan. |
| ANİ : | Ansızın, birdenbire. Bir anda. Hemen. * Son derece kızgın. * Olgunlaşmış, kemale erişmiş. |
| AN : | En kısa bir zaman. Lahza. Dem. Cüz'i bir zaman. |